Journals / DİYALOG. Interkulturelle Zeitschrift für Germanistik / 2021 / Cilt: 9 - Sayı: 1
The Historical Development of German Translational Hermeneutics
- Pages
- 354–374
- DOI
- —
Abstract
When we examine the history of German translation studies, we see two main approaches that form the basis of current translation theories and approaches. The first one is the “Germanization” (Verdeutschung) method, which is the translation method that Martin Luther used while translating the Bible and which he turned into a theory. Luther’s Germanization method constitutes the foundation of today’s functional translation school of thought. The second main approach is Friedrich Schleiermacher’s “foreignizing translation” or “foreignization” method. This method is largely seen as the theoretical study behind today’s “translational hermeneutics” approach. With his article constituting a point of origin for the current translational hermeneutics approach, F. Schleiermacher was the first one to talk about the relationship between translation and hermeneutics. After F. Schleiermacher, hermeneutic translation approaches were proposed first by F. Paepcke, then by R. Stolze within the German translation circles; however, due to the influence of Functional Translation, the Descriptive Approach (DTS) and the Polysystem Theory, they were initially criticized for being abstract and failed to find their way into the field of translation. However, in recent years, with topics like translation quality and the social value of translation gaining ground, it is possible to observe the resurfacing of a “Schleiermacher-esque” approach focusing on understanding the source text, which is the essence of translation studies. Through historically significant people, this study discusses the historical development of translational hermeneutics, which has ‘intermittently’ been around since Friedrich Schleiermacher and has become the focal point of translation discussions since the 70s, and examines the studies conducted on this topic.
Özet
Alman çeviribilim tarihi incelendiğinde günümüz çeviri kuram ve yaklaşımlarının çıkış noktasınıoluşturan iki temel yaklaşım ortaya çıkar. Birinci yaklaşım Martin Luther’in İncil çeviri sürecinde pratikolarak uyguladığı çeviri yöntemini kuramsal bir düzleme taşıdığı, “Almancalaştırma” yöntemidir.Luther’in Almancalaştırma yöntemi, günümüz İşlevsel Çeviribilim ekolünün temelini oluşturur. İkincitemel yaklaşım Friedrich Schleiermacher’in, “yabancılaştırıcı çeviri” veya “yabancılaştırma” yöntemidir.Bu yöntem günümüz “çeviri yorumbilim”, diğer bir ismiyle “çeviri hermeneutiği” ekolünü derindenetkileyen kuramsal çalışma olarak karşımıza çıkar. F. Schleiermacher bugünkü çeviri hermeneutiğiekolünün çıkış noktasını oluşturan makalesinde, çeviri ile hermeneutik arasındaki bağı ilk defa dilegetiren kişidir. Alman çeviri dünyasında F. Schleiermacher’den sonra ilk F. Paepcke, sonrasında ise R.Stolze ile ortaya çıkan hermeneutik çeviri yaklaşımları, İşlevsel Çeviribilim, Betimleyici Yaklaşım veÇoğuldizge Kuramlarının etkisiyle önceleri çeviri alanında kendine pek yer bulamamış ve soyut olmaklaeleştirilmiştir. Fakat son yıllarda çeviri kalitesi ve çevirinin toplumsal değeri gibi konuların gündemegelmesiyle birlikte, çeviribilim yeniden kendi doğası olan, kaynak metni anlamaya odaklanarak,‘Schleiermacherci’ bir yaklaşımın tekrardan öne çıktığını gözlemlemek mümkündür. Bu çalışmada,Friedrich Schleiermacher’den başlayarak günümüze kadar ‘kesintili’ olarak gelen ve 70’li yıllardanitibaren yeniden çeviri tartışmalarının odak noktası haline gelen çeviri yorumbilimin tarihselgelişimi ve bu alanda yapılan çalışmalar, tarihi öneme sahip kişiler üzerinden incelenecektir. Buçalışmanın amacı, çevirmenin karar verme süreçlerinin belirleyicisi olan, fakat bugüne kadar çeviriaraştırmasının merkezinde yer almayan anlama sürecinin, çeviribilim içindeki tarihsel gelişimiiçinde ortaya koymaktır. Bu amaçla çeviribilim alanında oluşan yorumbilimsel çeviri ekolününçeviri kuramsal alanda neyi temsil ettiğini tartışmaktır.