Journals / Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi / 2020 / Cilt: 55 - Sayı: 4

Ortaöğretim Öğrencilerinin Göç Türlerine İlişkin Bilişsel Yapılarının İncelenmesi

Examining Secondary Education Students’ Cognitive Structures Related to Migration Types

Pages
2632–2650
DOI
—

Abstract

1. Giriş Göç, ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların yer değiştirme hareketidir (Tümertekin ve Özgüç, 2015). Literatürde göçün tüm boyutlarıyla daha iyi açıklanabilmesi için pek çok sınıflandırma sistemi yapılmıştır. Bunlar içinde en yaygın olanı “mikro, mezzo (orta) ve makro düzey” teorilerdir (Faist, 2000, s. 13). Mikro düzey göç teorileri, göçü bireyin özgürlük ve özerklik ölçütünü kullanarak “göçte tercih unsurunu” merkeze alır. Makro düzey teoriler, bireyin tercihlerini önemsemeden siyasal, sosyal ve ekonomik koşullar gibi çevresel etmenlere bağlı olarak göçü açıklama eğilimdedir. Çevresel etmenlerle kastedilen faktörler doğal nedenler (iklim, deprem gibi), siyasi nedenler (savaşlar, mübadele), ekonomik nedenler (iş imkânları, geçim sıkıntısı), sosyal nedenler (eğitim, kültür) olabilir. Mezzo (orta) düzey teoriler ise birey yâda çevresel faktörlerden çok, bu faktörler arasındaki ilişkiler üzerine odaklanır. Başka bir ifadeyle mezzo düzey teoriler birey ve çevresel etmenlere arasındaki ilişkinin toplumsal etkisine odaklanır (Faist, 2000, s. 22). Makro ve mikro düzey teorilerde ortak nokta olan hareketlilik “sınır, süreklilik, isteğe bağlı olma” kavramlarıyla doğrudan ilişkilidir. “Sınır geçme” durumuna göre göç “iç göç ve dış göç” olarak ayrılır. Bir sınır geçilmeyen ve ülke içinde gerçekleşen göçe “iç göç” denir. Bir yada birden fazla sınır geçilerek ülke dışına yapılan göçe ise “dış göç” (uluslararası göç) denir. “Sürekliliğine” göre göçler, geçici ve kalıcı göçler olmak üzere ikiye ayrılır. “Geçici göçler”de ekonomik faliyetlere (örneğin, tarım, hayvancılık, inşaat gibi) bağlı olarak yılın belli zaman dilimlerinde yer değiştirme hareketi yaşanırken, “kalıcı göçler” de yaşanılan yere geri dönmemek söz konusudur. Bir diğer taraftan göçler, isteğe bağlı olabileceği gibi zorunlu da olabilir. “İsteğe bağlı” göçler, daha çok ekonomik nedenlere bağlı olarak ve insanların kendi kararıyla gerçekleşir. Bu göçlerde daha iyi şartlarda yaşama arzusu temel içgüdüdür. İsteğe bağlı göçlere, nitelikli bir eğitim almış, mesleğinde fark yaratmış uzmanların gelişmiş bir ülkeye göç etmesi anlamına gelen “beyin göçü” (Bakırtaş ve Kandemir, 2010, s. 963) veya daha fazla ekonomik kazanç sağlama amacıyla gerçekleştirilen “işçi göçleri” (Alberti ve Però, 2018, s. 695) örnek gösterilebilir. “Zorunlu göçler” ise savaş, siyasi baskı, can güvenliği ve doğada meydana gelen afetler gibi zorlayıcı etkenler sonucu meydana gelir (Yılmaz, 2014, s. 1687). Örneğin, 1989’da Bulgar hükümetin uyguladığı baskı nedeniyle Bulgaristan’dan Türkiye’ye yapılan göçte siyasi nedenler (Atasoy, 2010, s. 5; Çetin, 2008, s. 241) 17 Ağustos 1999’da yaşanan, merkez üssü Gölcük olan Marmara depremi sonrasında Anadolu’ya yapılan göçler de doğal nedenlerin etkili olduğu bir zorunluluk vardır. Türkiye, bulunduğu coğrafi konum itibariyle ulusal ve uluslararası boyutta geçmişten günümüze sıklıkla göçün yaşandığı ülkelerden biridir. Bu durum Türk eğitim sisteminde konunun öğrencilere kazandırması için öğretim programlarında (coğrafya ve tarih, edebiyat dersleri) yer almasına neden olmuştur (Sezer ve Şanlı, 2017). Ayrıca son yıllarda komşu ülkelerde yaşanan iç çatışmalara bağlı olarak milyonlarca insanın Türkiye’ye gelmesi, öğrencilerin konuya ilişkin farkındalıklarını da arttırmıştır. Alanyazında araştırmacılar göç konusunun öğrenciler tarafından nasıl algılandığı ve bilindiğine ilişkin çeşitli çalışmalar yapmışlardır. Örneğin, Çetin, vd. (2015) ve Türk ve Atasoy (2020) 8. sınıf öğrencilerin ve Canbaba (2018) lise öğrencilerinin göçe ilişkin algıları metaforlar yoluyla ortaya koymuştur. Irmak, vd., (2018) Iraklı Türkmen öğrencilerin göç kavramına yönelik düşüncelerini anket yoluyla tespit etmiştir. Bu araştırmalarının ortak sonucunda ise konunun önemine dikkat çekilerek farklı örneklem gruplarında alternatif ölçme araçları kullanılarak öğrencilerin bilişsel yapılarının ortaya konulması önerilmiştir. Bu bağlamda araştırmada veri toplama aracı olarak KİT’in tercih edilmiş ve bu ölçme aracının bilişsel yapı ve kavram ağlarını saptamadaki avantajları dikkate alınmıştır (Bahar, vd. 1999). Yapılan araştırmada göç türlerine ilişkin ortaöğretim öğrencilerin bilişsel yapıları ve kavram yanılgılarının ortaya konulmasını amaçlanmış ve aşağıda yer alan sorulara cevap aranmıştır: ● Ortaöğretim öğrencilerin göç türlerine ilişkin bilişsel yapıları nasıldır? ● Ortaöğretim öğrencilerin göç türlerine ilişkin kavram yanılgıları nelerdir? 2. Yöntem

Özet

The research aimed to explore secondary education students’ cognitive structures related to migrationtypes. It used a survey research design and sampled 275 students studying at a public secondary educationinstitution. The data were collected using a word association test (wat) consisting of 7 key concepts. As aresult of the research, 7663 response words were produced for the 7 key concepts and 1925 relatedsentences were formulated. The research found that students’ cognitive structures related to migrationtypes are insufficient. The highest number of response words was matched with the key concept brain drain,while the lowest number was matched with transit migration. Among students’ sentences related to the keyconcepts, 392 contained scientific knowledge, 873 contained superficial knowledge, and 456 containedmisconceptions. Sentences containing scientific knowledge were mainly linked to the key concept braindrain. Sentences without scientific knowledge were mainly associated with the key concept transitmigration.