Journals / Kutadgubilig: Felsefe Bilim Araştırmaları / 2013 / Sayı: 23
Arabic printing and publishing in England before 1820
- Issue
- 2013 · Sayı: 23
- Pages
- 331–356
- DOI
- —
Abstract
The relations between England and East/Muslim world has a different dimension in seventeenth and eighteenth centuries is known. The commercial and political activities initiated by East India Company which founded in 1591 had an important role in this development. Oxford and Cambridge universities, and also British missionaries interested in Eastern languages and the books written these languages, contributed to the expansion of this area. Arabic printing in England has gone on very slowly, and it was more featureless with compare to the other European countries. Thus, the developments in Netherlands had been viewed, and the press materials have been provided from there. The first Arabic work was a text about astronomy of Uluğ Bey. This was followed another astronomical text written by Mahmud Şah Hulcî, printed 1650, and a geographical text belonging to Ebul Fida. It mut be remember here that the Latin translation of extracts from the Lam min Ahbâr of Ebül Ferec at the same year. The work about church history of Said b. Birîq (p. 1656) and The nature of drink Kauhi, or Coffe were very important contrubutions to this area by orientalist Edward Pococke. He has later printed also Lâmiyyat el-Acem of Müeyyedüdin Hüseyin b. Ali b. Muhammed el-İsfehan et-Tuğraî (1661), Tarih-i Muhtasarud Düvel of Ebul Ferec (1663), a text of İbni Tufeyl (1671) and some specimen sheets of Ebul Alâ el-Maarrî (1673). Of course this article makes mention of many Arabic scholars, printers and scientists, and their Arabic editions. Apart from the exact copies of the Arabic works, the translation of them into Latin by Arabic scholars and printers were common. Moreover they wrote some Arabic poems. To contribute with an Arabic couplet to celebratory odes for their kings and queens was especially considered a privilege. In fact, a smattering of Arabic type in the university publications of this period became a kind of academic status symbol. In this article, Geoffrey Roper, concerning the Arabic printing and publishing in England before 1820, not only provides detailed information, but also mentions about the current state of the works based on his observations and analysis.
Özet
İngiltere ile Doğu/Müslüman dünya arasındaki ilişkilerin 17. ve 18. yüzyıllarda farklı bir boyut kazandığı bilinmektedir. 1591 yılında kurulan Doğu Hindistan Şirketinin Hindistanda başlattığı ticari ve siyasi faaliyetlerin bu gelişmede önemli bir payı vardı. Ayrıca Oxford ve Cambridge üniversitelerinin ve ilaveten İngiliz misyonerlerin Doğu dillerine ve bu dillerde yazılmış eserlere olan ilgisi de bu sahayı hareketlendirdi. Ayrıca Doğu dilleriyle ve bu dillerde yazılmış eserlerle ilgilenen Oxford ve Cambridge üniversitesi ve ilaveten İngiliz misyonerleri de bu sahanın genişlemesine katkıda bulundu. Ancak İngilteredeki Arapça matbaacılık, diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha yavaş ve daha niteliksiz seyretmekteydi. Bu nedenle uzun yıllar Hollandadaki gelişmeler izlendi, matbaa malzemeleri oradan temin edildi. Oxfordta basılan ilk Arapça eser, Uluğ Beyin astronomiyle ilgili bir metniydi (1648). Bunu 1650 yılında basılan Mahmud Şah Hulcînin bir astronomi metni ile Ebul Fidanın Arapça bir coğrafya metni takip etti. Bu arada aynı yıl gerçekleştirilen Ebül Ferecin Lam min Ahbâr el-Arab adlı eserinden iktibasların Latince tercümesinin yayını da burada hatırlanmalıdır. Said b. Bitrîkin kilise tarihiyle ilgili bir eseri (1656) ve kahve konulu Davud b. Ömer el-Beşîre ait The nature of drink Kauhi, or Coffe adlı çalışma (1659) oryantalist Edward Pocockeun bu sahaya yaptığı iki önemli katkıydı. Aynı kişi daha sonra Müeyyedüdin Hüseyin b. Ali b. Muhammed el-İsfehan et-Tuğraînin Lâmiyyat el-Acemini (1661), Ebul Ferecin Tarih-i Muhtasarud Düvelini (1663), İbni Tufeylin bir metnini (1671) ve Ebul Alâ el-Maarrînin şiirlerinden bazı örnek Arapça uzmanı, matbaacısı ve bilim adamından bahsedilmekte, onların Arapça basımları tanıtılmaktadır. Arapça eserlerin tıpkı basımından başka Arapça uzmanlarının ve matbaacıların, Arapçadan Latinceye tercümeleri ve Arapça kaleme aldıkları şiirler de yaygındı. Dahası, özellikle kral ve kraliçeler için hazırlanan methiye kitaplarında bir Arapça beytin yer alması, bir ayrıcalık kabul ediliyordu. Aslında bu dönemdeki üniversite matbaacılarının Arapça basım harflerine dair yüzeysel de olsa bir bilgisi olması, bir tür akademik mevki simgesi haline gelmişti. 1820 öncesinde İngilteredeki Arapça basım ve yayıncılıkla ilgili olarak bu makalede Geoffrey Roper, sadece detaylı bilgiler vermekle kalmamakta, sözü edilen eserlerin bugünkü durumları hakkında da gözlem ve incelemelerine dayalı malumatlar sunmaktadır.