Journals / Üroloji Bülteni / 1998 / Cilt: 9 - Sayı: 3

Electrical activity of corpus cavernosum in patients with erectile dysfunction of various etiologies

Değişik nedenlere bağlı erektil disfonksiyonu olan hastalarda korpus kavernozum elektriksel aktivitesi

Pages
140–146
DOI
—

Abstract

In this study, the electrical activity of corpus cavernosum (EACC) was recorded before and after intracavernosal vasoactive agent injection in patients suffering from erectile dysfunction with different etiologies. Ninety seven patients with erectile dysfunction were evaluated with detailed history, physical examination and neurology consultation, serum biochemical-hormonal analysis and intracavernosal pharmacotest with 60 mg papaverine, twice. Penile color Doppler ultrasonography was performed in all patients to evaluate the vascular system and cavernosometry was done if indicated. Electrical activity of corpus cavernosum recordings were performed in all patients with the Neuropack-2 electromyography unit by using concentric needle electrodes. First, the records were taken in the flaccid phase for 15 minutes. Another 20 minutes were recorded following 60 mg intracavernosal papaverine injection. Patients were divided into three groups as psychogenic, vasadogenic and diabetic impotence. Differences between EACC amplitudes before and 5, 10 and 20 minutes after papaverin injection were evaluated. Wlule the mean EACC amplitude in 26 patients with psychogenic erectile dysfunction was 15.93+1.18 uV in the flaccid state, 19 patients (73.1 %) had significant decreases in amplitudes after papaverine injection (p< 0.001). Fifty-one patients in the vasculogenic group showed a mean amplitude of!7.03±2.04 fiV in the flaccid period. After papaverine injection, significant decreases in EACC were observed in 34 patients (66.6 %) (p< 0.001). On the other hand, 20 patients with diabetes mellitus who had a mean amplitude of 6.81+0.79 \iV in the flaccid state displayed no differences after papaverine injection (p> 0.001). Amplitudes recorded in the flaccid states from psychogenic and vasculogenic impotent patients were significantly different from those in the diabetic impotent patients (p< 0.001). We conclude that EACC recording is a new and a minimally invasive diagnostic tool in patients with erectile dysfunction and shows parallelism with the clinical situation of the patients.

Özet

Bu çalışmada, intrakavernozal vazo-aktif ajan enjeksiyonundan önce ve sonra korpus kavernozum elektriksel aktivitesi (KKEA) kaydı yapılarak, farklı etyolojilere bağlı erektil disfonksiyon yakınması olan sahip hastalarda izlenen değişiklikler değerlendirildi. Erektil disfonksiyonu olan 97 hastaya detaylı anamnez ve fizik muayene, nöroloji konsültas-yonu, serum biyokimya-hormon analizi ve 60 mg papaverin ile iki kez tekrar edilen intrakavernozal farmokotest uygulandı. Vasküler sistemi değerlendirmek için tüm hastalara penil renkli Doppler ultrasonografi ve gerekli görülen hastalara kavernozometri uygulandı. Korpus kavernozum elektriksel aktivitesi kaydı Neuropack-2 elektromiyografi cihazı ile ve konsentrik iğne elektrot kullanılarak yapıldı. Öncelikle, flask evrede 1 5 dakika süre ile kayıt alındı. Daha sonra, intrakavernozal olarak 60 mg papaverin enjeksiyonu yapıldı ve 20 dakika süre ile kayıt alınmaya devam edildi. Hastalar psikojenik, vaskülojenik ve diyabetik erektil disfonksiyon olarak üç gruba ayrıldı. Papaverin enjeksiyonundan önce ve enjeksiyondan 5, 10 ve 20 dakika sonra elde edilen KKEA amplitüdleri arasındaki farklar değerlendirildi. Psikojenik erektil disfonksiyon olarak değerlendirilen 26 hastada, KKEA flask evrede ortalama 15.93+1 .18 u,V amplitüd-lü olarak bulunurken, enjeksiyondan sonra 19 hastada (% 73.1) amplitüdlerde anlamlı azalma izlendi (p 0.001). Psikojenik ve vaskülojenik erektil disfonksiyonlu hastalardan flask evrede elde edilen ortalama amplitüdler diyabetik olanlardan belirgin olarak farklı idi (p< 0.001). Korpus kavernozum elektriksel aktivitesi kaydının erektil disfonksiyonlu hastaların tanısında, hastaların kliniği ile paralellik gösteren, yeni geliştirilmiş ve minimal invazif bir test olduğu kanısına varıldı.