Journals / Viral Hepatitis Journal / 2015 / Cilt: 21 - Sayı: 2
Kronik Hepatit B Hastalarında HBeAg Durumunun ALT, DNA Düzeyi ve Karaciğer Histolojisi ile İlişkisi
- Journal
- Viral Hepatitis Journal
- Pages
- 52–55
- DOI
- —
Abstract
Amaç: Kronik hepatit B (KHB) enfeksiyonu tüm dünyada ve ülkemizde oldukça yaygın ve önemli bir sağlık sorunudur. Hepatit B virüs (HBV) enfeksiyonu ülkemiz için önemli bir sağlık sorunu oluşturmaktadır. Ülkemiz HBV enfeksiyonları yönünden orta endemik bölgede yer almaktadır. HBVler, akut ve kronik enfeksiyonlara neden zarflı DNA virüslerdir. Karaciğer biyopsisi kronik hepatit hastalığında karaciğer hasarı göstermek için altın standarttır. Bu çalışmada amacımız kronik hepatit B hastalarında HBeAg pozitif ve negatiflik durumunun ALT (alanin aminotransferaz) DNA düzeyi ve karaciğer histolojisi ile ilişkisinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Kliniğimizde takip ve tedavi edilen, kronik hepatit B olguları arasında karaciğer biyopsisi yapılan 230 hastanın dosyası retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik özellikleri biyopsi sonuçları karaciğer enzimleri, HBV DNA düzeyleri ve serolojik göstergeleri değerlendirmeye alındı. HBV DNA kantitatif olarak real time polimeraz zincir reaksiyonuyla (PCR), serolojik testler ise enzim immuno assay (EIA) yöntemiyle çalışılmıştır. Çalışmaya alınan hastalar HBeAg durumlarına göre 2 gruba ayrıldı (grup 1= HBeAg pozitif; grup 2= HBeAg negatif). Bulgular: Bu çalışmaya toplam 230 alındı. Olguların %77si HBeAg negatifti. Çalışmaya alınan hastaların yaş ortalamasına bakıldığında yaş ortalaması grup 1de 36,42±11,76 ve grup 2de 47,01±12,15 idi. Bu sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,000). ALT ortalaması gruplara göre bakıldığında HBeAg pozitiflerde daha yüksekti (p<0,000). Fibrozis skoru açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmazken, histolojik aktivite indeksi (HAİ) HBeAg negatif olgularda daha yüksekti. ALT ile HAİ arasındaki korelasyon değerlendirildiğinde sadece HBeAg negatif hastalarda anlamlı, pozitif yönde korelasyon bulunurken ALT ile fibrozis arasında her iki grupta da anlamlı bir korelasyon yoktu. DNA ile HAİ arasındaki korelasyon değerlendirildiğinde sadece HBeAg negatif hastalarda anlamlı, pozitif yönde korelasyon bulundu. DNA ile fibrozis arasında 1. grupta anlamlı bir korelasyon yoktu, 2. grupta ise pozitif korelasyon tespit edildi. Sonuç: Sonuç olarak, HBV enfeksiyonlarını değerlendirirken hastanın serolojik testleri, HBV DNA düzeyi, karaciğer ezimleri, hastanın tedavi alıp almadığı ve hastanın klinik durumu bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.
Özet
Amaç: Kronik hepatit B (KHB) enfeksiyonu tüm dünyada ve ülkemizde oldukça yaygın ve önemli bir sağlık sorunudur. Hepatit B virüs (HBV) enfeksiyonu ülkemiz için önemli bir sağlık sorunu oluşturmaktadır. Ülkemiz HBV enfeksiyonları yönünden orta endemik bölgede yer almaktadır. HBVler, akut ve kronik enfeksiyonlara neden zarflı DNA virüslerdir. Karaciğer biyopsisi kronik hepatit hastalığında karaciğer hasarı göstermek için altın standarttır. Bu çalışmada amacımız kronik hepatit B hastalarında HBeAg pozitif ve negatiflik durumunun ALT (alanin aminotransferaz) DNA düzeyi ve karaciğer histolojisi ile ilişkisinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Kliniğimizde takip ve tedavi edilen, kronik hepatit B olguları arasında karaciğer biyopsisi yapılan 230 hastanın dosyası retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik özellikleri biyopsi sonuçları karaciğer enzimleri, HBV DNA düzeyleri ve serolojik göstergeleri değerlendirmeye alındı. HBV DNA kantitatif olarak real time polimeraz zincir reaksiyonuyla (PCR), serolojik testler ise enzim immuno assay (EIA) yöntemiyle çalışılmıştır. Çalışmaya alınan hastalar HBeAg durumlarına göre 2 gruba ayrıldı (grup 1= HBeAg pozitif; grup 2= HBeAg negatif). Bulgular: Bu çalışmaya toplam 230 alındı. Olguların %77si HBeAg negatifti. Çalışmaya alınan hastaların yaş ortalamasına bakıldığında yaş ortalaması grup 1de 36,42±11,76 ve grup 2de 47,01±12,15 idi. Bu sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,000). ALT ortalaması gruplara göre bakıldığında HBeAg pozitiflerde daha yüksekti (p<0,000). Fibrozis skoru açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmazken, histolojik aktivite indeksi (HAİ) HBeAg negatif olgularda daha yüksekti. ALT ile HAİ arasındaki korelasyon değerlendirildiğinde sadece HBeAg negatif hastalarda anlamlı, pozitif yönde korelasyon bulunurken ALT ile fibrozis arasında her iki grupta da anlamlı bir korelasyon yoktu. DNA ile HAİ arasındaki korelasyon değerlendirildiğinde sadece HBeAg negatif hastalarda anlamlı, pozitif yönde korelasyon bulundu. DNA ile fibrozis arasında 1. grupta anlamlı bir korelasyon yoktu, 2. grupta ise pozitif korelasyon tespit edildi. Sonuç: Sonuç olarak, HBV enfeksiyonlarını değerlendirirken hastanın serolojik testleri, HBV DNA düzeyi, karaciğer ezimleri, hastanın tedavi alıp almadığı ve hastanın klinik durumu bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.