Journals / TYB Akademi Dil Edebiyat ve Sosyal Bilimler Dergisi / 2018 / Cilt: 23 - Sayı: 23

To Search “Time Sequences” From in The Selfdom of Reavens -”Aesthetic Time” to Heidegger’s Dasein’s from Bergson’s Dureé’s-

Kuzgun’un Kendiliğinde “Zaman Kırıntıları”nı Aramak -Bergson’un Dureé’sinden Heideger’in Dasein’inine “Estetik Zaman”-

Pages
65–82
DOI
—

Abstract

The concept of time, which establishes a cyclical relationship with life, is diversified so that it can be seen how meaning is achieved in the process of self-existence. This diversity has an important place when it can become a special balance to its existence. There is not a single time, there is as much time as the variety of selfdom-manifestation, which is the inner time. The inner time that confronts me as the time when the self reaches itself tries to make itself known through with Bergson’s “dureé” and Heidegger’s “dasein”. This is the struggle for self existence and existence there. When the structure of literary texts is taken into consideration, aesthetic texts show a special attention to the concept of time. On the basis of this loss is the concern that the artist can reveal how he lived his inner time by taking himself out with his work. Edgar Allan Poe “Reaven”, Ahmet Hamdi Tanpınar wants to blow out the inner cycle of existence with the “Time Sequence”, to get rid of the flow of mechanical time and to make a statement of life in his private network. This work intends to render the artist timeless in the meaningfulness of the means of expressing his own, by giving the impulses of reaching out of the classical sense of time and reaching the upper time-within the soul, in the soul.

Özet

Yaşam ile döngüsel ilişki kuran zaman kavramı, varlığın kendini var ediş sürecinde nasıl anlam kazandığının görülebilmesi için çeşitlilik kazanır. Bu çeşitlilik, onun varlığa özel bir denge haline gelebilmesinde önemli bir yer tutar. Tek bir zaman yoktur, varlığın kendiliğini gösterme çeşitliliği kadar zamanı vardır ki bu da içsel zamandır. Varlığın kendine ulaştığı zaman olarak karşımıza çıkan içsel zaman, Bergson’un “dureé”sinde ve Heidegger’in “dasein”i ile kendini duyurmaya çalışır. Bu, varlığın kendini ortaya koyma ve orada varlık olabilme mücadelesidir. Edebi metinlerin yapısı dikkate alındığında estetik metinlerin zaman kavramına ayrı bir özen gösterdiği görülür. Bu kaygının temelinde sanatçının kendini eseri ile açığa çıkararak içsel zamanını nasıl yaşadığını gösterebilme endişesi yatmaktadır. Edgar Allan Poe “Kuzgun”, Ahmet Hamdi Tanpınar “Zaman Kırıntıları” ile varlığın içsel döngüsünü dışarı vurup mekanik zamanın akışından kurtularak, kendi özel ağında yaşamın ifadesini savurmak isterler. Bu çalışma klasik zaman algısından çıkıp üst zamana -varlığın içinde, ruhunda gezinene- ulaşabilme dürtülerini vererek, sanatçının kendi olanı ifade etme arzularının anlam çokluğunda zamansızlığa kavuşturma niyetindedir.