Journals / Türk Toraks Dergisi / 2011 / Cilt: 12 - Sayı: 2
The importance of measuring the serum adenosine deaminase levels in active pulmonary tuberculosis at diagnosis and during the treatment
- Journal
- Türk Toraks Dergisi
- Pages
- 47–50
- DOI
- —
Abstract
Objective: Tuberculosis is still a major health problem in developing countries. The definite diagnose is culture for tubercule bacilli, but it takes time, so workers try to find new methods. It has been shown that the activity of serum adenosine deaminase (sADA) increases in patients with tuberculosis. In our study, we investigated the sADA levels, before and during treatment with the clinical, radiological, and laboratory parameters to determine whether it is a helpful parameter for diagnosis, also we researched whether sADA levels can be used for monitoring. Material and Method: 72 lung tuberculosis patients and 20 healthy individuals were examined between January 2007- June 2008. The patients' first, intermediary, and final sADA activities were measured with their clinical, radiological, and laboratory assessments. The initial levels of patients were compared with the control group and the first, intermediary and final sADA levels were compared to each other. Results: First sADA activities of patients were higher than the healthy group (p=0.000). An obvious decrease was observed during and after the treatment comparing to initial levels. The final sADA activities were still higher and the difference was significant (p=0.000). Conclusion: Although the definite diagnosis for pulmonary tuberculosis is culture of bacilli, we consider high sADA levels can be a helpful parameter for diagnosis, can be used in monitoring and response to the antituberculoterapy. We expect comprehensive studies with more extensive cases about this subject will contribute to the literature.
Özet
Amaç: Tüberküloz hastalığı hala gelişmekte olan ülkelerde en önemli halk sağlığı problemlerindendir. Kesin tanısı kültürde basilin üretilmesidir, ancak bu zaman almaktadır, bu nedenle araştırmacılar yeni yöntemler arayışındadır. Serolojik belirteçlerden adenozin deaminazın tüberkülozlu hastalarda serumda aktivitesinin arttığı gösterilmiştir. Çalışmamızda; aktif akciğer tüberkülozu tanısı almış hastalarda, tanı ve tedavi süresince serum ADA (sADA) düzeylerinin seyri, hastalardaki klinik, radyolojik ve laboratuar parametrelerle ilişkisi, tanıda yardımcı bir parametre olup olmadığı incelendi ve tedaviye yanıtın takibinde kullanılabilirliği araştırıldı. Gereç ve Yöntem: Ocak 2007-Haziran 2008 tarihleri arasında tüberküloz tanısı alan 72 hasta ile 20 sağlıklı birey kontrol olgu çalışmaya alındı. Hastaların tanı anında, tedavileri süresince ve tedavi sonunda klinik, radyolojik, laboratuar değerlendirmeleri ve sADA ölçümü yapıldı. Tanı ve tedavi sonrası sADA düzeyleri kontrol grubuyla, hastaların tanı, tedavileri süresince 1., 2., 4., 6. aylarda ve tedavi sonu sADA düzeyleri birbiriyle karşılaştırıldı. Bulgular: Hastaların başlangıç sADA düzeyi ortalama 26.54±10.36 iken, sağlıklı grup sADA düzeyi ortalama 13.10±2.673 ölçüldü; sağlıklı gruba göre anlamlı yüksek saptandı (p=0.000). Hastaların tedavi süresince ve tedavi tamamlandığında bakılan sADA düzeylerinde başlangıca göre belirgin düşüş izlendi. Olguların tedavi sonu sADA değerleri ise ortalama 18.16±7.22 idi; sağlıklı grup ile kıyaslandığında halen daha yüksekti, fark anlamlı idi (p=0.000). Sonuç: Aktif akciğer tüberkülozu tanısında halen basilin kültürü esas olmakla birlikte, yüksek sADA düzeylerinin tanıda yardımcı olabileceği, takip ve tedaviye cevabın değerlendirilmesinde kullanılabileceği kanısındayız. Bu konuda geniş olgu serili ve daha kapsamlı çalışmaların literatüre katkı sağlayacağını ümit ediyoruz.