Journals / Türk Üroloji Dergisi/Turkish Journal of Urology / 2009 / Cilt: 35 - Sayı: 4

İdrar yolu taşlarının aktif çıkarımı sonrası rezidüel taş materyali olan hastalar için tedavi yaklaşımları

Considerations on the management of patients with residual stone material after active removal of urinary tract stones

Pages
304–309
DOI
—

Abstract

The major concern following minimally invasive stone removal procedures is related to the presence of residual fragments, parts of the original stone or unaffected stones. There is definitely a consensus that symptomatic residuals need to be eliminated. On the other hand, for patients with asymptomatic residuals there are different attitudes. Some urologists propose an aggressive treatment aiming at a complete clearance of the renal collecting system, whereas others apply a conservative approach with or without a regular follow-up programme. The major question in this regard is whether all stone material residing after active stone removal - irrespective of symptoms - should be considered as failures in need of additional stone removing procedures. The answer to that question should be sought in long-term follow-up studies of such patients. The published data has clearly shown that majority of patients treated with non-invasive or low-invasive stone removing procedures, calcium stone residual fragments usually do not require aggressive re-treatment with the aim of removing every little fragment from the kidney. They need, however, metabolic and recurrence preventive considerations.

Özet

Minimal invazif cerrahi işlem ile idrar yolu taşlarının çıkarımı sonrası en önemli sorun orjinal taşın parçaları ya da müdahele edilmeyen taşlardan oluşan geride kalan rezidüel fragmanlardır. Semptomatik rezidüel taşların ortadan kaldırılması yönünde ortak bir fikir birliği vardır. Diğer taraftan, asemptomatik rezidüel taşı olan hastalarda farklı yaklaşımlar söz konusudur. Bazı ürologlar renal toplayıcı sistemin tamamen temizlenmesine yönelik yoğun tedavi yaklaşımlarını benimserken, diğerleri düzenli izlem programı ile beraber olan ya da olmayan koruyucu yaklaşımları savunmaktadır. Burada esas sorun, aktif taş çıkarımı sonrası geride kalan taş materyalinin, semptomatik olmasından bağımsız olarak, tedavi başarısızlığı kabul edilip ek taş çıkarım girişimi gerektirip gerektirmediğidir. Bu sorunun çözümü bu hastaların uzun dönem izlem bulgularını içeren çalışmalarda aranmalıdır. Yayınlanmış veriler, invazif olmayan ya da en az invazif taş çıkarım işlemleri ile tedavi edilen hastaların çoğunun, böbrekten en küçük kalıntıyı bile çıkarmak amacıyla, kalsiyum taşı rezidüel fragmanlarına yönelik yoğun tekrar tedavi gerektirmediğini göstermektedir. Ancak bu hastalara metabolik ve rekürens önleyici yaklaşımlar uygulanmalıdır.

Keywords: Tekrarlama,Cerrahi işlemler, minimal invaziv,Ürolitiyaz,İzleme çalışmaları,Üriner taş