Journals / Türk Üroloji Dergisi/Turkish Journal of Urology / 2006 / Cilt: 32 - Sayı: 3

Laparoscopic pyeloplasty

Laparoskopik piyeloplasti

Pages
337–348
DOI
—

Abstract

Introduction: Congenital ureteropelvic junction obstruction is the most common congenital anomaly of the ureter. It may require surgical repair in case of progressive hydronephrosis and renal function deterioration. Gold standard of surgical repair has been introduced as Anderson-Hynes dismembered pyeloplasty with over 98% success rate. Since the introduction of laparoscopic surgery into urology supported with technological advances, pyeloplasty has become one of the popular repairs amenable with laparoscopy. Due to relatively shorter long term follow-up studies after laparoscopical pyeloplasty, the main concern has been lower success rates compared to open counterpart. Literature has presented almost similar success rates with laparoscopic pyeloplasty in case series studies up to 3 years. Laparoscopic pyeloplasty with similar success rates is a very strong candidate to replace open approach in future. Herein, we describe laparoscopic pyeloplasty techniques with special emphasis on surgical tip points and review the literature of the last decade to enlighten the comparison of open and laparoscopic surgery outcomes.

Özet

İlerleyen hidronefroz ve böbrek fonksiyonunda kayba neden olabilen üreteropelvik bileşke darlığı üreterin en sık görülen hastalığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Anderson-Hynes tarafından tanımlanan açık piyeloplasti günümüzde halen daha üreteropelvik bileşke darlığının cerrahi tedavisinde en sık başvurulan yöntemdir. Uzun süreli takiplerinde açık piyeloplastinin başarı oranları %98'lerin üzerinde olarak bildirilmektedir. Laparoskopik cerrahi yaklaşımların ürolojik cerrahi alanına girmesinin ardından, piyeloplastinin laparoskopik yaklaşımla tedavisi de giderek artan bir ilgi ile karşılaşmıştır. Laparoskopik piyeloplasti başarı oranları açık piyeloplasti ile rekabet edebilecek düzeyde olan minimal invaziv bir alternatif olarak kullanılmaya başlamıştır. Bu tedavi alternatiflerinin sağladığı iyileşme yanında, hastalar açısından en önemli avantajı daha az invaziv olmaları ve dolayısıyla bunun sağladığı düşük morbiditedir. Sözü edilen bu minimal invaziv cerrahi tekniklerin fonksiyonel sonuçları da açık piyeloplastinin sağladığı başarı oranlarına eşit olduğu takdirde, cerrahide uygulamanın endoskopik ya da laparoskopik tekniklere kayacağı kaçınılmaz bir gerçektir. Bu derlemede laparoskopik piyeloplastinin güncel durumu, teknik özellikleri, başarı oranları ve başarısını etkileyen faktörler tartışılmaktadır.

Keywords: Hidronefroz,Laparoskopi