Journals / Türk Üroloji Dergisi/Turkish Journal of Urology / 2001 / Cilt: 27 - Sayı: 3

Eosinophilic cystitis

Eozinofilik sistit

Pages
356–362
DOI
—

Abstract

Eosinophilic cystitis (EC), characterized by eosinophilic infiltration within the bladder wall, is a recurrent clinicopathological entity. Among the patients, admitted to our clinic between 1991 and 1999, eleven patients with the diagnosis of EC according to bladder biopsy were evaluated retrospectively. The study group was composed of 6 males and 5 females, with a mean age of 53,5 (18-75). The patients presented mostly with hematuria (44%) or lower urinary tract symptoms (55%). In 5 patients (45%), there was an associated pathology. In the radiologic examination, 3 patients had upper urinary tract deterioration (27%), while 5 (45%) had lower urinary tract findings. Except one patient lost to follow-up, the remaining 10 patients received medical therapy (70%) or underwent surgical procedures for the associated pathologies (30%). Total cure was seen in all patients in early periods of follow-up. Among the 6 patients with long periods of follow-up, ranging from 3-115 months (mean 42,8 months), one had lower urinary tract symptoms after 115 months. The upper urinary tract deterioration in 3 patients, except one patient lost to follow-up, returned to normal, radiologically. In conclusion, although serious symptoms such as gross hematuria, dilation in the upper urinary tract, decrease in bladder capacity are seen in EC, medical treatment is possible. Surgical treatment is rarely necessary. However it should kept in mind that recurrence is a characteristic finding of EC and therefore follow-up is required.

Özet

Eozinofilik sistit (ES), mesane duvarında eozinofilik iltihabi infiltrasyon ile karakterize, tekrarlayıcı özellik gösteren klinikopatolojik bir tanıdır. 1991-1999 yılları arasında kliniğimize başvuran ve mesane biyopsilerinde ES saptanan 11 hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Altı erkek ve 5 kadından oluşan hasta grubunda tanı anındaki yaş ortalaması 53,5 (18-75) olarak saptandı. Hastaların en sık hematuri (%64) veya alt üriner sistem semptomlarıyla (AÜSS) (%55) ile başvurduğu gözlendi. Beş hastada (%45) ES'e eşlik eden patoloji tesbit edildi. Radyolojik incelemelerde üst üriner sistemde 3 hastada (%27), alt üriner sistemde ise 5 hastada (%45) bulgu saptandı. Takip dışı kalan l hasta dışındaki 10 hastada, medikal tedavi (%70) veya eşlik eden patolojilere yönelik cerrahi girişimler (%30) uygulandığı belirlendi. Erken takipte hastaların tümünde kür sağlandığı görüldü. Uzun dönem takip edilebilen 6 hasta ortalama 42.8 ay (3-115) izlendi ve sadece 1'inde 115 ay sonra yakınmalar tekrarladı. Üst üriner sistemde bulgusu olan 3 hastadan takip dışında kalan hasta hariç, diğerlerinde radyolojik bulgularda tümüyle gerileme saptandı. Sonuç olarak ES; şiddetli hematuri, üst üriner sistemde dilatasyon, mesane kapasitesinde aşırı azalma gibi ciddi klinik tablolarla ortaya çıksa da, medikal olarak tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Cerrahi tedavi nadiren gerekli olmaktadır. Ancak ES'in tekrarlayın özelliği bilinmeli ve buna yönelik önlemler alınmalıdır.

Keywords: Sistit,Tanı teknikleri, ürolojik,Hematüri,Geriyedönük çalışma