Journals / Uluslararası Hematoloji-Onkoloji Dergisi / 2009 / Cilt: 19 - Sayı: 3
Comparison of gleason scores in specimens of transrectal prostate needle biopsy and radical prostatectomy
- Pages
- 129–133
- DOI
- —
Abstract
We investigated the correlation between biopsy and prostatectomy specimens, and evaluated the accuracy of treatment decision regarding to biopsy results in patients who have candidate to active-surveillance for localized prostate cancer (PC). Gleason score (GS) of the 118 patients who had undergone radical prostatectomy for PC after biopsy, were evaluated. Patients were cathegorized as low, intermediate and high-risk-PC regarding to rectal examination, serum PSA level and biopsy GS. Then, patients were reevaluated with prostatectomy GS (secondary-evaluation). Correlation and discorrelation in GS were determined in 52 and 66 (55.93%) patients, respectively. At biopsy, lower and higher grading was observed in 48 and 18 patients, respectively. Of 63 patients with low-risk-PC at primary-evaluation, 16 (25.39%) had intermediate-risk-PC at second-evaluation. Discorrelation was found in the rate of 56%, and it was more observed as low grading at biopsy. Finally, it should be considered that patients who will perform active-surveillance may be confronted with risk of undertreatment, with the assumption that 25% of patients with low-risk-PC may have actually intermediate-risk PC.
Özet
Bu çalışmada, biyopsi ve prostatektomi örneklerinde gleason skoru (GS) uyumunu incelemeyi ve lokalize prostat kanseri (PK) tanısı konulmuş aktif izlem adayı olan hastalarda biyopsi sonucuna göre verilen bu tedavi kararının doğrululuğunu değerlendirmeyi amaçladık. Biyopsi sonrası PK nedeniyle radikal prostatektomi geçirmiş 118 hastanın biyopsi ve prostatektomi örneklerinin GS değerlendirildi. D’Amico ve arkadaşlarının sınıflamasına dayanarak, hastalar, rektal muayene, serum PSA düzeyine ve biyopsi GS’na göre, düşük, orta ve yüksek riskli prostat kanseri olarak gruplandırıldı (birinci değerlendirme). Aynı gruplandırma prostatektomi GS’nu kullanarak bir kez daha yapıldı (ikinci değerlendirme). Elli iki hastada (%44.06) biyopsi ve prostatektomi örneklerinde GS uyumlu iken, 66 hastada (%55.93) GS’nun uyumsuz olduğu gözlendi. Biyopside, hastaların 48’inde daha düşük, 18’inde daha yüksek derecelendirme saptandı. Birinci değerlendirmede, düşük riskli prostat kanseri olan 63 hastanın 16’sının (%25.39), ikinci değerlendirmede orta riskli prostat kanserine sahip olduğu saptandı. Çalışmamızda, biyopsi ile prostatektomi örnekleri arasında %56 oranında uyumsuzluk saptanırken, biyopside düşük derecelendirmenin daha fazla olduğu gözlendi. Sonuç olarak, düşük riskli hastaların %25’inin orta riskli olabileceği varsayımıyla, aktif izleme alınacak hastaların yetersiz tedavi riski ile karşı karşıya olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.