Journals / İDEALKENT / 2014 / Cilt: 5 - Sayı: 13
A Critical Evaluation of the Presence and Legitimacy Basis of Green Political Thought
- Journal
- İDEALKENT
- Pages
- 40–56
- DOI
- —
Abstract
A majority of ‘green’ thought defines its central problem as relationship between human being and nature. Inconvenient aspect of relationship with nature is the primary presence cause of green thought. The problem is related to a concept of nature which claims that the nature is finite and this finitude is getting more and more serious. Finite character of nature transforms into a justification of being green and the issue of “sustainability of life” comes into question. Hereby sustainability of life serves as a legitimacy basis of green thought; which can be named as “anxiety about the sustainability of life”. This study aims to criticize “concept of nature” and “anxiety about the sustainability of life” which are can be seen as the philosophical basis of green political thought. Our explication about emergence of ecological crisis will provide this study’s critical framework and this framework will be completed by evaluation of green political thought’s potentials and limitations in its own basis about achieving green politics’ purposes.
Özet
‘Yeşil’ düşünce biçimlerinin hemen hepsi insan-doğa ilişkisini merkez bir problem olarak kurgular. İnsanın doğa ile girdiği ilişkinin sorunlu olduğu iddiası/varsayımı ‘yeşil’in en önemli varlık sebeplerinden birisidir. Tespit edilen sorun, doğanın sınırlı olduğu ve bu sınırlara yaklaşmakta olduğumuz düşüncesi etrafında şekillenmiş bir doğa kavrayışı ile doğrudan ilgilidir. Bir haklılık gerekçesi olarak sabitlenen doğanın sınırlılığı, bir sonraki adımda beraberinde yaşamın sürdürülebilirliği meselesini getirir ve artık ‘yeşil’ oluşun, ‘yeşil’in yapılması gerekenlere yönelik ileri sürdüğü hemen her şeyin meşrûluk zeminine dönüşür. Bu meşrûluk zeminini “yaşamın sürdürülebilirliği kaygısı” olarak adlandırmamız mümkündür. İşte bu çalışma da, yeşil siyasal düşünce bağlamında değerlendirdiğimiz zaman ‘ideolojik unsurlar’ diyebileceğimiz doğanın kavranış biçimi ve yaşamın sürdürülebilirliği kaygısı şeklindeki felsefî ve düşünsel temellerin eleştirisini konu etmektedir. Ekolojik bunalıma yönelik yaklaşımımızın sağlayacağı eleştirel çerçeve, söz konusu temellerin ‘mevcûdun’/tespit edilen sorunların aşılması noktasında içerdiği olanak ve sınırlılığın sorgulanması ile tamamlanacaktır.