Journals / Solunum Hastalıkları / 2003 / Cilt: 14 - Sayı: 4

Analysis of 370 chronic obstructive pulmonary diseases patients with acute attacks

Akut atak ile başvuran kronik obstrüktif akciğer hastalığı tanısı alan 370 olgunun analizi

Pages
254–265
DOI
—

Abstract

Since chronic obstructive pulmonary diseases (COPD) is a highly preventable illness, it is very important for the public health to understand and learn about the illness from all aspects. In our study, 370 patients with COPD, who were diagnosed and treated in our clinic between 2001 -2002 were analyzed. It was determined that the mean age of the cases was 65.5 ± 9.9 years, 72.2% of them was male and 60.9% had a fairly low educational level. Smoking, which is the mostcritical risk factor for COPD, was present in 69.7% of the cases. Passive smoking was 14.5% and biomass exposure was 45.6% in female patients. It was determined that occupational exposure was 32.7%. Symptom which is the most frequ ently seen was dyspnea during exertion (98.9%). Cardiomegali (32.3%) and bilateral hiler enlargement (20.7%) were determined on the PA chest radiograph in patients with COPD. Right heart failure was determined in 59.3% (70/118) of the cases on which echocardiography was applied, and their degree of pulmonary hypertension was fo und as 42.8 ± 13.6 mmHg. It was determined that the patients did not use their medications regularly at home and 43% of them did not receive any treatment at home. It was seen that the most frequently recommended combination therapy for the patients at home, at hospital and after discharge was beta-agonist, anticholinergic and theophylline. Antibiotics were used empirically at the beginning and it was seen that 84.5% of the patients were applied beta-lactamase inhibited beta-lactam antibiotic. It was determined that the tracheabronchial infection and lack of harmony to the treatment were the most frequent cause of the attacks. It was indicated th|t 54 (14.6%) of our cases should receive a long term oxygen therapy. As a result; findings which indicated an inadequacy of treatment and risk factors which could be modified were determined in a high proportion of the patients hospitalized due to COPD exacerbation. The most rational approach is to reduce the cigarette smoking in community and to prevent the passive smoking. In this respect, it is essential to establish clinics for smoking cessation and to manipulate the patients for attending them. Especially in middle Anatolia and Black-sea region, as a result of increases in socioeconomic problems, biomass exposure have become more diffused. Education of using the substance that is not caused indoor and outdoor air pollution as fuel and elevation of socioeconomic status is important. It is clear that further examinations are necessary in order to state the nature and significance of the COPD illness

Özet

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğundan, hastalığın her yönden anlaşılması ve özümsenmesi toplum sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Çalışmamızda 2001-2002 yılları arasında kliniğimizde yatırılarak tetkik ve tedavisi yapılan 370 KOAH'lı hastanın analizi yapılmıştır. Yaş ortalaması 65.5 ± 9.9 yıl olan olguların %72.2'sinin erkek olduğu ve %60.9'unun eğitim düzeyinin oldukça düşük olduğu tespit edildi. KOAH açısından en önemli risk faktörü olan sigara içimi, olguların %69.7'sinde mevcuttu. Kadın hastalarda sigaraya pasif maruziyet %14.5, biomass maruziyet oranı ise %45.6 idi. Mesleksel maruziyet %32.7 oranında tespit edildi. Olgularımızda görülen en sık semptom efor dispnesi (%98.9) idi. KOAH'lı hastaların %32.3'ünün PA akciğer grafilerinde kardiyomegali, %20.7 hastada ise bilateral hilus genişlemesi bulunuyordu. Ekokardiyografi yapılan olguların %59.3 (70/118)'ünde sağ kalp yetmezliği bulguları vardı ve bu olguların pulmoner hipertansiyon derecesi 42.8 ± 13.6 mmHg olarak bulundu. Hastaların evlerinde düzenli ilaç kullanmadıkları, %43'ünün evde tedavi almadığı saptandı. Evde, hastanede ve çıkışta hastalara en sık önerilen tedavi kombinasyonunun kısa etkili beta-agonist, antikolinerjik ve teofilin olduğu görüldü. Olgulara antibiyotiklerin ampirik olarak başlandığı, %84.5 hastaya beta-laktamaz inhibitörlü beta-laktam antibiyotik uygulandığı görüldü. Trakeobronşiyal infeksiyon ve tedavi uyumsuzluğunun en sık atak nedeni olduğu görüldü. Olgularımızın 54 (%14.6)'üne uzun süreli oksijen tedavisi endikasyonu konulmuştu. Sonuç olarak, KOAH alevlenmesi nedeniyle hastaneye yatırılan hastaların büyük kısmında tedavi yetersizliğini düşündüren bulgular ve modifiye edilebilecek risk faktörleri saptanmıştır. En akılcı yaklaşım, sigara içiminin toplumdaki yaygınlığının azaltılması ile birlikte pasif sigara içiminin engellenmesi olmalıdır. Bu amaçla sigarayı bıraktırma polikliniklerinin açılması, hasta ve yakınlarının buralara yönlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle Ic Anadoju ve Karadeniz Bölgesi'nde yoğun olmak üzere, sosyoekonomik sorunların artışı ile birlikte biomass kullanımı giderek artış göstermektedir. Ic ve dış çevreyi kirletmeyen yakıtların bilinçli olarak kullanılmasının eğitimi ve ekonomik olarak gelişimin sağlanması önemlidir. KOAH hastalığının doğası ve önemini ortaya koymak için daha ileri incelemelere gerek olduğu açıktır.

Keywords: Geriyedönük çalışma,Risk faktörleri,Sigara içme,Akciğer hastalığı, kronik obstrüktif,Akciğer hastalıkları,Çevresel maruziyet,Mesleki maruziyet