Journals / Solunum Hastalıkları / 2004 / Cilt: 15 - Sayı: 1

Clinical probability and noninvasive methods in the diagnosis of pulmonary thromboembolism

Pulmoner tromboemboli tanısında klinik olasılık ve noninvaziv tanı yöntemleri: Retrospektif bir değerlendirme

Pages
8–14
DOI
—

Abstract

Pulmonary thromboembolism is a fairly common and potentially fatal disease that is difficult to diagnose. In recent ye-ars, although major advances in the diagnosis and management of pulmonary embolism have been made, mainly in the development of new, noninvasive strategies for diagnosis, the estimation of the clinical probability still keeps its place as a first step in diagnostic algorithms.In this study, 35 patients who were diagnosed as having pulmonary thromboembolism (PTE) in our clinic, were analyzed retrospectively and grouped into three according to their clinical probabilities (high clinical probability; h: 23, 66%), (intermediate clinical probability; n: 7, 20%), (low clinical probability; n: 5, 14%). The correspondence of clinical probability with other available diagnostic tests; D-dimer (n: 22, 66%), V/Q scintigraphy (n: 26, 74%), lower limb Doppler USG (n: 26, 74%) and CT angiography (n: 20, 57%) were assessed.Plasma D-dimer level was found increased in all cases that it had been studied. When D-dimer test results were analyzed in accordance with the clinical probabilities, they were found increased in 12 (54.5%) cases with high clinical probability, in 4 (66.7%) cases with intermediate clinical probability, and in 6 (85.7%) cases with low clinical probability. V/Q scintigraphy was reported as high probability in 7 (31.8%) cases with high clinical probability, in 3 (50.0%) cases with intermediate clinical probability and in 1 (14.3%) case with low clinical probability. Among the 26 cases lower limb Doppler USG could have been done, deep vein thrombosis was detected in 12 (46%) patients. Among these 12 patients, 6 (23.1%) had high clinical probability for PTE, and 3 (11.5%) had intermediate clinical probability and 3 (11.5%) had lower clinical probability. Among 20 patient, PTE was detected by CT angiography in 17. The distribution according to clinical probability of them were 12 (89.9%) high, 2 (1 3.5%) intermediate and 1 (6.6%) low respectively. With these results our study supports the thought that clinical probability estimation when used in addition to non-invasive diagnostic methods is highly suggestive of pulmonary embolism.

Özet

Pulmoner tromboemboli (PTE) sık görülen, ölüm riski taşıyan ancak tanısı güç bir klinik tablodur. Günümüzde noninvaziv tanı yöntemlerindeki önemli gelişmelere rağmen tanıda kullanılan algoritmalarda halen en önemli başlangıç noktasını klinik değerlendirme oluşturmaktadır. Bu çalışmada kliniğimizden çıkış tanısı PTE olan toplam 35 olgu retrospektif olarak klinik olasılıklarına [(yüksek, n= 23, %66), (orta, n= 7, %20), (düşük, n= 5, %14)] göre üç gruba ayrıldı. Plazma D-dimer (n= 22, %62), V/Q sintigrafisi (n= 26, %74), alt ekstremite Doppler ultrasonografi (USG) (n= 26, %74), bilgisayarlı tomografi (BT) anjiyografi (n= 20, %57) yapıldı ve klinik olasılık ile olan uyumu incelendi. Plazma D-dimeri incelendiği tüm olgularda yüksek bulundu. Klinik olasılıklara göre D-dimer testi sonuçları incelendiğinde ise yüksek klinik olasılığı olan 12 (%54.5) olguda, orta klinik olasılığı olan 4 (%66.7) ve düşük olan 6 (%85.7) olguda yüksek plazma D-dimer düzeyleri bulundu. Ventilasyon/perfüzyon (V/Q) sintigrafisi; klinik olasılığı yüksek olan 7 (%31.8), orta olan 3 (%50.0) ve düşük olan 1 (%14.3) olguda yüksek olasılıklı olarak saptandı. Alt ekstremite Doppler USG uygulanan 26 olgudan 12 (%46)'sinde derin ven trombozu (DVT) saptanmıştı. DVT saptanan bu 12 olgudan 3 (%11.5)'ünün PTE için klinik olasılığı düşük, 3 (%11.5)'ünün orta ve 6 (%23.1 )'sının ise yüksek bulundu. BT anjiyografi yapılan 20 olgudan 17 (%85)'sinde PTE saptandı. BT anjiyografi ile PTE saptanan olguların klinik olasılıkları ise sırasıyla 12 (%89.9) olguda yüksek, 2 (11.7) olguda orta ve 1 (%2.8) olguda düşük bulundu.Bizim çalışmamızın sonucu; klinik değerlendirmenin noninvaziv tanı yöntemleriyle birlikte yol gösterici olduğu düşüncesini desteklemektedir.

Keywords: Radyonüklid görüntüleme,Tanı teknik ve işlemleri,Pulmoner emboli,Anjiyografi,Ultrasonografi, doppler,Geriyedönük çalışma