Journals / Eurasian Journal of Educational Research / 2015 / Cilt: 15 - Sayı: 59
An Evaluation of the Turkish Education System outside the Conflict between Old and New
- Pages
- 149–164
- DOI
- —
Abstract
Basis of the Study: Education is considered to be a system that provides solutions to communal problems, developing individual skills, bringing enlightenment and peace to people. However, the situation is somewhat different in Turkey, for education, which is regarded as a problem-solving activity, has itself become a problem. The Turkish education system has become one of our most serious social problems. This problem essentially stems from discussions over which civilization Turkey belongs to: the Eastern or the Western. The conflict between old and new in the Turkish education system is essentially a struggle between those who claim that “Turkish society is an Eastern society” (anti-Westerners) and those who claim that “It is a Western society” (pro-Westerners). This dispute is directly related to the ongoing process of Westernization that started in the 19th century. The Turkish education system is suffering from the conflict between old and new. The article is based on the premise that both parties, in effect, have an understanding of education that produces similar results. Purpose of the Study: The aim of this article is to reveal the fact that the conflict between old and new afflicting the Turkish education system is a fruitless discussion by showing that both pro- and anti-Westerners have an understanding of education that inhibits students’ creative skills, puts the teacher at the center, furnishes students with unnecessary information, prioritizes rote learning, defends discipline and makes students restless and unhappy. Some suggestions shall be offered for a new education system without taking sides with either of the disputing parties. Source of Evidence: This article takes its cue from the following observations: i) The Turkish education system is not up to par due to the conflict between old and new; ii) It is afflicted by the inconsistencies as its targets are constantly changed and it is often left without targets; iii) It is constantly (re)structured by the governments alternating between the anti-Westerner conservatives and the pro-Westerners. The point of departure for this article is that the Turkish education system fails to produce happy, joyful, lively, free, talented, skilled, knowledgeable, honest and virtuous individuals.Main Argument and Conclusions: This article focuses on the shortcomings and deficiencies of the Turkish education system. It negates the age-old conflict between old and new, and pursues the ideal education system where students are happy, discovering and improving their skills. It is a critique of the understanding that prioritizes the teacher and curriculum, encourages rote learning and defends oppression and discipline. It seeks the ways in which we can produce virtuous, happy and skilled individuals with free spirits and critical thinking skills, and who are at peace with themselves, their history and society. The article also emphasizes the urgency to find new solutions for our education system exempt from those voiced by the parties in the conflict between old and new.
Özet
Çalışmanın Temeli: Eğitim, toplumların sorunlarına çözüm üreten, karanlıkları aydınlatan, bireylerin yeteneklerini geliştiren ve insanları ferahlatan bir sistem olarak düşünülür. Fakat Türkiye’de var olan eğitim sisteminin durumu biraz farklıdır. Çünkü problem çözme etkinliği olarak görülen eğitim sisteminin kendisi bir probleme dönüşmüştür. Türk eğitim sistemi, en ciddi sosyal problemlerimizden birisi haline gelmiştir. Bu problem, özünde Türkiye’nin hangi medeniyete mensup olduğu (Batı medeniyetine mi yoksa Doğu medeniyetine mi) tartışmalarından kaynaklanmaktadır. Türk eğitim sisteminde “eski-yeni çekişmesi”, “Türk toplumu Doğulu bir toplumdur” diyenler (Batı karşıtları) ile “Türk toplumu Batılı bir toplumdur” görüşünü savunan kesimler (Batıcılar) arasındaki mücadeleden ibarettir. Söz konusu mücadele, 19. yüzyıldan günümüze devam eden Türkiye’nin Batılılaşması süreciyle doğrudan bağlantılıdır. Türk eğitim sistemi, “eski-yeni çekişmesi”nden muzdarip bir sistemdir. Makalede, her iki tarafın benzer sonuçlar üreten eğitim anlayışlarına sahip olduğu teması esas alınmış, Türk eğitim sistemi eski-yeni çatışmasının dışında değerlendirilmiştir.Günümüzde Türk toplumu, “eski eğitim” yanlıları ve “yeni eğitim” taraftarları olarak iki büyük düşman kampa bölünmüş durumdadır. Başka bir deyişle, toplumumuz eğitimde “dinselliği” ön plana çıkaran “geleneksel eğitim sistemi”nden (geçmişe dönük özlemden kaynaklanan eğitimde dinin vitrine çıkartılması, din merkezli bir eğitimin referans alınması, dindar bir neslin yetiştirilmesi vb.) yana olan muhafazakâr kesimler ile eğitimde “çağdaşlaşma”yı savunan, “modern eğitim sistemi”nden (dine mesafeli olan laik eğitimden, akılcı ve Batıcı eğitimden) yana olan Batıcı kesimler arasındaki kavganın bir arenası haline gelmiştir. Türk eğitim sistemi, tarihinin en büyük “eski-yeni çatışması”na sahne olmaktadır. Fakat günümüzde işler biraz terse dönmüştür. Türkiye’de son yıllarda ilginç olan, muhafazakârların “yeni” diye öne sürdüklerinin daha çok “eski”ye (örneğin, eğitimde dinin, yani İslamiyet’in referans alınması, din eğitimi veren okulların sürekli açılması ve çoğalması gibi) gönderme yapmasıdır. Bu muhafazakâr “yeni”ler! karşısında Batıcı laik kanata dair sanki “eski”yi savunuyormuş gibi bir algı yaratılmıştır.Kısaca, bu çalışmanın temeli, nüfusumuzun en önemli kısmını oluşturan çocukların ve gençlerin (bugünümüz ve geleceğimiz olan bireylerin) eğitim hayatlarını doğrudan ilgilendiren “eski-yeni çekişmesi”ne farklı bir gözle bakmaya, Türk eğitim sistemini söz konusu kısır döngüden kurtarmaya ve onu yeniden yapılandırmaya dayandırılmıştır. İşte, bu bağlamda, bu makalede, Türk eğitim sisteminin ana meseleleri üzerine odaklanılmış, ideal bir Türk eğitim sistemi nasıl olmalıdır? sorusuna cevap aranmıştır.Çalışmanın Amacı: Makalenin amacı, Türk eğitim sistemindeki “eski-yeni çekişmesi”nin kuru bir gürültüden ibaret olduğunu ortaya koymak, bu çerçevede gerek Batı karşıtı muhafazakârların gerekse de Batıcıların savundukları eğitim anlayışlarının öğrenciyi yeteneksizleştirdiğini, öğretmeni merkeze aldığını, öğrencileri gereksiz ve hayattan kopuk bilgilerle kuşattığını, ezberciliği önemsediğini, disiplini ve korkuyu savunduğunu, öğrenciyi stresli, kaygılı, huzursuz, mutsuz ve yeteneksiz yaptığını göstermek, söz konusu çekişmede herhangi bir tarafta yer almadan yeni bir eğitim sistemi için bazı öneriler getirmektir.Kanıt Kaynakları: Bu makalede, Türk eğitim sisteminin “eski-yeni çekişmesi” nedeniyle sağlıklı bir şekilde işleyemediği, hedeflerinin sürekli değiştiği, çoğu kez hedefsiz kaldığı, bir “yap boz tahtası”na dönüştürüldüğü, tutarlı olmadığı, Batı karşıtı muhafazakârların ya da Batıcıların iktidarları dönemlerinde sürekli olarak darmadağın edildiği gerçeğinden hareket edilmiştir. Türk eğitim sisteminin mutlu, neşeli, hayata bağlı, özgür, yetenekli, hünerli, bilgili, dürüst ve erdemli insan yetiştirmediği gerçeği, araştırmanın kalkış noktası olarak görülmüştür. Ana Tartışma ve Sonuçlar: Eski-yeni kavgasının biçimlendirdiği Türk eğitim sisteminin manzarası içler acısıdır. Bu ürkütücü halin fotoğrafı insanlarımızın tamamını ilgilendirmektedir. Bu devasa fotoğraf karesinde her insanımız kendisine bir yer bulmaktadır. Bu sıkıntılı karede kimi insanımız ön planda/merkezde, kimisi kenarda/kıyıda, kimisi ise arka fonda bize bakmaktadır. O büyük resimde yer alanlar, okula giden öğrenciler, onları eğiten öğretmenler ve okuyanların ve okutanların aileleridir. Dolayısıyla o çerçeve içindeki herhangi bir sorun, sadece eğitimcilerin değil, aslında herkesin sorunudur. Bu makalede, Türk eğitim sisteminin hatalı yönleri ve kusurlu yapıları üzerine odaklanılmış, eğitim alanında kalıplaşmış ve köhneleşmiş olan “eski-yeni çekişmesi” olumsuzlanmış, öğrencileri daha mutlu edebilecek ve yeteneklerini keşfedip geliştirebilecek iyi/ideal bir eğitim sistemi nasıl olmalıdır? sorusuna cevap aranmıştır. Bu makalede, “eski-yeni çekişmesi”nden kaynaklı olarak çeşitli açmazlarla dolu Türk eğitim sisteminin sorunlu bir sistem olmaktan çıkartılması için şu öneriler geliştirilmiştir: İlk olarak, Türk eğitim sistemi, “eski-yeni çatışması’nın (muhafazakârların “dinî eğitim”, Batıcıların “laik eğitim” kısır kavgasının) bir alanı olmaktan çıkartılmalıdır. Bu çerçevede, eğitim sistemi, gereksiz bilgilerle öğrencinin zihnini ve bedenini mahveden, öğretmeni ve müfredatı merkeze alan, öğrenciyi dışlayan ve onu sadece ezberciliğe yönelten anlayıştan vazgeçmelidir. İkinci olarak, Türkiye’deki eğitim sistemi özgürleşmelidir, yani okul, öğrenciyi cezalandıran ve disiplin altına alan bir aygıt olmamalı, öğrenme etkinliği sadece okulla sınırlandırılmamalı ve okula gitmede öğrenciye büyük esneklik tanınmalıdır. Eğitim kurumları demokratikleştirilmelidir. Üçüncü olarak, okul, kuralcı, nizamcı, otoriter, baskıcı ve resmi bir kurum olmaktan ziyade, sevgiye dayalı, neşeli ve öğrencinin yeteneklerini geliştiren şen bir kuruma dönüştürülmelidir. Neşeye, sevgiye dayanan şen eğitim esas alınmalıdır. Son olarak, hayatın çok karm