Journals / Eurasian Journal of Educational Research / 2015 / Cilt: 15 - Sayı: 59
The Relationship between Teachers’ Emotional Labor and Burnout Level
- Pages
- 75–90
- DOI
- —
Abstract
Problem Statement: In the present educational perception, teachers are expected to fulfill many roles, such as becoming role models for students, guiding them, teaching them to learn and instilling democratic attitudes and values within them. In addition, teachers should be in collaboration with the school administration, colleagues, parents and other stakeholders for effective teaching and learning. While fulfilling these roles, teachers should make a conscientious effort not to reflect their personal problems onto their relationships in schools, and should try to behave in compliance with formal and informal norms as professionals. However, it is possible to predict that the regulation of emotions may have a negative impact on teachers in terms of their psychology. Burnout can be described as one of those impacts.Purpose of the Study: The purpose of this research is to determine the relationship between teachers’ emotional labor and burnout level.Method: The sample for this survey study consists of 410 teachers working in the schools located in the city center of Kütahya. The data was collected using the Emotional Labor Scale and the Burnout Scale. Descriptive statistics, t-tests, ANOVA and regression analysis were used for analyzing the data.Findings: Results indicate that the teachers exhibit surface acting the least in terms of emotional labor. This is followed by deep acting and naturally-felt emotions. In terms of burnout, teachers have the highest burnout level when they experience emotional exhaustion, which is followed by a lack of personal accomplishment and depersonalization, respectively. Results of the regression analysis show that surface acting and naturally-felt emotions are the important predictors for both emotional exhaustion and the depersonalization of teachers. However, deep acting does not have a significant impact on emotional exhaustion and depersonalization. Teachers’ lack of personal accomplishment is predicted by all aspects of emotional labor. Aspects of emotional labor, as a whole, explain 7% of the emotional exhaustion level of teachers, 16% of depersonalization, and 15% of the lack of personal accomplishment. Conclusion and Recommendations: This study considers emotional labor as a role that should be taken by teachers as a part of their occupational professionalism. However, it is possible that the roles expected from teachers may be based on dominance, non-professional or unethical behaviors. Thus, it is important to reveal the reasons behind teachers’ surface acting behaviors. Therefore, designing such studies on the basis of a qualitative approach will contribute to a deeper understanding of these behaviors.
Özet
Problem Durumu: Öğretmenlik mesleği, özelliği itibari ile doğrudan insan ile ilgili bir iştir. Bu nedenle insan ilişkileri yoğun her meslekte olduğu gibi duygu düzenlemesini zorunlu kılmaktadır. Duygusal emek olarak adlandırılabilecek bu olgu, mesleki profesyonellik gereği olarak da öğretmenlerden beklenmektedir. Öğretmenlik, bireysel, sosyal, kültürel, bilimsel, teknolojik boyutları olan profesyonel statüde bir eğitim mesleğidir. Günümüz eğitim anlayışında öğretmenlerden, öğrencilere rol model olmaları, rehberlik etmeleri, öğrenmeyi öğretmeleri, demokratik tutum ve değerleri kazandırmaları gibi pek çok rol beklenmektedir. Bunun yanında öğretmenlerin, eğitim ve öğretimin etkililiğinin sağlanmasında okul yöneticileriyle, meslektaşlarıyla, velilerle ve diğer paydaşlarıyla işbirliği içerisinde bulunmaları da gerekmektedir. Öğretmenlerin bütün bu rolleri yerine getirirken, bir profesyonel olarak, kişisel sorunlarını ilişkilerine yansıtmamaya özen göstermesi, görev yaptığı okulun formal ve informal normlarına uygun davranmaya çalışması gerekmektedir. Ancak bu anlamda duyguların yönetilmesinin, psikolojik olarak öğretmenler üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceği öngörülebilir. Bu etkilerden biri de tükenmişlik duygusudur.Araştırmanın Amacı: Öğretmenlerinin duygusal emekleri ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesinin amaçlandığı bu araştırmada şu sorulara yanıt aranmıştır: 1) Öğretmenlerin duygusal emek ve tükenmişlik düzeyleri nasıldır? 2) Öğretmenlerin duygusal emek ve tükenmişlik düzeyleri, cinsiyet, medeni durum, görev, okul türü ve branş değişkenlerine göre farklılaşmakta mıdır? 3) Öğretmenlerin duygusal emekleri tükenmişlik düzeylerini yordamakta mıdır? Araştırmanın Yöntemi: Araştırma, tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini 2013-2014 eğitim öğretim yılında, Kütahya ilinde görev yapan 5600 öğretmen oluşturmaktadır. Örnekleme girecek öğretmenlerin belirlenmesinde oransız küme örnekleme tekniği kullanılmıştır. Örneklem büyüklüğü, % 95 güven düzeyi için 360 olarak hesaplanmıştır. Ölçeklerin geri dönüşünde eksiklikler ve özensiz doldurma gibi nedenlerle araştırmada kullanılamayacak ölçekler olabileceği düşüncesi ile 500 öğretmenden görüş alınmasına karar verilmiştir. Elde edilen veri toplama araçlarından kullanılabilir durumda olan 410 tanesi ile analizler yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Duygusal Emek Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin duygusal emek ile tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla betimsel istatistikler, ikili karşılaştırmalarda t-testi, üç ve daha fazla boyutu olan karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Öğretmenlerin duygusal emeklerinin, tükenmişlik düzeylerini anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını belirlemek için ise Çoklu Regresyon analizi kullanılmıştır.Araştırmanın Bulguları: Araştırmaya katılan öğretmenler duygusal emek açısından, en az yüzeysel rol yapma (AO=2.51, S=0.95) davranışında bulunmaktadır. Bunu, derinden rol yapma (AO=3.71, S=0.92) ve doğal duygular (AO=4.16, S=0.72) izlemektedir. Tükenmişlik açısından ise öğretmenler en yüksek tükenmişlik düzeyine duygusal tükenme (AO=1.51, S=0.70) boyutunda sahiptir. Bunu sıra ile kişisel başarısızlık (AO=1.36, S=0.63) ve duyarsızlaşma (AO=1.03, S=0.77) boyutları takip etmektedir. Öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri, duygusal tükenme boyutunda “orta”, kişisel başarısızlık ve duyarsızlaşma boyutlarında ise “düşük” düzeydedir. Öğretmenlerin duygusal emekleri cinsiyet, medeni durum, görev, okul türü ve branş değişkenlerine göre farklılaşmaktadır. Erkek öğretmenler kadın öğretmenlere göre [t(408)=3.10; p<.05]; evli öğretmenler evli olmayan öğretmenlere göre [t(408)=2.62; p<.05]; okul yöneticileri öğretmenlere göre [t(408)=2.24; p<.05] daha fazla yüzeysel rol yapma davranışı göstermektedir. Öğretmenler ise okul yöneticilerine göre [t(408)=2.10; p<.05] daha fazla doğal davranışlar göstermektedir. Ayrıca ilkokul öğretmenleri genel lise öğretmenlerine göre daha fazla yüzeysel [F(3-406)=4.13; p<.05] ve derinden rol yapma [F(3-406)=2.62; p<.05], genel lise ve meslek lisesi öğretmenlerine göre [F(3-406)=6.69; p<.05] daha fazla doğal davranışlar göstermektedir. Öğretmenlik tükenmişlik düzeyleri, cinsiyet, medeni durum ve görev (okul yöneticisi, öğretmen) değişkenlerine göre farklılık göstermemekte; ancak görev yapılan okul türü değişkenine göre farklılaşmaktadır. Meslek liselerinde görev yapan öğretmenlerin duyarsızlaşma düzeyleri [F(3-406)=4.53; p<.05], ilkokullarda görev yapan öğretmenlerden daha fazladır. Öğretmenlerin duygusal emeklerinin, duygusal tükenmişlik düzeylerini yordayıp yormadığının belirlenmesi amacı ile yapılan çoklu regresyon analizi yapılıştır. Regresyon analizi sonuçlarına göre yüzeysel rol yapma ve doğal duygular, öğretmenlerin hem duygusal tükenmesinin hem de duyarsızlaşmasının önemli yordayıcılarıdır. Ancak derinden rol yapma duygusal tükenme ve duyarsızlaşma üzerinde anlamlı düzeyde etkili değildir. Öğretmenlerin kişisel başarısızlık duygusunu ise duygusal emeğin boyutlarının tümü yordamaktadır. Duygusal emeğin boyutları tümü birlikte, öğretmenlerin duygusal tükenmişlik düzeylerinin % 7’sini, duyarsızlaşmanın % 16’sını, kişisel başarısızlık duygusunun ise % 15’ini açıklamaktadır. Duygusal tükenmişlik ile yüzeysel yapma arasında pozitif ve düşük (r=0.24); doğal duygular ile negatif ve düşük (r=-0.13) düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Duyarsızlaşma ile yüzeysel yapma arasında pozitif ve orta (r=0.31); doğal duygular ile negatif ve düşük (r=0.31) düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Derinden rol yapma ile duygusal tükenme ve duyarsızlaşma arasında ilişki bulunmamaktadır. Kişisel başarısızlık duygusu ile yüzeysel yapma arasında pozitif ve düşük (r=0.12); derinden rol yapma ile negatif ve düşük (r=-0.22), doğal duygular ile negatif ve orta (r=-0.35) düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Araştırmanın Sonuç ve Önerileri: Araştırma sonucuna göre, öğretmenlerin duygusal emekleri, onların hem duygusal