Journals / Suç ve Ceza / 2020 / Cilt: 13 - Sayı: 3
AN ANALYSIS OF COMPANY POLICIES IN THE GARMENT SECTOR WITHIN THE FRAMEWORK OF “DUE DILIGENCE” (With The Example Of H&M Group)
- Journal
- Suç ve Ceza
- Pages
- 797–828
- DOI
- —
Abstract
In the period after 1945, when the fundamental rights accepted as a “supranational term”, business actors based on the globalization movements should be especially examined. As a business actor, multinational companies which are in coordination with more than one country will be able to cause violations of the fundamental rights by using their economic power. The Guiding Principles were developed by the United Nations to prevent these violations. This instrument includes United Nations’ “Protect, Respect and Remedy” framework on the topics of human rights and transnational corporations and other businesses/companies. The examination of these multinational companies in the garment industry, which is the main economic resource for the developing countries, is particularly important to efficently protect the human rights. Businesses must act with “due diligence” to avoid the infrigement the fundamental rights. In order to ensure the protecting human rights, it is important to fullfilment of the “due diligence” responsibility by the companies. Based on that importance, in this study the internal policies and supply chain policies of the H&M Group, one of the leaders of the garment sector, were compared in terms of their compliance with the Guideline Principles. However, it is observed that they are compatible in a way that can be described as “on paper”. When we look at the current situation, we can easily say that it is debatable how much of this compatability on paper has a practical reflection. Especially, following the end of this pandemic period, both the H&M Group and other multinational companies, the fact that their policy commitments are not reflected in all operational networks will become more visible.
Özet
“İnsan haklarının korunması” konusunun, devletler üstü bir sorun olarak kabul edildiği 1945 sonrası dönem içerisinde 1970’lerin küreselleşme hareketinin güçlü bir şekilde ortaya çıkardığı “iş dünyası” aktörünü özellikle incelemek gerekmektedir. Bu iş dünyası aktörlerinden, birden fazla ülke ile koordinasyon halinde olan çokuluslu şirketler de ekonomik güçlerini kullanarak yarattıkları iktidar alanı ile hem hak ihlallerinin oluşmasına hem de bunların süreklilik kazanmalarına sebebiyet verebileceklerdir. Bu çokuluslu şirketlerin yarattıkları iktidar alanından kaynaklanabilecek hak ihlallerinin önüne geçilmesi amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından oluşturulan Rehber İlkeler metni ile insan haklarının iş dünyasında etkili bir şekilde korunmasını hedefleyen bir yol haritası çizilmiştir. Rehber İlkeler, üçlü sacayağı üzerine inşa edilmiş bir metindir: Koruma, saygı duyma ve telafi edici çözüme erişim. Bu çalışmanın da yoğunlaştığı alan olan şirketlere yönelik “saygı duyma” yükümlülüğü, her ne kadar bir yaptırımı olmasa da, devlet dışı bir aktöre insan haklarını koruma yükümlülüğünü yüklemiş olması yönüyle önemlidir. Düşük sermaye ile geniş bir istihdam alanı yaratan ve bu şekilde ülkelerin ekonomik kalkınma süreçlerine destek verdiği için özellikle gelişmekte olan ülkelerin başlıca ekonomi kanallarından olan “tekstil ve hazır giyim sektörü” alanında faaliyet gösteren çokuluslu şirketlerin incelenmesi ise, bu “insan haklarına saygı duyma” yükümlülüğü yönünden özel bir önem arz etmektedir. Sahip oldukları ekonomik gücün de etkisiyle çokuluslu şirketler, gelişmekte olan ülkelerdeki insan haklarının korunmasına yönelik var olan eksikliklerden faydalanarak ve faaliyetleriyle mevcut ihlal ortamını besleyip derinleştirerek çalışmalarına devam edebilecektir. Bu sebeple de Rehber İlkeler metninin ikinci sacayağı olan “insan haklarına saygı gösterme” yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediğinin incelenmesi ve bu alanın geliştirilmesi, insan haklarının korunmasının etkin bir şekilde sağlanması için gereklidir. Bu gereklilik esas alınarak çalışmada ilgili sektörün öncülerinden biri olan H&M Grubu’nun şirket içi ve tedarik zincirine yönelik politikaları, Rehber İlkeler metnine uyumlulukları ile karşılaştırılmış ve “kağıt üzerinde” olarak tabir edebileceğimiz bir şekilde uyumlu oldukları da görülmüştür. Ancak yine somut durum üzerinden bakıldığında, kağıt üzerindeki bu uyumun ne kadarının pratik yansımasının olduğunun tartışmalı olduğunu kolaylıkla söyleyebilmekteyiz. Özellikle içinde bulunduğumuz COVID-19 sürecinde gerçekleşen ihlaller yönünden incelemelerin yapılmasıyla, hem H&M Grubu hem de diğer çokuluslu şirketler açısından, politika taahhütlerinin tüm operasyon ağlarına yansıtılmadığı gerçeği daha görünür hale gelerek şirketlere yönelik yükümlülüklerin ve aynı zamanda denetimlerin daha sıkı olduğu uluslararası metinlerin de ön plana çıkması muhtemel olacaktır.