Journals / Suç ve Ceza / 2020 / Cilt: 13 - Sayı: 1

IN DEFENSE OF ETHICS: A FEMINIST CRITIQUE OF DEFENSE LAWYERS’ ADVOCACY IN VIOLENCE AGAINST WOMEN CASES

ETİĞİ SAVUNMAK: KADINA YÖNELİK ŞİDDET DOSYALARINDA SANIK MÜDAFİLERİNİN SAVUNMA PRATİKLERİNİN FEMİNİST ELEŞTİRİSİ

Pages
115–158
DOI
—

Abstract

In cases of sexual and gender-based violence against women in Turkey, courts include prejudices and stereotypes arising from gender inequality into proceedings and establish their acquittal and sentence reduction decisions based on such grounds, which is defined as judicial stereotyping. Likewise, defense lawyers in such cases structure their defense strategies according to these stereotyped/traditional roles, in knowledge that presenting such defenses will yield results in the defendants’ favor. The determination that defense lawyers contribute to judicial stereotyping therefore necessitated a discussion on the scope and limits of defense from a feminist perspective. In this study, procedural and ethical frameworks contained in international texts, i.e. Istanbul Convention, CEDAW and Bangalore Principles of Judicial Conduct, are examined. The Attorneyship Code, Union of Turkish Bar Associations Code of Conduct and precedents are reviewed to evaluate the balance between lawyers’ role in the fight against judicial stereotyping/defense ethics and defense lawyers’ right to free speech/immunity. A critical feminist standpoint is utilized to analyze the normative and gender-insensitive structure of relevant texts. A number of defense statements are evaluated as samples of judicial stereotyping in judiciary that sustain gender discrimination. Finally, proposals are made to fight judicial stereotyping, such as reevaluating national normative legislation and legal politics through ethical principles to mainbalance between ethics of defense and freedom of speech/ right to fair trial.

Özet

Türkiye’de kadınlara yönelik cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet davalarında mahkemeler, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden doğan önyargıları ve kalıpları yargılama sürecine dahil etmekte, beraat ve indirim kararlarının gerekçeleri olarak kullanmakta ve bu şekilde yargısal kalıplaşma (judicial stereotyping) olarak tanımlanan ayrımcı yargılama pratikleri üretmektedirler. Sanıklar ve avukatları da savunma stratejilerini, toplumsal cinsiyete dayalı bu klişeleşmiş/geleneksel rollere göre şekillendirmekte ve savunmalarını bu eksende yapmalarının müvekkilleri lehine sonuç doğuracağını bilmektedirler. Sanık müdafilerinin yargısal kalıplaşmaya katkıda bulunduklarına ilişkin tespit, savunmanın kapsamını ve sınırlarını feminist bakış açısı ile tartışma gerekliliğini doğurmuştur. Bu çalışmada öncelikle İstanbul Sözleşmesi, CEDAW, Bangalor Yargı Etiği İlkeleri gibi uluslararası metinler kapsamındaki usuli ve etik prensipler incelenmiştir. Ardından avukatların yargısal kalıplaşma ile mücadeledeki rolü/savunma etiği ve savunma dokunulmazlığı/ifade özgürlüğü arasındaki ilişkiyi tespit edebilmek amacıyla Avukatlık Kanunu, TBB Meslek Kuralları ve içtihatlar değerlendirilmiştir. İncelenen metinlerin normatif ve toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetmeyen yapıları, feminist eleştirel bakış açısı ile ele alınmıştır. Güncel kadına yönelik şiddet davalarında, sanık vekillerinin duruşma tutanaklarına yansıyan ve yansımayan savunmaları, yargısal kalıplaşmayı sürekli üreten ve sürdüren toplumsal cinsiyet ayrımcılığının sözlü örnekleri olarak incelenmiştir. Sonuç olarak yargısal kalıplaşma ile mücadelede, savunma etiği ile ifade özgürlüğü/adil yargılanma hakkını dengelemek amacı ile de öncelikle ulusal normatif hukuk kurallarının ve hukuk politikalarının etik prensipler çerçevesinde gözden geçirilmesine ilişkin öneriler sunulmaktadır.