Journals / Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi Dergisi / 2005 / Cilt: 6 - Sayı: 9

Yazınsal Aşırma

Pages
11–64
DOI
—

Abstract

Depuis quelques années, on parle beaucoup du plagiat. Les accusations de plagiat transparaissent souvent dans la presse. Les ecrivains, grands ou petits, commencent de plus en plus de s'accuser de plagiat. La contrefaçon littéraire est le plus souvent poursuivie devant les tribunaux. On rencontre également les pratiques équivalentes au cinéma, en musique, en architecture. Jusqu'aux dates recentes, n'etant jamais vu comme un drame, le plagiat relevait du non-dit et personne ne parlait du droit des auteurs; et méme, a certaines époques, l'amplification était perçue comme un honneur rendu aux modeles. Or dans le systeme capitaliste actuel, ou le livre est désormais vu comme un 'produit', l'auteur, comme un fournisseur de contenus', par souci d'intérét financier des maisons d'editions, les affaires de contrefaçon littéraire sont de plus en plus â l'ordre du jour. Dans ses débuts, la culture numérique et logicielle a etâ assimilée a une pratique généralisée du 'couper-coller', a un état de non-droit et a une culture globale de la liberté et de la gratuité de l'information: tout était devenu public, et l'auteur, comme Barthes et Foucault l'avaient annoncé en theorie, était cette fois mort dans les faits. Se copiant a qui mieux mieux, les sites Web mettaient en ligne ou offraient au telechargement des textes, images et musiques qui n'appartenaient nullement au domaine public. Or le droit a peu a peu repris en main Internet. Dans la cyberculture tout a désormais un prix. Tout se paie. La photocopie sauvage ('le photocopillage'), que tout le monde pratiquait naguere sans penser a mal, est plus ou moins jugulée dans les universités, certaines maisons d'éditions n'ont pas hesite â accoler sur la couverture de leurs publications le slogan que 'le photocopillage tue le livre'. Sans nous attacher toutefois a discuter le coté social, économique et juridique de la question, nous nous proposons, dans un contexte littéraire, de rapporter une bréve liste des plagiaires depuis l'Antiquité jusqu'a nos jours, de dâterminer l'attitude et la position des auteurs face a ce phénoméne, leurs motivations, et de traiter l'aspect du plagiat dans certains romans, de faire une définition globale de la notion.

Özet

Son yirmi otuz yıldır aşırmadan çokça söz edilmektedir. Gazetelerde, dergilerde yer verilen yazılarda yazarların birbirlerini sıklıkla aşırmacılıkla suçladıklarına tanık oluyoruz. Yazınsal sahtecilik suçlamaları mahkemelerin ele aldıkları konular arasına girmiştir. Yalnızda yazınsal alanda değil, sinemada, müzikte, mimaride vb. aşırmaya denk gelen uygulamalara sıklıkla rastlanmaktadır. Oysa son dönemlere kadar aşırma bir 'dram' olarak görülmüyor, ne aşırmadan, ne yazar haklarından bu denli fazla söz edilmiyor, tersine aşırma örnek alınan, (gizlice) alıntılan yazara 'saygısını belirtme' biçiminde algılanıyordu. Bilgisayarın ve internetin yaşamımızın her anını belirlediği, bilginin hızla yayıldığı, ülkelerarası ilişkilerin yoğun olduğu günümüz anamalcı koşullarında artık kitaplar ticari nesneler, yazarlar ise 'içerik sağlayıcılar' olarak görüldüklerine göre 'aşırmanın' önüne geçmek fazla olası gözükmemektedir. Yayınevi sahiplerinin ticari kaygıları nedeniyle aşırma olayları sürekli gündeme gelmektedir. Başlangıçta 'kes-yapıştır' anlayışını yaşamımıza sokan bilgisayar kültürü bilginin para ödenmeden ve serbestçe dolaşımına olanak sağlamıştır. Böylelikle her şey kamunun malıdır anlayışı yerleşmiş, kuramsal düzlemde Barthes ye Foucault'nun tanımladıkları gibi, yazar ölüme gönderilmiştir. İsteyen istediğinden serbestçe kopyalıyor, Web sitelerinden metinleri, resimleri, müzik parçalarını hiçbir karşılık olmadan indirebiliyordu. Ancak bir süre sonra yazarlar yapıtlarının karşılığınında bir ücret alabilmek, alamadıklarında ise mahkemelere başvurmak yoluna gitmeye başladılar. Önceleri serbestçe uygulanan kitapları fotokopi yoluyla çoğalma işlemine üniversite çevrelerinde yasaklamalar getirildi, yayınevi sahipleri kitapların iç kapaklarına fotokopi çekmenin kitabı öldürmek, yazarın ileride yapacağı çalışmaların önünü kesmek olduğunu belirten yazılar koymaktan geri durmadılar. Burada, aşırmayı genel bir çerçevede toplumsal, ekonomik koşullara bağlı kalarak tartışmak yerine, daha çok yazınsal bağlamda kalarak, başından günümüze gelinceye değin, aşırmanın kısa bir tarihçesini sunduktan sonra, yazarların aşırma karşısındaki tutumlarını, yazınsal bir izlek olarak aşırmanın kimi romanlardaki görünümünü açığa çıkarmak, böylelikle kavramın kısa bir tanımlamasını yapmak uğraşında olacağız.