Journals / Eurasian Journal of Educational Research / 2019 / Cilt: 19 - Sayı: 79
Investigation of the Orthogonality Assumption in the Bifactor Item Response Theory
- Pages
- 69–86
- DOI
- —
Abstract
Purpose: This study aims to investigate the orthogonality assumption, which restricts the use of Bifactor item response theory under different conditions. Method: Data of the study have been obtained in accordance with the Bifactor model. It has been produced in accordance with two different models (Model 1 and Model 2) in a simulated way.Results: As a result of the research, it was found out that the case that two factors were correlated (Model 1) and that all factors were correlated (Model 2) had the same effect on the accuracy of both person and item parameter estimations. While estimating the discrimination parameters, as the orthogonality violation increased, it was concluded that the bias increased, too. As the test length increased, the accuracy of estimations of discrimination and difficulty parameters, namely the reliability decreased. Increasing the number of items increased the accuracy of person parameters, which was the reliability. Implication for Research and Practice: As test length increases, the Bifactor theory can better tolerate the orthogonality violation in estimation of person parameters. The practitioners who want to use this theory are recommended to work with large item pools. At all correlation levels, the accuracy of the parameter estimations was approximately the same. New studies can be repeated with intermediate correlation levels. Among all the parameters, the parameters whose estimation reliability is the lowest were found to be person parameters.
Özet
Problem Durumu: İki Faktör Modeli, çok boyutlu madde tepki kuramı (multidimensional item response theory) modellerinden biridir. İki faktör modeline göre birden fazla spesifik (özgül) faktör ve bu faktörler tarafından açıklanan bir genel faktör vardır ve ayrıca bu özgül etkilerin genel faktör üzerinde etkisinin olduğunu varsayılmaktadır. Tüm madde tepki kuramı modellerinde olduğu gibi İki Faktör modelinin de kendine özgü varsayımları vardır. İki Faktör Model’inin en önemli varsayımlarından biri verinin hem genel faktörü hem de spesifik faktörleri içermesidir. Bu varsayım karşılanması zor bir varsayım olmamakla birlikte çok boyutlu veriyi gerektirmektedir. Diğer varsayım olan faktörlerin dik (orthogonal) yani birbirinden bağımsız (ilişkisiz) olması ise pratikte karşılanması çok mümkün olmayan bir varsayımdır. İlişkili faktörleri dik olmaya zorlamak ise ölçülen yapı ile ilgili olarak bilgi kaybına neden olacak ve güvenilir olmayan parametre kestirimleri ile sonuçlanacaktır. Bu çalışma aracılığıyla İki Faktör Modelin kullanımını kısıtlayan varsayımın incelenmesi ve belirli kriterler ışığında değerlendirilmesi ile elde edilecek sonuçların alan yazına hem teorik anlamda hem de modelin daha doğru uygulanabilirliği açısından önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın Amacı: İki Faktör Kuramı, gerektirdiği varsayımdan (diklik) dolayı kullanımı sınırlanan bir kuramdır. Bu sınırlılığının yanı sıra psikolojik ve eğitsel yapıların modellenmesinde ve ölçek geliştirme çalışmalarında bu varsayım göz ardı edilerek sıklıkla kullanılmaktadır. Diklik varsayımının sağlanmadığı koşullarda psikolojik ve eğitsel yapıların doğru modellenmesi, geliştirilen ölçeğin doğru faktör yapısına ulaşması ve parametre kestirimlerinin doğru olması mümkün olmayacaktır. Bunun yanı sıra eğitim ve psikoloji alanında faktörler arası korelasyonun sıfır olduğu ölçme araçları geliştirmek neredeyse imkansızdır. İlişkili faktörleri dik olmaya zorlamak ise ölçülen yapı ile ilgili olarak bilgi kaybına neden olacak ve güvenilir olmayan parametre kestirimleri ile sonuçlanacaktır. Parametre kestirimlerinin kesinliği ve doğruluğu ise yapılan her ölçme işleminde önemli bir durumdur. Çünkü parametre kestirimleri, madde performansı ve yanıtlayıcı yetenek düzeyinin belirlenmesinde önemli bir unsurdur. Belirtilen bu gerekçelerden kaynaklı, iki faktör kuramının, spesifik faktörler arası farklı ilişki düzeylerine olanak tanıyarak incelenmesi yani hangi diklik ihlal düzeylerinin kuram tarafından tolere edilip, diklik ihlaline rağmen kararlı, kesin ve doğru kestirimler yapılabildiğinin belirlenmesi bu araştırmanın amacıdır. Araştırmanın Yöntemi: Bu araştırma için veriler simülatif yolla iki adet (Model-1 ve Model-2) İki Faktör iki parametreli modele göre üretilmiştir. Model-1 iki spesifik faktör arasında çapraz yüklenmelerden dolayı oluşan diklik ihlalini gösteren modeldir. Burada incelenen nokta iki spesifik faktör arasındaki diklik ihlalinin tüm faktörlerdeki parametre kestirimlerine olan etkisidir. Model-2 ise, tüm spesifik faktörler arasındaki ilişkiyi göstermektedir. Spesifik modellerde manipüle edilen değişkenler faktörler arası korelasyon düzeyleri ve test uzunluklarıdır. Kurulan modeller için korelasyon kabul düzeyleri 0.10 (çok düşük), 0.40 (orta), 0.70 (yüksek) olarak ele alınmıştır. Spesifik faktörlerdeki madde sayılarına karar vermek amacıyla yapılan alan yazın incelemesi sonucunda test uzunlukları 12, 40 ve 100 madde olarak belirlenmiştir. Araştırma boyunca sabit tutulacak (manipüle edilmeyecek) değişken ise örneklem (5000) büyüklüğüdür. Replikasyon sayısı ise 200 olarak belirlenmiştir. Parametre kestirimlerinin replikasyonlar boyunca doğruluğunun değerlendirilmesi; ortalama yanlılık (mean bias), RMSE (hataların kareleri ortalamasının karekökü) ve kestirimlerin standart hatası (Standart Error) ile yapılmıştır. Araştırmanın Bulguları: Ayırt edicilik parametreleri için tüm test uzunluklarında Model 1 ve Model 2 için görülen örüntü aynı şekildedir. Madde sayısındaki artış ayırt edicilik parametrelerinin kestirim kesinliğinde yani güvenirliğinde düşüşe neden olmuştur. Bu durum yanlı madde miktarındaki artış ile açıklanabilir. Yani modele ne kadar ilişkili madde eklenirse değişkenlik o kadar artmıştır. İki faktörün ilişkili olması durumu (Model-1) ile tüm faktörlerin ilişkili olması durumunun (Model-2), ayırt edicilik parametrelerinin kestiriminde neredeyse aynı etkiye sahip olduğu söylenebilir. Sonuç olarak her iki model için de parametre kestirim doğruluğu arasında farklılık yoktur. Buradan yola çıkarak model türünün parametre kestirim doğruluğuna etkisi olmadığı söylenebilir. Güçlük parametresinin kestiriminde, iki spesifik faktörün ilişkili olma durumu (Model 1) ile tüm spesifik faktörlerin ilişkili olma durumunun (Model 2) neredeyse aynı etkiye sahip olduğu söylenebilir. Yani model türünün güçlük parametre kestirim doğruluğuna etkisi olmadığı söylenebilir. Birey parametreleri incelendiğinde, test uzunluğu ile doğru orantılı şekilde değişkenliğin azalması test uzunluğunun parametre iyileşmesinde etkisi olabileceğine işaret etmektedir. Yine de değişkenlik tüm test uzunluklarında yüksektir. Bu durum parametre kestirim güvenirliklerini düşürmektedir. Birey parametrelerinin kestiriminde, iki spesifik faktörün ilişkili olma durumu ile tüm spesifik faktörlerin ilişkili olma durumunun neredeyse aynı etkiye sahip olduğu söylenebilir.Araştırmanın Sonuçları ve Önerileri: Kestirim doğruluğu en düşük parametrelerin güçlük parametreleri olduğu görülmüştür. Ayırt edicilik, güçlük ve birey parametrelerinin kestirim doğruluğunda ise modelin öneminin olmadığı görülmüştür. Yani iki spesifik faktörün ilişkili olma durumu (Model 1) ile tüm faktörlerin ilişkili olma durumu (Model 2) hem birey hem de madde parametrelerinin kestirim doğruluğunda aynı etkiye sahiptir. Madde sayısını arttırmak, birey parametrelerinin kestirim kesinliğini yani güvenirliğini arttırmıştır. Birey parametrelerinde gözlenen bu durum, madde sayısı arttıkça bireyin örtük