Journals / Retina-Vitreus / 2011 / Cilt: 19 - Sayı: 2

Efficacy of intravitreal ranibizumab (Lucentis®) injection for the treatment of macular edema secondary to retinal vein occlusion

Retina ven tıkanıklığına bağlı maküla ödeminin tedavisinde intravitreal ranibizumab (Lucentis®) enjeksiyonunun etkinliği

Pages
108–112
DOI
—

Abstract

Purpose: To evaluate the functional and anatomical results after intravitreal ranibizumab injection in patients with macular edema secondary to retinal vein occlusion. Materials and Methods: Twenty-one eyes of 20 patients with macular edema secondary to retinal vein occlusion were treated with intravitreal ranibizumab injections (0.5 mg/0.05 ml) and enrolled in the study. These patients were evaluated with logMAR visual acuity, biomicroscopy, intraocular pressure, and optical coherence tomography results before the first injection, and at 1st and 3rd months and at the last control after injections. Results: Twenty-one eyes of 20 patients with a mean age of 60.8 years (45-86) were studied. Of the patients, 10 had central retinal vein occlusion and 11 had branch retinal vein occlusion. The mean logMAR visual acuity was 1.00±0.5 before the injection, while it was 0.84±0.5, 0.83±0.6, and 0.80±0.6, at the 1 month, 3 month, and last control, respectively. There was a statistically significant visual acuity improvement during follow-up (p<0.05, Wilcoxon signed-rank test). Optical coherence tomography scans revealed that mean central macular thickness was 682.23±347.2 &#956;m before the injections and 359.17±202.16 &#956;m after the injections of 17 eyes (p<0.05, Wilcoxon signed-rank test). Mean follow-up was 7.28 months and mean injection number during this period was 2.74 for these patients. Conclusion: In the short term, macular edema decreased and visual acuity increased after intravitreal injection of ranibizumab in cases of retinal vein occlusion. However, long-term studies are needed to examine the permanency of this anatomical and functional recovery.

Özet

Amaç: Retina ven tıkanıklığına (RVT) bağlı maküla ödemi tedavisinde vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF) inhibitörü ranibizumab’ın intravitreal enjeksiyonu sonrası görme keskinliği ve anatomik sonuçların değerlendirilmesi. Gereç ve Yöntem: RVT’na bağlı maküla ödemi olan ve intaravitreal ranibizumab (0.5 mg/0.05 ml) enjeksiyonu yapılan 20 olgunun 21 gözü geriye dönük olarak çalışmaya dahil edildi. Olguların enjeksiyon öncesi, 1. ay , 3. ay ve son kontrollerindeki logMAR görme keskinliği, biyomikroskopi bulguları, göz içi basıncı ve optik koherens tomografi (OKT) sonuçları değerlendirildi. Bulgular: Ortalama yaşları 60.8 (45-86) yıl olan 20 olgunun 21 gözü çalışmaya dahil edildi. 10 gözde SRVT, 11 VDT mevcuttu. Ortalama takip süresi 7.28 aydı ve bu sürede ortalama enjeksiyon sayısı 2.74 idi. Görme keskinliği enjeksiyon öncesi ortalama 1.00±0.5 logMAR iken 1. ayda 0.84±0.5 logMAR, 3. ayda 0.83±0.6 logMAR, son kontrolde ise 0.80±0.6 logMAR idi ve görme keskinliğinde tedavi öncesine göre tüm takip dönemlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p<0.05, Wilcoxon eşleştirilmiş iki örnek testi). SRVT ve VDT grupları ayrı olarak değerlendirildiğinde görme keskinliği ortalamalarında her iki grupta da artış izlendi ancak bu artış istatistiksel olarak anlamlı değildi. Enjeksiyonlar öncesi ve sonrası OKT yapılmış olan 17 gözün santral maküla kalınlıkları enjeksiyon öncesinde 682.23±347.2 μm iken enjeksiyonlar sonrasında 359.17±202.16 μm olup değişim istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.05, Wilcoxon eşleştirilmiş iki örnek testi). Uygulamaya bağlı lokal yada sistemik komplikasyon görülmedi. Sonuç: RVT’na bağlı maküla ödemi gelişen olgularda intravitreal ranibizumab enjeksiyonu sonrası erken dönemde maküla ödeminde azalma ve görme keskinliğininde artış olmaktadır. Ancak bu anatomik ve fonksiyonel düzelmenin sürekliliğinin gösterilmesi için daha uzun süreli.