Journals / Retina-Vitreus / 2013 / Cilt: 21 - Sayı: 2
Fundus autofluorescence findings of non-exudative age related macular degeneration and ımportance during follow-up
- Journal
- Retina-Vitreus
- Pages
- 87–92
- DOI
- —
Abstract
Purpose: To investigate fundus autofluorescence (FAF) patterns in patients with early nonexudative age-related macular disease (AMD) and geographic atrophy (GA), and to test if FAF patterns have an impact on the development of choroidal neovascularisation (CNV) or GA progression. Materials and Methods: We retrospectively reviewed the medical records of 152 patients who were diagnosed with non exudative AMD or GA and were followed-up during 2005-2011 at Ankara University Department of Ophthalmology. Autofluorescence imag- ing was performed with a confocal scanning laser ophthalmoscope (cSLO). The classification of International Fundus Autofluores- cence Classification Group (IFAG) was used for description of the FAF patterns. Results: Two hundred and twenty nine eyes of 152 patients were included. One hundred and seventy eight eyes presented vari- ous types of drusen and 51 eyes had GA. At baseline, the most common FAF patterns were reticular in 48 eyes (27%), minimal change in 33 eyes (18.5%) and patchy in 23 eyes (13%). During the follow-up, 22 of 178 eyes (12.3%) developed CNV. Of these 22 eyes; 7 (30.4%) eyes presented with patchy FAF pattern, 2 (25%) eyes had lineer pattern and 10(%20.8) eyes had reticular pattern at baseline. Of the 51 eyes with GA, 16 eyes (31.3%) had banded pattern, and 24 eyes (%47) had diffuse pattern surrounding the atrophy. In three of 51 eyes with GA, CNV developed in the vicinity of the atrophy which presented with banded or diffuse pattern in the junctional zone. Conclusion: Our results indicate that patchy,lineer and reticular patterns have a relatively high risk of developing CNV in early AMD. In eyes with GA; banded and diffuse patterns in the junctional zone have high-risk for progression as well as CNV development. Fundus autofluorescence imaging is auseful, noninvasive tool to identify high-risk characteristics in patients with nonexudative AMD.
Özet
Amaç: Erken evre kuru tip yaşa bağlı maküla dejeneresansı (YBMD) ve geografik atrofide (GA) fundus otofloresans (FOF) patern- lerini incelemek ve koroid neovaskülarizasyonu (KNV) gelişimi açısından yüksek riskli paternleri belirlemek. Gereç ve Yöntem: Ankara Üniversitesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Retina Servisi’nde 2005-2011 yılları arasında erken evre kuru tip YBMD ve GA ile izlenen ve takiplerinde FOF görüntüleri kaydedilen 152 hasta çalışmaya alındı. Ortalama takip süresi 32.3 aydı. Takiplerde en iyi düzeltilmiş görme keskinliği (ETDRS), fundus muayenesi ve renkli fundus fotoğrafını içeren detaylı oftalmolojik muayene yapıldı. FOF görüntüleme konfokal tarayıcı lazer oftalmoskop (cSLO) ile yapıldı. FOF paternlerinin tanımı için Uluslararası Fundus Otoflöresans Çalışma Grubu (IFAG) sınıflandırması kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya 152 hastanın 229 gözü dahil edildi. Gözlerin 178’inde hiperpigmentasyon ve/veya depigmentasyon eşliğinde çeşitli drusen tipleri ve 51’inde GA mevcuttu. Başlangıçta en yaygın FOF paternleri sırasıyla retiküler (48 göz, %27), minimal de- ğişiklik (33 göz, %18.5) ve yama paternleri (23 göz,%13) idi. 178 gözün 22’sinde (%12.3) takipler sırasında KNV gelişti. Başlangıçta yama paterni olan 23 gözün 7’sinde (%30.4), lineer paterni olan 8 gözün 2’sinde (%25), retiküler paterni olan 48 gözün 10’unda (%20.8) takipte yaş tipe geçiş gözlendi. Geografik atrofili 51 gözün 16’sında (%31.3) atrofiyi çevreleyen bant paterni, 24’ünde (%47) diffüz patern mevcuttu. Onbir gözde (%21.5) atrofi etrafında FOF anormalliği yoktu. Geografik atrofili 51 gözün bant ve diffüz paternleri içeren 3’ünde (%5.8) takipte KNV gelişti. Sonuç: Erken kuru tip YBMD’ nda yama, lineer ve retiküler paternler KNV gelişiminde yüksek risk taşımaktadır. Geografik at- rofili gözlerde ise atrofiyi çevreleyen bant ve diffüz paternler KNV gelişimi ve progresyon açısından yüksek risk taşımaktadır. FOF görüntüleme erken kuru tip YBMD olan hastalarda yüksek riskli gözlerin belirlenmesi için yararlı, invaziv olmayan bir yöntemdir.