Dergiler / RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi / 2018 / Cilt: 12 - Sayı: 12

Tahmima Anam’ın A Golden Age ve Roma Tearne’nin Bone China Eserlerinde Kadınlar ve Ulusal Anlatı

Women and the Nation’s Narrative in Tahmima Anam’s A Golden Age and Roma Tearne’s Bone China

Sayfa
284–291
DOI
—

Özet

Bu makale, çağdaş Güney Asyalı kadınların eserlerinde ulusal kimliğin ve kolektif belleğin cinsiyet parametrelerini ele almayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, Tahmima Anam’ın A Golden Age (2007) ve Roma Tearne’nin Bone China (2010) adlı çalışmaları, kadınların kamusal ve özel alandaki rollerinin olumlu anlamda dönüşümünü ve Sri Lanka ile Bangladeş’in bağımsızlık savaşları sürecinde kadınlık ve erkeklik kavramlarındaki değişimi ele almaktadır. Ulusal kimliğin yeniden üretilmesinde, özel alanın önemine, kadınların ulusal mücadeleye katılımına ve tarihsel olarak erkek-egemen milletlerde kadınların oluşturduğu kolektif belleğe vurgu yapılmaktadır. A Golden Age’de, geleneksel cinsiyet rollerine ve tartışmalı ulusal kimliğine rağmen, Rehana değişen siyasi görüşüyle Bangladeş’in savunucusu olurken, kızı Maya, direnişte yeni nesil kadınlarının gelişen rolünü temsil etmektedir. Bone China romanında ise, iç savaş ve direnişin yanı sıra, göç unsuru kolektif kimliğin yitirilmesine yol açarken, kadınların özel ve kamusal yaşamları büyük bir değişikliğe maruz kalmaktadır. Her iki eser de, kadının rollerinin ve statüsünün dönüşümü açısından umut vaat etmekte ve ulusal kimliğin korunmasında kadın anlatılarının ve kolektif belleğin önemini vurgulamaktadır.

Abstract

This article aims to discuss gendered parameters of national identity and collective memory in contemporary South Asian women’s writing. Tahmima Anam’s A Golden Age (2007) and Roma Tearne’s Bone China (2010), in this context, represent the positive transformation of women’s roles in the public and private spheres, as well as the understanding of femininity and masculinity in Sri Lanka and Bangladesh during the independence war. In the reproduction of national identity, there is an emphasis on the significance of privatised domestic space, women’s involvement in the national struggle, and a feminised collective memory in historically male-constructed nations. In A Golden Age, despite her traditional gender roles and controversial national identity, Rehana becomes a defender of Bangladesh due to her altering political views, while her daughter, Maya, symbolises the progressive role of a new generation of women in the movement. In Bone China, besides civil war and resistance, immigration enforces a loss of collective identity, whilst women’s domestic and public lives are subject to profound change. The two novels promise hope for the transformation of women’s roles and status, and emphasise the significance of women’s narratives and collective memory in the preservation of national identity.

Anahtar kelimeler: Cinsiyet, ulusal kimlik, kolektif bellek, A Golden Age, Bone China