Journals / Praksis / 2010 / Sayı: 24
Space,hegemony and strategy in the context of the tension between authoritarianism and liberty
- Journal
- Praksis
- Issue
- 2010 · Sayı: 24
- Pages
- 93–114
- DOI
- —
Abstract
Global capitalism enables the power relations to be international as well as the other relations. Besides, on the one side it emphasizes on diversity/ variety, on the other side it standardizes space and social structure. This situation creates a serious tension in temporal and spatial sense. This tension also brings about new possibilities for the current opposing movements. One of the most significant tools to make these possibilities visible is to realize the necessity and importance of spatial dimension in the sense of the social struggles. The spatial dimension of class design and relations among classes is important as well as the temporal dimension. At this point, it could be argued that globalization process is shaped like network of relations embedded spatially, administratively, militarily and economically. The elimination of the reactions of masses against inequality, spatial fragmentation and increasing poverty has powerful links with the establishment of hegemonic process. The tension between variety and standardization strengthens the tension and swinging between authoritarianism and liberty. Therefore it increases the environmental, social and economic risks of our world, as it reveals the new possibilities for these risks. In this sense, related to this, some Marxisms based debates on are very important. In the framework of the tension between authoritarianism and liberty, this study aims to explain the hegemonic relations steering globalization process and to establish some propositions that might build up system against strategies in spatial sense.
Özet
Küresel kapitalizm birçok ilişki gibi iktidar ilişkilerinin de uluslararasılaşmasını olanaklı kılmakta ve bununla birlikte bir yandan farklılık/çeşitlilik vurgusunu ortaya koyarken beri yandan mekân ve sosyal yapıyı tektipleştirmektedir. Bu durum zamansal ve uzamsal açıdan ciddi bir gerilim yaratmaktadır. Bu gerilim günümüz muhalif hareketleri açısından yeni olanakları da beraberinde getirmektedir. Bu olanakların,görünür kılınmasının en önemli araçlarından biri toplumsal mücadele açısından uzamsal boyutun gerekliliğini ve önemini fark etmektir. Sınıf tasarımının ve sınıflararası ilişkilerin zaman boyutu kadar mekân boyutu da önemlidir. Bu noktada küreselleşme sürecinin mekânsal, idari, askeri ve ekonomik açılardan birbirlerine içkin ilişki ağları şeklinde biçimlendiği söylenebilir. Kitlelerin giderek artan eşitsizlik, mekânsal parçalanma ve artan yoksulluk karşısında verdiği tepkilerin elimine edilmesinin, kurulan bu hegemonik süreçle güçlü bağları bulunmaktadır. Çeşitlilikle tektipleşme arasındaki gerilim otoriterizmle özgürlükçülük arasındaki gerilimi ve salınımı güçlendirmektedir. Bu da dünyamızın çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan içinde bulunduğu riskleri artırdığı gibi buna karşı yeni olanakları da açığa çıkarmaktadır. Bu anlamda Marksizm temelli yapılan kimi tartışmalar son derece önemlidir. Bu çalışmada otoriterizm-özgürlükçülük gerilimi çerçevesinde, küreselleşme sürecini yönlendiren hegemonik ilişkilerin açıklanması ve mekânsal bağlamda sistem karşıtı stratejilerin inşasına yönelik önermelerin ortaya konması amaçlanmaktadır.