Journals / Praksis / 2017 / Sayı: 44
I nterns and I nfidels: The Transformation of Work and Citizenship in Turkey and the United States under Neo-liberalism
- Journal
- Praksis
- Issue
- 2017 · Sayı: 44
- Pages
- 1133–1152
- DOI
- —
Abstract
How do the dispossessed remain governable under economic insecurity? What explains the persistence of work as a prerequisite to social rights in a time when fewer formal jobs exist? Drawing on a comparison of Turkey and the United States since 1980, we demonstrate that the neoliberal state deploys different versions of the “work-citizenship nexus” to manage both the shrinking minority who enjoy the benefits of full citizenship and the rest who struggle to attain the rights and privileges of the formally employed. We find that neo-liberal state practices comprise a dual movement. On the one hand, the state in both countries reorients itself toward the market in welfare provision and the regulation of labour relations, capitalising on precarious work structures to bring their populations into the fold of neo-liberal governance. On the other hand, the state directly intervenes in disparate ways to manage those who cannot make it in the market. While the American state uses tactics of mass incarceration and deportation, the Turkish state opts for a blend of social conservatism and authoritarianism. This dual movement of reorientation and direct intervention results in what we call “tiered citizenship regimes” that facilitate the management of the population in each case
Özet
Mülksüzleştirilmişler, ekonomik güvencesizlik koşullarında nasıl yönetilebilir? Formel sektörde iş bulma imkanı giderek azalırken çalışmanın sosyal hakların ön koşulu olarak kalmasındaki ısrarı nasıl açıklayabiliriz? Bu yazı bu sorulara Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) 1980'lerden itibaren geçirdiği dönüşümlerin çalışma ve sosyal vatandaşlık ilişkisine etkisinin karşılaştırmalı bir analizini sunarak yanıt bulmaya çalışıyor. Yazının iddiası şudur: Formel sektörde istihdam edilen ve sayısı gittikçe azalan ayrıcalıklı bir kesim sosyal haklardan faydalanabilirken hayatını formel sektörün dışındaki faaliyetlerle idame ettirmeye çalışan yoksun ve mülksüzleştirilmiş kesimlerin uysallaştırılarak yönetilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda neoliberal devletin günümüzde gittikçe zayıflayan "çalışma-vatandaşlık" bağının farklı biçimlerini toplumun bu kesimlerini yönetebilmek için özgün bir şekilde kullanıma soktuğunu görüyoruz. Devlet bir taraftan çalışma ilişkilerinin ve refah mekanizmalarının düzenlenmesinde piyasa yönelimli bir stratejiyi öne çıkararak bu ilişkilerin ürettiği güvencesiz çalışma biçimleri aracılığıyla çalışanları kontrol etmesinin önünü açarken bir taraftan da piyasa ilişkilerinde kendisine çaresizce yer arayan kesimlere doğrudan müdahale etmekten çekinmemektedir. Bu müdahale Amerikan devletinde toplu hapis ve sınırdışı olarak gerçekleşirken, Türk devletinde muhafazakârlık ve otoriterlik şekline bürünür. Piyasaya yönelimle doğrudan müdahale arasında gidip gelen bu "ikili hareket" bizim "katmanlı vatandaşlık rejimi" adını verdiğimiz bir yönetim şekline evrilir