Journals / Praksis / 2020 / Sayı: 52

Migrant Care Workers Clapped in Patriarchy and Religion

Ataerki ve Din Kıskacında Göçmen Bakım Emeği

Journal
Praksis
Pages
181–207
DOI
—

Abstract

It can easily be diagnosed even by bare eye that secondary position of women at home keep unchanged in their labour processes and working life as well. In spite of this fact, justification of why women themselves have not taken the most important step to save them from this secondary position, in other words, the reason why women stay away from political and trade union organization is explained mostly by their counterparts, the “male dominant” existence. Although this explanation is correct, it is insufficient to answer the question of what reasons/means women normalize this hegemony, and this study focuses on this question. In this context, in this article, I give examples from my in-depth interviews with 120 cleaning and care workers from 28 different national affiliations and 10 different religions/sects living in London, Berlin and Istanbul I conducted between 2012-2014. The study aims to understand how women perceive and internalize their religions rather than questioning what religions actually are. The study analyzes perceptions of women in a relational manner by placing it in a pentagon composed by family, migration, care labor, religion and women. The findings of the study suggest that political parties, workers’ organizations and feminist movements should also include the relationship between women and religion in their educational studies beside patriarchy.

Özet

Kadınların özel hayatlarındaki ikincil konumun emek süreçleri ve iş yaşamlarında da hiç değişmeden devam ettiği bilinen ve çıplak gözle teşhis edilebilen bir durumdur. Bu gerçekliğe rağmen kadınların belki de onları bu ikincil konumdan kurtaracak en önemli adımı neden atmadıkları, başka bir deyişle, kadınların politik ve sendikal örgütlenmeye neden uzak durdukları çoğunlukla karşıtı üzerinden, yani “erkek egemen” varoluş ile açıklanır. Bu açıklama doğru olsa da, kadınların hangi nedenler/araçlarla bu hegemonyayı normalleştirdiği sorusunu cevaplamada yetersizdir ve bu çalışmada bu soru üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda makalede, 2012-2014 yılları arasında Londra, Berlin ve İstanbul’da yaşayan, 28 farklı ulusal aidiyete ve 10 farklı din/mezhebe mensup 120 temizlik ve bakım emekçisi kadınla yaptığım derinlemesine görüşmelerden örnekler aktarıyorum. Çalışma, dinlerin gerçekte ne olup ne olmadığını sorgulamak yerine kadınların dini nasıl algılayıp, nasıl içselleştirdiğini yine onların söylemleri üzerinden anlamayı amaçlıyor ve bunu aile, göç, bakım emeği, din ve kadın beşgeni içerisine yerleştirerek ilişkisel bir yöntemle analiz ediyor. Araştırmanın bulguları, siyasal partiler, işçi örgütleri ve feminist hareketlere özellikle eğitim çalışmalarında ataerkil kodların yanında kadın ve din ilişkisine de yer vermelerini öneriyor.