Journals / Perinatoloji Dergisi / 2021 / Cilt: 29 - Sayı: 1
Evaluation of the impact of residual anhydramnios following preterm premature rupture of membranes on respiratory distress syndrome
- Journal
- Perinatoloji Dergisi
- Pages
- 13–19
- DOI
- —
Abstract
Objective: The aim of the present study was to evaluate the impact of residual anhydramnios following preterm premature rupture of membranes (PPROM) on respiratory distress syndrome (RDS) after the pregnancy was expectantly managed. Methods: This study was retrospectively conducted at Erciyes University Medical School, Turkey. It assessed women with singleton pregnancies admitted to the hospital between 2010 and 2020 for expectant management of PPROM between 24th and 28th gestational weeks. The patients were divided into three groups as follows: (1) anhydramnios, (2) oligohydramnios, (3) normal amniotic fluid volume (AFV). Main outcome measure was as follows: The first evaluation was AFV at admission and the primary outcome was a neonatal RDS. Adjusted odds ratios (aOR) and 95% confidence interval (CI) for RDS were calculated for each AFV-at-presentation adjusting for gestational age (GA) at PPROM, GA at delivery, latency period, birth-weight percentile, cesarean birth, and chorioamnionitis. Results: Of the 440 women with PPROM, 261 fulfilled the inclusion criteria. There were 125 (47.8%) with normal AFV, 71 (27.3%) with oligohydramnios, and 65 (24.9%) with anhydramnios at admission. The maternal demographic characteristics were similar among the groups. Birth weight was significantly different among the groups. RDS was highest in the anhydramnios group (64.6%). Decreased AFV was not associated with RDS in either oligohydramnios or anhydramnios at presentation. A GA at PPROM, latency period >30 days, and cesarean delivery were co-factors in the outcome. Conclusion: Our results indicated that oligohydramnios and anhydramnios were not associated with RDS risk, but GA at PPROM and delivery, latency period, and cesarean delivery were independently associated with the RDS risk.
Özet
Amaç: Çalışmamızın amacı, gebeliğin yakın izlem şekilde yönetilmesinden sonra preterm erken membran rüptürü sonrası rezidüel anhidramniyozun respiratuvar distres sendromu (RDS) üzerindeki etkisini değerlendirmekti. Yöntem: Bu çalışma, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesinde ret rospektif olarak gerçekleştirildi. Çalışmada, gebeliğin 24 ile 28. haftaları arasında yakın izlem PEMR yönetimi için 2010 ile 2020 yılları arasında hastaneye başvuran tekil gebelik olguları değerlendirildi. Hastalar şu üç gruba ayrıldı: (1) anhidramniyoz, (2) oligo hidramniyoz, (3) normal amniyotik sıvı hacmi (ASH). Ana sonuç ölçümleri ilk değerlendirme başvurudaki ASH iken birincil sonuç neonatal RDS idi. RDS için düzeltilmiş olasılık oranları (aOR) ve %95 güven aralığı (GA); PEMR’de gestasyonel yaş (GY), doğum da GY, gecikme dönemi, doğum ağırlığı persantili, sezaryen doğum ve koryoamniyonit bakımından düzeltilen her bir başvuruda ki ASH için hesaplandı. Bulgular: PEMR’li 440 kadının 261’i çalışmaya dahil olma kriterlerini karşıladı. Başvuruda normal ASH’li 125 (%47.8) olgu, oligo hidramniyozlu 71 (%27.3) olgu ve anhidramniyozlu 65 (%24.9) olgu vardı. Maternal demografik özellikler, gruplar arasında benzerdi. Doğum ağırlığı, gruplar arasında anlamlı şekilde farklıydı. RDS, anhidramniyoz grubunda en yüksek seviyedeydi (%64.6). Azalmış ASH, başvuruda oligohidramniyoz veya anhidramniyoz grubunda RDS ile ilişkili değildi. PEMR’de GY, 30 günden büyük gecikme dönemi ve sezaryen doğum, sonuçta ortak faktörlerdi. Sonuç: Sonuçlarımız, oligohidramniyoz ve anhidramniyozun RDS riskiyle ilişkili olmadığını, fakat PEMR ve doğumda GY’nin, gecikme döneminin ve sezaryen doğumun bağımsız olarak RDS riskiyle ilişkili olduğunu göstermektedir.