Journals / Mikrobiyoloji Bülteni / 2019 / Cilt: 53 - Sayı: 2

Is There Any Relation Between Type 1 Halitosis and Oral Candida Colonisation?

Tip 1 Ağız Kokusu ile Ağızda Kandida Kolonizasyonu Arasında İlişki Var mı?

Pages
192–203
DOI
—

Abstract

Pathologic halitosis has been classified into 5 types: oral, airway, gastroesophageal, blood-borne and subjective, respectively. Type 1 (oral) halitosis mostly takes origin from anaerobic bacterial activities on oral surfaces. The role of anaerobic bacterial activities is clearly demonstrated, but despite the large number of anectodal claims, the role of Candida in patients with halitosis has not been adequately investigated. The aim of this study was to confirm the relationship between Candida and halitosis. A total of 136 subjects were enrolled and divided into two groups. The study group comprised of 69 patients with halitosis who had over 0.7 ppm H2S concentration in their oral cavity and the control group comprised of 67 healthly subjects. Self assesment scores for halitosis, Candida colony counts in saliva samples, oral NH3, SO2, H2S, H2 and volatile organic gas concentrations were recorded. H2S producing capacity of subjects was quantified by applying cysteine challenge test. Candida samples were taken from the mouths of the patients with and without halitosis, and Candida albicans isolates were inoculated into broth medium. After 3 days of incubation at 37oC, gas concentrations of the headspace of the flasks were read by a portable multigas detector. The rate of Candida positivity was 44.9% in the study group while it was 46.3% in the control group. There was no statistical significant difference between the groups according to the Candida growth (p= 0.561). The oral gas concentrations were comparable in both groups (p< 0.05). Oral H2S concentration increased 9.65 fold with 20 mM cysteine rinse in patients with halitosis while it was increased 5.8 fold in controls. Self assesment for halitosis were well correlated with clinical signs (p= 0.001, r= 0.8). Concentrations of hidrogen and organic gases were found to be increased in all Candida culture media. In this study, no relationship between the presence of Candida and oral halitosis was detected. As a result, there is no need for diets similar to Candida diet in the treatment of halitosis. On the other hand, cysteine challenge can be a useful diagnostic tool. In addition, portable gas detectors can be used as a convenient and practical halitometer to quantify halitosis.

Özet

Patolojik ağız kokusu sırasıyla oral, hava yolu, gastroözofageal, kan kaynaklı ve subjektif ağız kokusu olarak beş tiptir. Tip 1 (oral) ağız kokusu, çoğunlukla dil sırtı ve ağız mukozası yüzeylerindeki anaerop bakteriyel aktivitelerden köken alır. Anaerop bakteri faaliyetlerinin rolü açıkça gösterilmiştir fakat çok sayıda anektodal iddia bulunmasına rağmen, ağız kokusu hastalarında Candida’nın rolü yeterli bir şekilde araştırılmamıştır. Bu çalışmada, Candida ve ağız kokusu arasındaki ilişkisinin doğrulanması amaçlanmıştır. Çalışmaya iki gruba ayrılan toplam 136 kişi dahil edilmiştir. Çalışma grubu, kendisi veya sosyal çevresi tarafından ağız kokusu bulunduğu beyan edilen ve ağız içerisinde halitometrik olarak en az 0.7 ppm H2S gaz konsantrasyonu tespit edilen 69 hastadan oluşmuştur. Ayrıca, 67 sağlıklı bireyden oluşan kontrol grubu çalışmaya alınmıştır. Araştırmaya katılan kişilerin kendi ağız kokusunu skorlama puanları, tükürük örneklerindeki Candida koloni sayısı, ağız havasında bulunan NH3, SO2, H2S, H2 ve uçucu organik gazların konsantrasyonları taşınabilen çoklu gaz detektörü ile tespit edilmiştir. Hastaların H2S üretme kapasitesi sistein uyarım testi uygulanarak ölçülmüştür. Ağız kokusu bulunan ve bulunmayan bireylerin tükürük örneklerinden elde edilen Candida türlerinin buyyon içinde kültürleri yapılmıştır. Candida hücrelerinin bulundukları ortama hangi kokuları yaydığını tespit etmek amacıyla besiyerinin bulunduğu erlenmayerin hava boşluğundan gaz ölçümleri yapılmıştır ve elde edilen değerler kendi aralarında ve ağızdakilerle karşılaştırılmıştır. Çalışma grubunda Candida pozitifliği %44.9 iken, kontrol grubunda %46.3 olarak bulunmuştur. En sık rastlanan tür, Candida albicans olmuştur. Candida üremesine göre gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p= 0.561). Oral gaz konsantrasyonlarının her iki grupta da benzer olduğu izlenmiştir (p< 0.05). Oral H2S konsantrasyonu, ağız kokusu olan hastalarda 20 mM sistein gargara yapmak ile 9.65 kat artarken, ağız kokusu şikayeti bulunmayanlarda 5.8 kat artmıştır. Bu parametre ağız kokusu üretim kapasitesi olarak kaydedilmiştir. Her katılımcının kendi hissettiği ağız kokusu için kendini değerlendirme skoru klinik işaretlerle iyi bir uyum göstermiştir (p= 0.001, r= 0.8). Besiyeri içerisinde bütün Candida kültürlerinde H2 ve organik gaz konsantrasyonları artmış olarak tespit edilmiştir. Bu çalışmada, Candida varlığı ile ağız kokusu arasında bir ilişki saptanmamıştır. Sonuç olarak, ağız kokusu tedavisinde Candida diyetine benzer diyetlere gerek yoktur. Öte yandan, sistein uyarım testi yararlı bir tanı aracı olabilir. Taşınabilen çoklu gaz dedektörleri ağız kokusu ölçmek için uygun ve pratik bir halitometre olarak kullanılabilir.