Journals / Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni / 2014 / Cilt: 34 - Sayı: 2

EVALUATION OF "BONA FIDES" AND "NON-PECUNIARY DAMAGE" CLAIMS IN CEMENTOWNIA "NOWA HUTA"

ICSID YATIRIM TAHKİMİNE KONU OLAN CEMENTOWNIA "NOWA HUTA" S.A.-TÜRKİYE UYUŞMAZLIĞINDA "İYİNİYET" VE "MANEVİ TAZMİNAT" İDDİALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Pages
59–87
DOI
—

Abstract

Encouragement of foreign investments plays a prominent role for economic development in developing countries. Therefore paving the way for foreign investments in legal aspect by governments is a necessity. In this field, generally international regulations affect internal codifications. In the subject case of this study, Convention on the Settlement of Investment Disputes between States and Nationals of Other States (ICSID) which is crucial in terms of international investment law became applicable. For investor to take advantage of the arbitration procedure in the framework of the Convention is subjected to certain conditions in terms of Center's jurisdiction. In the case at hand, applying fraudulent transactions Claimant made an effort to provide international jurisdiction and took advantage of 'détournement de procedure'. And as a result, whether this situation ruined the Government's reputation, and whether a moral compensation should be sentenced came into question.

Özet

Yabancı yatırımların teşviki, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik kalkınmalarında büyük bir rol oynar. Bu nedenle yabancı yatırımların korunması amacıyla uygun hukuki alt yapının ilgili devlet tarafından sağlanmış olması, bir gerekliliktir. Bu alanda iç hukuktaki yasal gelişmeleri, çoğunlukla uluslararası hukuktaki düzenlemeler etkilemektedir. Çalışmamıza konu olan somut uyuşmazlıkta, uluslararası yatırım hukuku bakımından son derece önem arz eden Devletler ve Diğer Devletlerin Vatandaşları Arasındaki Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözülmesi Hakkında Sözleşme (ICSID) hükümleri uygulama alanı bulmuştur. Yatırımcının, Sözleşme hükümleri kapsamında tahkim usulünden faydalanabilmesi özellikle Merkez'in yetkisi açısından belirli koşullara tâbi kılınmıştır. Somut vakıada, Davacı hileli işlemlere başvurarak bu yetkinin tesisini sağlamaya çalışmış ve usulü kötüye kullanmıştır. Bu nedenle Davacının bu çabaları; Davalı Devletin, uluslararası yatırımcılar nezdindeki itibarını zedeleyip zedelemediği; söz konusu Devlet lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekip gerekmediği sorularını gündeme getirmiştir.