Journals / MN Kardiyoloji / 1999 / Cilt: 6 - Sayı: 6

Surgical treatment of coronary artery fistulas

Koroner arter fistüllerinin cerrahi tedavisi

Pages
417–422
DOI
—

Abstract

AIM: Recognizing of coronary artery fistulas are usually difficult mostly due to absence or atypical presentation of symptoms. Current practice still have some problems in both medical and surgical therapetic approaches due to limited number of cases. MATERIALS AND METHODS: Surgical intervention was performed in six coronary artery fistula cases in Gülhane Military Medical Academy between 1991 and 1999. Mean age was 30±4 (20-42). Coronary fistulas communicating aortic sinus to cardiac chambers in two cases repaired with the aid of cardiopulmonary bypass and both orifices of fistulas were closed. Coronary artery fistulas communicated diagonal artery to pulmonary artery in other two cases, LAD artery to pulmonary artery in one patients, and right coronary artery to right atrium in another. These fistulas were directly ligated without using cardiopulmonary bypass. RESUL TS: There was no operative mortality. Complete atrioventricular block was developed in the patient with right aortic sinus to right ventricle fistula. Hemodynamic instability was gradually improved. Patients remained asymptomatic in the long term follow-up period. ECG findings suggesting coronary insufficiency was not found in our patients. CONCLUSION: Surgical intervention should be performed for preventing coronary artery fistula related complications. Mortality and morbidity of coronary artery fistula surgery significantly decrease when repair is made before fistula related complications develop.

Özet

AMAÇ: Koroner arter fistülleri çoğunlukla atipik semptomlarla veya asemptomatik seyrettiği için tanı koymakta zorlanılan patolojilerdendir. Özellikle sık karşılaşılmayan patolojiler olmadıkları için gerek medikal gerekse cerrahi tedavide günümüzde bile cevaplandırılmayan problemler vardır. GEREÇ VE YÖNTEM: 1991-1999 yılları arasında 6 koroner arter fistülü vakasına cerrahi işlem uygulandı. Hastaların ortalama yaşı 30±4 (20-42) idi. Hastaların ikisinde aortik sinüslerden kalp boşluklarına koroner arter fistülizasyonu saptandı. Bu hastalarda kardiyopulmoner dolaşıma girilerek koroner fistülün her iki orifisi kapatıldı. Diğer dört hastada koroner arter fistülleri iki hastada diagonal bir olguda sol anterior desenden arterden pulmoner artere, bir olguda da sağ koroner arterden sağ atriyuma fistül saptandı. Bu hastalarda koroner koroner arter fistülü kardiyopulmoner dolaşıma girilmeden bağlandı. BULGULAR: Hastalarda erken postoperatif dönemde mortalite gelişmedi. Sol sinüs valsalvadan sağ ventrikül altına fistülize olan hastada erken postoperatif dönemde atriyoventriküler tam blok gelişti. Hemodinamik instabilite erken dönemde kayboldu. Hastaların uzun dönem takiplerinde hiç bir hastada semptom saptamadı ve EKG takiplerinde koroner yetersizlik bulguları saptanmadı. SONUÇ: Koroner arter fistüllerinin geç dönemde oluşturduğu komplikasyonlar göz önüne alınarak tanı konulduğunda cerrahi girişim uygulanmalıdır. Komplikasyon gelişmemiş koroner arter fistüllerinde cerrahi mortalite ve morbidite oldukça azdır.

Keywords: Kalp,Arteriyovenöz fistül,Koroner damar anomalileri,Koroner damarlar,Kalp damar cerrahi işlemleri,Ekokardiyografi