Journals / Mikrobiyoloji Bülteni / 2005 / Cilt: 39 - Sayı: 1
A transfussion - transmitted malaria case
- Journal
- Mikrobiyoloji Bülteni
- Pages
- 101–105
- DOI
- —
Abstract
Malaria is a rare but potentially serious complication of blood transfusion. In this report a transfusion-transmitted malaria case has been presented. A 47-years-old woman admitted to our clinic with the complaints of striking fever with chills, diarrhea and vomiting. She had history of an operation and transfusion before 10 days of admission. On physical examination jaundice, splenomegaly and abdominal tenderness were detected. Laboratory results revealed anemia, and elevated LDH and bilirubin levels. Examination of thin blood films yielded Plasmodium vivax trophozoites. Chloroquine was initiated for therapy and the patient was successfully treated. On the other hand, informations about her blood donorindicated that he had been in the military service in Southeast Anatolia of Turkey where malaria is endemic. All the efforts to reach the donor, for his diagnosis and treatment, were failed. Since our region (Northeast Anatolia) is not an endemic area for malaria and the patient had no travel history to an endemic area, it has been considered that the transmission route of malaria in this case was blood transfusion. In conclusion, as there are no available approved tests for malaria screening of donations, the transfusion-transmitted malaria can only be prevented by careful questioning of the donors.
Özet
Sıtma, kan transfüzyonunun nadir görülen ancak ciddi bir komplikasyonudur. Bu yazıda transfüzyon sonrası gelişen bir sıtma olgusu sunulmuştur. Kliniğimize üşüme-titreme ile yükselen ateş, ishal ve kusma şikayetleri ile başvuran 47 yaşında bayan hastanın, başvurudan 10 gün önce geçirilmiş operasyon ve transfüzyon öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde ikter, splenomegali ve karında hasasiyet saptanan hastanın laboratuvar bulgularında anemi ile birlikte yüksek LDH ve bilirubin düzeyleri belirlenmiştir. Periferik yaymada Pla&nodium vivax trofozoitlerinin görülmesiyle sıtma tanısı konulmuş, hastaya klorokin tedavisi başlanmış ve semptomlarda düzelme kaydedilmiştir. Diğer taraftan kan donörünün askerliğini sıtmanın endemik olduğu Güney Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaptığı öğrenilmiş, ancak donörtüm çabalara rağmen tetkik ve tedavi için hastanemize gelmemiştir. Bölgemizin sıtma için endemik olmaması ve hastamızın endemik bölgeye seyahatinin olmaması, bu olguda sıtma bulaşının transfüzyon yoluyla olduğunu düşündürmüştür. Sonuç olarak, kan bankalarında sıtma taraması için pratik bir test olmadığından, transfüzyonla bulaşın önlenmesi için donör sorgulamasının dikkatlice yapılması gereklidir.