Journals / Mikrobiyoloji Bülteni / 2008 / Cilt: 42 - Sayı: 1

Investigation of Listeria monocytogenes serotype o antibodies in maternal and cord sera and the evaluation of risk factors for listeriosis in pregnant women

Anne ve kordon serumlarında Listeria monocytogenes serotip o antikorlarının araştırılması ve gebelerde listeriyoz risk faktörlerinin değerlendirilmesi

Pages
41–48
DOI
—

Abstract

Listeria monocytogenes may lead to intrauterine infections which can be treated if diagnosed promptly. However, there is not a rapid routine screening test with high specificity and sensitivity for the diagnosis of listeriosis during pregnancy. We investigated the presence of different L.monocytogenes O antibodies for diagnosis of listeriosis in 275 paired maternal-cord sera using the agglutination test, and aimed to evaluate the correlation between poor pregnancy outcomes, level of L.monocytogenes serotype O antibodies and risk factors for listeriosis. Maternal-cord bloods were collected from a total of 275 pregnant women (age range 16-38 years) between April-August 2002 from a State Hospital in Ankara. A total of 550 sera were tested against antigens with the O formulation of serotypes 1/2c, 3b, 4ab, 4c, 4d by tube agglutination method and titers >1/320 were considered as positive. Sixtynine patients with the history of poor pregnancy outcomes were in group I, while 206 patients with no obstetric pathology in previous pregnancies were in group II. L.monocytogenes antibodies to one or more serotypes were detected in 21.5% (59/275) of the patients, the rate being 20.3% in group I and 21.8% in group II. No statistically significant difference was detected between the two study groups (p>0.05), indicating that this test was not an appropriate marker for the diagnosis of listeriosis during pregnancy. The total rate of positive results in cord sera was 0.7% (2/275) and the positive two sera were from samples in group II. The follow-up of the newborns, including the two cord blood positive ones, revealed no fetomaternal infection. The most frequently detected serotypes were 4ab (40%) and 1/2c (37%). Risk factors such as non-specific febrile illness during pregnancy (pcO.OOl), consumption of ready-made food (p=0.008), consumption of raw milk and milk products (p<0.001) were found to be related to the presence of >1/320 titers of L.monocytogenes antibodies. The major limiting factor in this study was the inability to obtain second serum samples from the mothers and newborns following delivery, to confirm the diagnosis by seroconversion. These results emphasize the need for the development of rapid, simple and reliable tests, alternative to culture methods, for the early and proper diagnosis of Listeria infections during pregnancy.

Özet

Anneden bebeğe geçerek ciddi sonuçlara yol açan Listeria monocytogenes enfeksiyonları, erken ve doğru olarak tanımlanabildiği takdirde tedavi edilebilmektedir. Ancak gebelik sırasında geçirilen listeriyozun tanısında, zaman alıcı ve zahmetli kültür yönteminin dışında, özgüllüğü ve duyarlılığı yüksek hızlı bir rutin tarama testi mevcut değildir. Bu çalışmada, gebelerde listeriyoz tanısında yüksek fitrelerde L.monocytogenes O antikorlarının saptanmasının değerinin araştırılması ve risk faktörlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Nisan-Ağustos 2002 tarihleri arasında Sağlık Bakanlığı Ankara Etlik Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran 275 (yaş aralığı: 16-38 yıl) gebeden alınan anne ve kordon serumları dahil edilmiştir. Toplam 550 örnekte L.monocytogenes O antikorları, serotip 1/2c, 3b, 4ab, 4c, 4d antijenleri kullanılarak tüp aglütinasyon testiyle araştırılmış ve >1/320 titreler anlamlı (pozitif) kabul edilmiştir. Çalışma grubunda, önceki gebeliklerinde düşük, erken doğum eylemi ve ölü doğum hikayesi olan 69 gebe grup 1; herhangi bir obstetrik patolojisi olmayan 206 gebe ise grup 2 olarak sınıflandırılmış ve bu gebelerin bebekleri doğumdan sonra izlenmiştir. Gebelerin %21.5'inde (59/275) bir veya birden fazla serotipe karşı L.monocytogenes antikor pozitifliği (>1/320 titre) saptanmış; bu oran grup 1 için %20.3 (14/69), grup 2 için ise %21.8 (45/206) olarak belirlenmiştir. İki grup arasında antikor pozitifliği açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamış (p>0.05) ve bu yöntemin gebelik sırasında geçirilen listeryoz tanısı için iyi bir belirleyici olmadığı düşünülmüştür. Gebelere ait kordon serumlarında ise toplam pozitiflik oranı %0.7 (2/275) olarak saptanmış, pozitif olan bu iki örneğin grup 2'de yer alan annelere ait olduğu izlenmiştir. Yenidoğanların izlemi sonunda, kordon serumu pozitif olan iki bebek de dahil, hiçbirisinde listeriyal fetomaternal enfeksiyonun belirti ve bulguları görülmemiştir. Çalışmamızda, en sık rastlanan serotiplerin 4ab (%40) ve 1/2c (%37) olduğu bulunmuştur. Risk faktörleri değerlendirildiğinde; gebelik sırasında geçirilen özgül olmayan febril hastalık hikayesi (p 1/320 titre pozitifliği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anne ve kordon serumları doğum sırasında alındığından, daha sonra ikinci bir serum örneğine ulaşılamamış ve tanının doğrulanmasında serokonversiyonun gösterilmesi için ikinci bir örneğin alınamamış olması, çalışmamızın en önemli sınırlamasını teşkil etmiştir. Sonuç olarak, gebelik sırasında oluşan Listeria enfeksiyonlarının erken ve doğru tanısı için kültür yöntemine alternatif olabilecek hızlı, kolay uygulanabilir ve güvenilir yöntemlerin geliştirilmesine gereksinim olduğu düşünülmüştür.