Journals / Mikrobiyoloji Bülteni / 2008 / Cilt: 42 - Sayı: 1

Short communication: the sensitivity of meales diagnosis by physicians and families during an intraepidemic period in Edirne: implications for measles surveillance

Edirne'de bir kızamık salgını sırasında hekimlerin ve ailelerin koyduğu kızamık tanılarının duyarlılığı: kızamık sürveyansı için öneriler

Pages
143–148
DOI
—

Abstract

Measles is still a leading cause of death among young children, despite the availability of a safe and effective vaccine for the past 40 years. EURO Region of World Health Organisation including Turkey has targeted elimination of measles by the year 2010. It is concluded that there must be a sensitive surveillance system to investigate all suspicious measles cases, and diagnosis should be based on both standardized case definition and laboratory confirmation. Standardized case definition based notification has started in 2005 in Turkey. This study was carried out to determine the sensitivity and specificity of clinical measles diagnosis by physicians and families during a measles epidemic affecting 597 cases in Edirne province in 1997. Blood samples and data were collected by trained teams consisting of one physician and one nurse. Thirty clusters sampling method was used for sampling and 210 blood samples were taken from the children. The sera were then sent to Refik Saydam Hygiene Institute, Ankara, for the detection of measles specific IgG and IgM antibodies. Positive results for IgM were considered as acute measles during epidemics, and positive results for IgG were considered as acquired immunity due to vaccination or passed infection. Of 210 children, 19 were found to have recent infection (lgM+, IgG-), 101 were found immune (IgM-, lgG+), 67 were found in convalescence phase after infection (lgM+, lgG+), and 23 were found susceptible (IgM-, IgG-) to measles. The overafl JgM seropositivity was detected as 40.9% in the study group. Only half of confirmed cases (43/86) were diagnosed as measles clinically by the physicians. The sensitivity, specificity, positive and negative predictive values (PPV and NPV, respectively) of clinical diagnosis by physicians were estimated as 33%, 89%, 67% and 86%, respectively. Validity measures for measles diagnosis by the families were as follows; 8% sensitivity, 96% specificity, 6% PPV and 60% NPV. It is concluded that, all required measures should be taken for the availability of laboratory confirmation of all suspicious measles cases and field investigation via structured case investigation forms, is necessary for the success of measles surveillance system in our country.

Özet

Kızamık, 40 yıldır etkili ve güvenli bir aşısı olmasına karşın çocuklarda başta gelen ölüm nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü, içinde ülkemizin de olduğu Avrupa bölgesi için 2010 yılında eliminasyon hedeflenmiştir. Tüm ülkelerde kızamık olgularını araştırmak için etkili bir sürveyans sistemi olması gereği vurgulanmış, hastalık tanısının standart olgu tanımı ve giderek laboratuvar doğrulamasına dayanması önemsenmiştir. Ülkemizde standart olgu tanımına dayalı bildirim 2005 yılında başlamıştır. Bu çalışma, 1997 yılında Edirne ilinde ortaya çıkan ve 597 olgunun bildirildiği kızamık salgını sırasında hekimlerin klinik bulgulara göre ve ailelerin görgülerine göre kızamık tanısı koymadaki duyarlılık ve özgüllüğünün saptanması amacıyla planlanmıştır. Soru formunu doldurmak ve kan örneği almak üzere bir hekim ve bir hemşire/ebeden oluşan ekipler oluşturulmuş ve uygulama öncesi eğitim verilmiştir. Otuz Küme örnekleme yöntemiyle 210 çocuktan alınan venöz kan örnekleri, serumları ayrıldıktan sonra kızamığa özgül IgM ve IgG antikorlarının araştırılması amacıyla Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü'ne gönderilmiştir. Yalnızca IgG pozitifliği aşılanmaya ya da eskiden geçirilmiş enfeksiyona, IgM pozitifliği ise salgın sırasında hastalanmaya işaret olarak kabul edilmiştir. Çalışmaya alınan çocukların 19'u yeni enfekte (lgM+, IgG-), 101'i bağışık (IgM-, lgG+), 67'si hastalık sonrası iyileşmiş (lgM + , lgG+), 23'ü ise duyarlı (IgM-, IgG-) olarak belirlenmiştir. Tüm grupta kızamık IgM seropozitifliği %40.9 (86/210) olarak bulunmuştur. Hekimler laboratuvar doğrulaması yapılmış 86 olgudan yalnızca 43'üne klinik olarak kızamık tanısı koymuştur. Hekimlerin klinik olarak koyduğu kızamık tanısının duyarlılığı %33, özgüllüğü %89, pozitif prediktif değeri (PPD) %67, negatif prediktif değeri (NPD) %86 olarak hesaplanmıştır. Buna karşın ailelerin koyduğu kızamık tanısının duyarlılığı %8, özgüllüğü %96, PPD %6, NPD %60 olarak belirlenmiştir. Hekimler, ailelere göre hastaları (%33); aileler ise hekimlere göre sağlamları (%96) daha yüksek bir isabetle ayırmışlardır. Sonuç olarak kızamık sürveyans sisteminin başarılı olabilmesi için tüm kuşkulu kızamık olgularının laboratuvar doğrulama çalışmalarının yapılması ve filyasyon çalışmalarının yapılandırılmış olgu inceleme formları aracılığı ile yürütülmesi için gerekli çalışmaları sağlayacak yaygın ve erişilebilir donanımın gerekli olduğu kanısına varılmıştır.