Journals / Mikrobiyoloji Bülteni / 2008 / Cilt: 42 - Sayı: 3

Comparative evaluation of 113 cases with severe and mild forms of extrapulmonary tuberculosis

Ciddi ve hafif seyirli 113 akciğer dışı tüberküloz olgusunun karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi

Pages
399–406
DOI
—

Abstract

Tuberculosis, one of the oldest diseases of human beings, has still high mortality rates. In this prospective study, 113 HIV seronegative patients with extrapulmonary tuberculosis (EPT) who were admitted to our department between January 2001 and July 2006 have been evaluated and cases with severe or mild forms of EPT have been compared with respect to epidemiological and clinical features, laboratory results and treatment outcomes. The age range of the patients were 16-78 years old (mean age: 46.3 + 16.9 years), and 64 of them (56.6%) were female. Severe and mild forms of EPT were diagnosed in 49 (43.3%) and 64 (56.6%) of the patients, respectively. The most frequently involved organ was detected as lymph nodes (43.3%), followed by pleura and vertebrate involvements with the rates of 12.4%. There was an underlying disease in 35 (30.9%) of the patients (diabetes mellitus in 15%; chro¬nic renal dysfunction in 11.5%; malignancy in 4.4%), history of passed tuberculosis infection in 13 (11.5%) and history of contact with a tuberculosis patient in 25 (22.1%). In direct microscopic examination, samples from 19 (16.8) patients were found positive for acid-fast bacilli, and samples cultivated in Lowenstein-Jensen media yielded mycobacterial growth in 25 (22.1%) patients. The diagnosis have been made histopathologically in 89 (78.7%) of the cases. In comparison of the patients with severe and mild forms of EPT, the severe form were detected more frequently in males (p= 0.01), the positivity rates of culture and acid-fast staining were higher in patients with severe form (p= 0.0004 and p= 0.001, respectively). The mortality rate was also found higher in patients with severe form (p= 0.046). The cases who were diagnosed as EPT have been treated by three or four antituberculosis drugs. Izoniazid (300 mg/day, 6-12 months), rifampicin (600 mg/day, 6-12 months), ethambutol (1500 mg/day, 2-4 months), pyrazinamide (2000 mg/day, 2-4 months) and streptomycin (1 g/day, 45-60 days) were used for the therapy. Side effects due to the therapy were observed in 13.3% of the cases (most frequently; gastrointestinal intolerance in 53.3% and hepatitis in 40%), however, there was no necessity to quit the therapy. Surgical treatment has been applied in 14 (12.4%) of the patients. As a result, the investigation of epidemiological and clinical characteristics of extrapulmonary tuberculosis on the large series of cases may be essential for early diagnosis and treatment in endemic countries such as Turkey.

Özet

Tüberküloz (TB), halen fatalitesi yüksek olan, insanoğlunun bilinen en eski hastalıklarından birisidir. Bu çalışmada, Ocak 2001-Temmuz 2006 tarihleri arasında hastanemize başvuran insan immünyetmezlik virusu (HIV) seronegatif 113 akciğer dışı tüberküloz (ADTB) olgusu prospektif olarak izlenmiş; olgular ciddi ve hafif seyirli ADTB olmak üzere iki gruba ayrılarak, demografik özellikleri, klinik ve laboratuvar bulguları ve tedaviye yanıtları karşılaştırılmıştır. Çalışmaya alınan olguların yaşı 16-78 yıl arasında değişmekte olup (ortalama yaş: 46.3 ± 16.9 yıl), 64 (%56.6)'ü kadındır. Olguların 49 (%43.3)'unda ciddi, 64 (%56.6)'ünde ise hafif seyirli ADTB saptanmış, en sık tutulan bölgenin lenf nodu (%43.3) olduğu, bunu %12.4'lük oranlarla plevra ve vertebra tutulumunun izlediği belirlenmiştir. Olguların 35 (%30.9)'inde altta yatan hastalık varlığı (diabetes mellitus: %15; kronik böbrek yetmezliği: %11.5; malignite: %4.4), 13 (%11.5)'ünde TB geçirme öyküsü, 25 (%22.1)'inde ise TB ile temas öyküsü saptanmıştır. Hastaların 19 (%16.8)'unda örneklerin direk mikroskopisinde aside dirençli basil (ARB) varlığı belirlenmiş, 25 (%22.1) hastanın örneklerinde ise Lowenstein-jensen besiyerinde yapılan kültürlerde üreme tespit edilmiştir. Olguların 89 (%78.7)'unda tanı histopatolojik olarak konulmuştur. Ciddi ve hafif seyirli ADTB olguları karşılaştırıldığında; ciddi seyirli ADTB tutulumunun erkeklerde daha sık olduğu (p= 0.01); kültürde üreme ve ARB pozitifliği oranlarının da ciddi seyirli olgularda daha yüksek olduğu (sırasıyla, p= 0.0004 ve p= 0.001) belirlenmiştir. Ciddi seyirli olgularda mortalite oranı da yüksek (p= 0.046) bulunmuştur. ADTB tanısı konulan hastalar, dörtlü veya beşli antitüberküloz ajanlar ile tedavi edilmiştir. Tedavide izoniazid (300 mg/gün, 6-12 ay), rifampisin (600 mg/gün, 6-12 ay), etambutol (1500 mg/gün, 2-4 ay), pirazinamid (2000 mg/gün, 2-4 ay) ve streptomisin (1 g/gün, 45-60 gün) kullanılmıştır. Olguların %13.3'ünde tedaviye bağlı olarak yan etki ortaya çıkmış (en sık gastrointestinal intolerans: %53.3 ve hepatit: %40), ancak hiçbirisinde tedavi yarıda kesilmemiştir. Olguların 14 (%12.4)'üne ise cerrahi tedavi uygulanmıştır. Sonuç olarak, ülkemiz gibi tüberküloz açısından endemik olan ülkelerde, ADTB olgularının epidemiyolojik ve klinik özelliklerinin daha geniş seriler ile araştırılmasının, hastalığın erken tanı ve tedavisi açısından önemli olduğu düşünülmüştür.

Keywords: Hastalık ciddiyet indeksi,Tüberküloz,Tedavi sonucu,Antitüberküler ajanlar,Mycobacterium tuberculosis,İleriye dönük çalışma