Journals / Mikrobiyoloji Bülteni / 2008 / Cilt: 42 - Sayı: 2

Retrospective evaluation of the cases prediagnosed as viral encephalitis in Trace University Hospital between the period of 2000-2005

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 2000-2005 yılları arasında viral ensefalit ön tanılı olguların retrospektif değerlendirilmesi

Pages
315–320
DOI
—

Abstract

In this study, a total of 17 adult patients ((>18 years old; 12 male, 5 female) with encephalitis followed up in neurology and infectious diseases clinics of Trace University Hospital between the years 2000-2005 were retrospectively analyzed. The most common signs and symptoms were confusion (n: 13; 76.4%), nausea and vomiting (n: 13; 76.4%), disorientation (n: 12; 70%), fever and headache (n: 11; 64.7%), amnesia (n: 10; 58.8%), convulsions (n: 9; 52.9%), agitation (n: 7; 41%), dysphasia and aphasia (n: 6; 35.2%), nuchal stiffness (n: 5; 29.4) and focal neurological signs (n: 1; 5.8%). Six of the patients were admitted to the hospital during summer, six during winter, four during spring and one during autumn. Eleven (64.7%) of the patients had electroencephalograph^ signs compatible with encephalitis. Encephalitis related signs were detected in 83.3% (10/12) of the patients by cranial magnetic resonance imaging and in 58.3% (7/12) by computerized tomography. Cerebrospinal fluid (CSF) examination revealed low glucose levels in 17.6% (3/17), high protein levels in 47% (8/17) and increased white blood cells with a predominance of lymphocytes in 41.2% (7/17) of the cases. CSF findings were within normal limits in 23.5% (4/17) of the patients. Empirical acyclovir treatment was given to all patients. One patient died at the acute phase of the infection while all the other 16 recovered. Since none of the CSF samples yielded bacterial growth, all of the patients were diagnosed as viral encephalitis. However, no investigation was performed to identify the viral etiology and this was the major limitation owing to the inadequacy of laboratory facilities during the study period and/or unawareness of the physicians about viral identification methods.

Özet

Bu çalışmada, 2000-2005 yılları arasında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji ve Enfeksiyon Hastalıkları kliniklerinde viral ensefalit ön tanısı ile izlenen 12'si erkek, 5'i kadın toplam 17 erişkin (>18 yaş) hastanın retrospektif olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda hastalarda en sık saptanan klinik bulguların; konfüzyon (n:13; %76.4), bulantı-kusma (n:13; %76.4), dezoryantasyon (n: 12; %70), yüksek ateş ve baş ağrısı (n: 11; %64.7), amnezi (n: 10; %58.8), konvülsiyon (n: 9; %52.9), ajitasyon (n: 7; %41), disfazi-afazi (n: 6; %35.3), ense sertliği (n: 5; %29.4) ve fokal nörolojik bulgu (n: 1; %5.8) olduğu belirlenmiştir. Hastalardan altısının yaz, altısının kış, dördünün ilkbahar ve birinin de sonbahar mevsiminde hastaneye başvurduğu izlenmiştir. Hastaların 11'inde (%64.7) elektroensefalografi (EEG)'de ensefalitle uyumlu anormal bulguların varlığı tespit edilmiştir. Kraniyal manyetik rezonans (MR) incelemesi yapılan hastaların %83.3'ünde (10/12), bilgisayarlı tomografi (BT) incelemesi yapılan hastaların ise %58.3'ünde (7/12) ensefalitle uyumlu bulgular saptanmıştır. BOS incelemesinde hastaların %17.6'sında (3/17) glukoz düzeyi düşük, %47'sinde (8/17) protein miktarı yüksek bulunmuş, %41.2'sinde (7/17) BOS'nın direk incelemesinde lenfosit hakimiyetinde hücre artışı saptanmıştır. Hastaların %23.5'inde (4/17) BOS bulgularının normal sınırlarda olduğu izlenmiştir. Hastaların tümüne ampirik asiklovir tedavisi verildiği saptanmış; bir hastanın akut dönemde kaybedildiği, 16 hastada ise tamamen iyileşme sağlandığı tespit edilmiştir. Çalışmamızda değerlendiren olgulardan hiçbirisinin BOS örneklerinden yapılan bakteriyolojik kültürlerde üremenin olmaması, klinisyenleri viral ensefalit tanısına yönlendirmiş, ancak ne yazık ki olguların hiçbirisinde viral etkenin tanımlamasına yönelik araştırma yapılamamıştır. Önemli bir sınırlama teşkil eden bu durumun, hastaların başvurduğu dönemlerdeki laboratuvar olanaksızlıklarına ve/veya klinisyenlerin virolojik tanı yöntemleri konusundaki bilgi eksikliği veya duyarsızlığına bağlı olduğu düşünülmüştür.