Journals / Mikrobiyoloji Bülteni / 2009 / Cilt: 43 - Sayı: 4
Anthrax meningoencephalitis: A case report and review of Turkish literature
- Journal
- Mikrobiyoloji Bülteni
- Pages
- 671–676
- DOI
- —
Abstract
The incidence of anthrax is decreasing in Turkey, however, it is still endemic in some regions of the country. Although central nervous system involvement is rare in cases with anthrax, high mortality rates are significant. Here, we report a 46-years old woman who was anthrax meningoencephalitis. The patient was from Yozgat located in Central Anatolia, Turkey. Her history revealed that following peelinn the skin of sheeps and consuming their meat a week ago, a lesion developed in her left forearm and she had been treated with penicilin C with the diagnosis of cutaneous anthrax in a local health center. The patient was admitted to the emergency room of our hospital due to increased headache and loss of con-ciousness and diagnosed as anthrax meningitis. Crytallized penicilin G (24 MU/day IV) and vancomycin (2 g/day IV) were initiated. The macroscopy of cerebrospinal fluid (CSF) sample was haemorrhagic white blood cell count was 40/mm3 (80% of neutrophil) and Cram staining of CSF yielded abundant gram-positive bacilli. The diagnosis was confirmed by the isolation of Bacillus anthracis from CSF culture. Although the isolate was susceptible to penicillin and dexamethasone was added to the treatment, the patient died. Review of the Turkish literature revealed seven cases of anthrax with central nervous system involvement between 1980-2008. One of the patients was an 11-years old boy and the others were adults aged between 19 and 64 years. The source of the infection was skin in four patients and inhalation in one patient. The most common findings in all of the patients were inhabitance in rural area, haemorrhagic CSF and loss of all patients despite appropriate antibiotic therapy. In conclusion, anthrax meningitis and meningoencephalitis should be considered in the differential diagnosis of haemorrhagic meningitis in areas where anthrax is endemic and high rate of mortality despite appropriate therapy should always be kept in mind.
Özet
Şarbon, Türkiye'de insidansı azalmakla beraber, ülkemizin bazı bölgelerinde halen endemik olarak karşılaşılan bir zoonozdur. Hastalık sırasında santral sinir sistemi tutulumu nadirdir; ancak yüksek morta-litesi nedeniyle dikkat çekmektedir. Bu raporda, şarbon meningoensefaliti gelişen 46 yaşında bir bayan hasta sunulmaktadır. Hastanın öyküsünden Yozgat'ın Boğazlıyan ilçesi'nde yaşadığı ve bir hafta önce hastalıktan ölen kuzuların derisini yüzdüğü ve etlerini yediği öğrenilmiştir. Hayvan temasından üç gün sonra sol bileğinde lezyon gelişen hastaya, başvurduğu sağlık ocağında deri şarbonu tanısı ile prokain penisilin C uygulanmıştır. Tedaviye rağmen baş ağrısının artması ve bilinç kaybı gelişmesi üzerine hasta, hastanemiz acil servisine getirilmiştir. Genel durumu kötü, bilinci kapalı ve ense sertliği olan hastaya acil serviste şarbon menenjiti tanısı ile kristalize penisilin G (24 MU/gün IV) ve vankomisin (2 g/gün IV) tedavileri başlanmıştır. Hastadan alınan beyin omurilik sıvısı (BOS) örneğinin görünifrnü hemorajik, beyaz küre sayısı 40/mm3 (%80 nötrofil) olup, Gram boyamasında bol gram-pozitif basil görülmüş ve BOS kültüründen Bacillus anthracis izole edilmiştir, izolatın penisiline duyarlı olduğu belirlenmiş, ancak hasta uygun antibiyotik tedavisine (daha sonra tedaviye dekzametazon da eklenmiştir) ve yoğun bakım desteğine rağmen kaybedilmiştir. Yapılan literatür taraması sonucu 1980-2008 yılları arasında Türkiye'den yedi şarbon menenjiti olgusu rapor edildiği belirlenmiş; hastalardan birinin 11 yaşında bir erkek, diğerlerinin ise yaşları 19-64 yaşları arasında değişen erişkinlerden oluştuğu izlenmiştir. Dört hastada enfeksiyon kaynağının deri olduğu ve bir hastada inhalasyon yolu ile menenjit geliştiği belirlenmiştir. Literatürde bildirilen bütün hastaların en önemli ortak özellikleri; kırsal bölgede yaşama öyküsü, BOS'da belirgin hemo-rajinin saptanmış olması ve tümünün uygun antibiyotik tedavisine rağmen kaybedilmiş olmasıdır. Sonuç olarak; endemik bölgelerde hemorajik menenjitin ayırıcı tanısında, şarbon menenjiti ve meningoensefa-litinin akılda tutulması ve mortalite oranının çok yüksek olduğunun dikkate alınması gerektiği düşünülmüştür.