Journals / Mikrobiyoloji Bülteni / 2010 / Cilt: 44 - Sayı: 2
Fosfomycin: Past, present and future
- Journal
- Mikrobiyoloji Bülteni
- Pages
- 311–321
- DOI
- —
Abstract
The continuously increasing problem of multidrug-resistant (extended-spectrum beta-lactamase and/or metallo-beta-lactamase producing) bacteria in recent years has created the need to re-evaluate antibiotic therapy for these infections. Fosfomycin is reconsidered to be an alternative treatment agent for such infections. Fosfomycin was first discovered in Spain in 1969 from cultures of Streptomyces species and originally called phosphonomycin. In the early years, fosfomycin was administered parenterally to the patients with many serious infections including meningitis. In some European countries, fosfomycin is occasionally administered for the initial empirical therapy of sepsis or soft-tissue infections. Although in most European countries fosfomycin has been used for many years, it has become available in clinical use only recently in Turkey. In USA, the Food and Drug Administration (FDA) has approved fosfomycin only for the treatment of patients with uncomplicated cystitis. The use of fosfomycin in the treatment of multidrug-resistant bacterial infections and in the treatment of pediatric cancer patients with fever and neutropenia in combination with other antibiotics, has withdrawn attention to this agent. Fosfomycin has a rapid bactericidal effect and a wide antibacterial spectrum, including methicillin-resistant Staphylococcus aureus, glycopeptide-susceptible or resistant enterococci and a large number of gram-negative pathogens. Since it has a long serum half-life and high concentrations are achieved in urine after oral administration; fosfomycin deserved further consideration for single-dose treatment of urinary tract infections caused by Escherichia coli and Enterococcus faecalis. In this review article the properties, mechanisms of action and resistance, antibacterial spectrum, clinical use, toxicity and adverse reactions of fosfomycin have been summarized.
Özet
Son yıllarda çoklu ilaca dirençli (geniş spektrumlu beta-laktamaz ve/veya metallo-beta-laktamaz üreten) bakteri sorununun sürekli artış göstermesi, bu enfeksiyonlarda kullanılan antibiyotik tedavisinin yeniden gözden geçirilmesini gerekli kılmıştır. Fosfomisin, bu şekildeki enfeksiyonların alternatif bir tedavi ajanı olarak tekrar ele alınmaktadır. Fosfomisin, ilk olarak 1969 yılında İspanya’da Streptomyces kültürlerinden elde edilmiş ve önceleri fosfonomisin şeklinde adlandırılmıştır. İlk bulunduğunda menenjit dahil birçok ciddi enfeksiyonun tedavisinde parenteral yolla kullanılmıştır. Bazı Avrupa ülkelerinde fosfomisin, sepsis veya yumuşak doku enfeksiyonları bulunan hastaların ampirik başlangıç tedavisinde halen zaman zaman kullanılmaktadır. Daha sonraki yıllarda bu etken madde üzerinde yoğun çalışmalar yapılmıştır. Fosfomisinin, birçok Avrupa ülkesinde uzun süredir kullanımına karşın, ülkemizde klinik kullanıma yakın zamanda girmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nde “Food and Drug Administration (FDA)”, fosfomisinin sadece komplike olmamış sistitlerin tedavisinde kullanılmasını uygun bulmaktadır. Özellikle son yıllarda fosfomisinin çoklu ilaca dirençli bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların tedavisinde tercih edilmesi, ateş ve nötropenisi olan pediatrik kanser hastalarının kombine antibiyotik tedavisine dahil edilmesi, fosfomisine ilgiyi tekrar artırmıştır. Fosfomisin, metisiline dirençli Staphylococcus aureus, glikopeptid duyarlı veya dirençli enterokok ve gram-negatif pek çok patojeni içeren geniş bir antibakteriyel spektruma ve hızlı bir bakterisidal etkiye sahiptir. Oral yoldan verilmesinden sonra idrarda yüksek seviyelere ulaşması ve serum yarılanma ömrünün uzun olması nedeniyle fosfomisin, Escherichia coli ve Enterococcus faecalis tarafından oluşturulan idrar yolu enfeksiyonlarının tek doz tedavisinde daha fazla önemi hak etmektedir. Bu derleme yazıda, fosfomisinin özellikleri, etki ve direnç mekanizmaları, antibakteriyel spektrumu, klinikte kullanım alanları, toksisite ve yan etkileri gibi konuların özetlenmesi amaçlanmıştır.