Journals / Mikrobiyoloji Bülteni / 2017 / Cilt: 51 - Sayı: 3

National Antimicrobial Resistance Surveillance System (NAMRSS) External Quality Assessment Studies: 2011-2016

Ulusal Antimikrobiyal Direnç Sürveyans Sistemi (UAMDSS) Dış Kalite Değerlendirme Çalışmaları: 2011-2016

Pages
247–259
DOI
—

Abstract

Establishment of sustainable and evidence-based surveillance systems are recommended for prevention of microbial resistance by the World Health Organization (WHO). As a necessity of these surveillance systems, participants are recommended to implement an external quality assessment (EQA) program. In this scope, National Antimicrobial Resistance Surveillance System (NARSS) has been established within the Public Health Institute of Turkey (PHIT) in our country since 2011. In the scope of this surveillance, NARSS EQA program has been implemented in a cycle per year and four isolates were sent to participants per cycle every year since 2011. In this study, it was aimed to evaluate the six years results of the EQA programs being implemented on NARSS participants between 2011 and 2016. The surveillance system consisted of 118 laboratories. Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae, Pseudomonas aeruginosa, Staphylococcus aureus, Streptococcus pneumoniae, Enterococcus faecium/faecalis and Acinetobacter baumannii bacteria included in scope of the surveillance were sent to participants. Identification of bacteria to the species level, verification of the antibiotic susceptibility test results and existence of specified resistance of the isolates performed with valid test methods required from the participants. Identified isolates were cultured with routine microbiological methods and sent to participants in ambient temperature in triple carrying pouches inside suitable carrying media via PTT Cargo. The results were entered by means of passwords prepared by PHIT and sent to the web based system. The analysis of results were made with SPSS program. A total of twenty-three isolates were sent to participants between 2011 and 2016. It was determined that participants commonly preferred automated systems for bacterial identification and antibiotic sensitivity test results. The use of MALDI TOF MS system was determined to be raised up to 15.65% in 2016. It has been determined that usually little mistakes were done in bacterial identification but the error rate was high especially in antimicrobial susceptibility test results with close clinical threshold values. Although not required for antibiotic susceptibility test results, it was determined that phenotypic tests have been used more widely in determining the specific resistance mechanisms that are important for epidemiological data. It was determined that 80% of participants have used EUCAST standards in 2016. As a result of this research, we have observed that EQA studies of NARSS EQA are a good performance tool for sustainable and evidence based surveillance studies, that the national antimicrobial resistance data quality is sufficiently good and that the data can be shared on international platforms. In addition, the regular maintenance of national surveillance studies shown that laboratories have positive reflections on self improvement in achieving up to date and accurate results

Özet

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından antimikrobiyal direncin (AMD) önlenmesinde sürdürülebilir ve kanıta dayalı sürveyans sistemlerinin kurulması önerilmektedir. Bu sürveyans sistemlerinin bir gerekliliği olarak da sisteme dahil olan klinik mikrobiyoloji laboratuvarlarına dış kalite değerlendirme (DKD) programı uygulanması istenilmektedir. Bu kapsamda ülkemizde 2011 yılında Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (THSK) bünyesinde Ulusal Antimikrobiyal Direnç Sürveyans Sistemi (UAMDSS) kurulmuştur. Sürveyans kapsamında UAMDSS DKD programı 2011 yılından itibaren her yıl, yılda bir çevrim olarak uygulanmaktadır ve her çevrimde dört izolat gönderilmektedir. Bu çalışmada, 2011-2016 yılları arasında UAMDSS'ye dahil olan laboratuvarlara uygulanan DKD programlarının altı yıllık sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Sürveyans sisteminde 118 laboratuvar yer almaktadır. Sürveyansa katılım gösteren tüm laboratuvarlara sürveyans kapsamında yer alan Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae, Pseudomonas aeruginosa, Staphylococcus aureus, Streptococcus pneumoniae, Enterococcus faecium/faecalis ve Acinetobacter baumannii bakterileri gönderilmiştir. Gönderilen izolatlarda bakterilerin tür düzeyinde tanımlanması, antibiyotik duyarlılık test sonuçları ile varsa özellikli antibiyotik direnç mekanizmalarının geçerli test yöntemleri kullanılarak belirlenmesi ve doğrulanması istenmiştir. Seçilen izolatlar rutin mikrobiyolojik yöntemler ile üretilerek uygun besiyerlerinde üçlü taşıma kapları içinde PTT kargo aracılığıyla oda sıcaklığında katılımcılara gönderilmiştir. Sonuçlar THSK tarafından hazırlanmış olan web tabanlı sisteme, kargo ile gönderilmiş olan şifreler kullanılarak girilmiştir. Sonuçların analizi, SPSS programı ile yapılmıştır. 2011-2016 yılları arasında toplam 23 izolat programa katılımı gerçekleşen laboratuvarlara gönderilmiştir. Laboratuvarların bakterileri tanımlaması ve antibiyotik duyarlılık test sonuçlarını belirlemeleri için otomatize sistemleri yaygın olarak tercih ettikleri tespit edilmiştir. MALDI TOF MS sistemi kullanımının 2016 yılında %15.65'e kadar çıktığı belirlenmiştir. Bakteri tanımlamasında genellikle tür düzeyinde küçük hatalar yapıldığı ve özellikle antibiyotik duyarlılık test sonuçlarında klinik sınır değere yakın sonuçlarda hata oranının yüksek olduğu belirlenmiştir. Antibiyotik duyarlılık test sonucu için gerekli olmasa bile epidemiyolojik veri için önem arz eden özellikli direnç mekanizmalarının belirlenmesinde fenotipik testlerin daha yaygın olarak kullanıldığı görülmüştür. 2016 yılında laboratuvarların %80'inin EUCAST kriterlerine göre sonuçları belirlediği izlenmiştir. Bu araştırma sonucunda, UAMDSS kapsamında yapılan DKD çalışmalarının sürdürülebilir ve kanıta dayalı sürveyans çalışmaları için iyi bir performans aracı olduğu, ulusal AMD veri kalitesinin yeterli düzeyde iyi olduğu ve verinin uluslararası platformlarda paylaşılabilir olduğu gözlenmiştir. Ayrıca, ulusal sürveyans çalışmalarının düzenli olarak devam etmesi laboratuvarların güncel ve doğru sonuçlara ulaşmalarında kendilerini geliştirme açısından olumlu yansımaların olduğunu göstermiştir