Journals / MN Kardiyoloji / 2001 / Cilt: 8 - Sayı: 5

Relation between P dispersion and supraventricular arrhythmias and echocardiographic parameters in hypertensive patients

Hipertansif bireylerde P dispersiyonu ile supraventriküler aritmilerin ve ekokardiyografik parametrelerin ilişkisi

Pages
350–356
DOI
—

Abstract

AIM: The aim of our study is to investigate the relation between P wave dispersion and supraventricular arrhythmias which are predictors for atrial heterogenity and atrial fibrillation. We also examined the effect of left ventricular structural and hemodynamic features on P wave dispersion. METHODS: The study group consisted of 45 hypertensive patients (38 female, 7 men) and 28 control subjects (18 female, 10 men). All cases undenvent 24 hours ECG Halter monitoring for determination of supraventricular premature beats and presence of complex supraventricular arrhythmias. Left ventricular geometry, mass index, systolic and diastolic function were assessed by echocardiographic examination. P wave and adjusted P wave dispersion were calculated by substracting the shortest P wave interval from the longest in 12 lead ECG recordings. RESULTS: Mean P wave dispersion was 57±9 ms in hypertensive patients and 42+6 ms in control subjects. in hypertensive group P wave dispersion had a significant correlation with the total number of supraventricular ectopic beats (r=0.69, p<0.001). The echocardiographic parameters which showed a significant positive relation to P wave dispersion were deceleration time (r=0.33, p<0.05) and isovolumetric relaxation time (r=037, p<0.03); whereas E/A ratio had a significant negative correlation to P wave dispersion (r=-0.42, p<0.001). CONCLUSION: Compared with normotensive subjects hypertensive patients have a higher P wave dispersion which is a marker for atrial refractoriness heterogenity. Increased P wave dispersion is clearly related to simple and complex supraventricular arrhythmias . Left ventricular diastolic indexes are the main parameters that effect P wave dispersion in ECG.

Özet

AMAÇ: Çalışmamızın amacı hipertansif bireylerde atriyal heterojenitenin ve dolayısıyla onun yansıması olan atriyal fibrilasyonun öncülerinden olan Supraventriküler aritmiler ile P dispersiyonunun ilişkisini araştırmak ve yine bu hasta grubunda sol kalp boşluklarına ait yapısal ve hemodinamik özelliklerin P dispersiyonuna olan etkisini incelemektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışma grubu 45'i hipertansif (38 kadın, 7 erkek) ve 28'i kontrol (18 kadın, 10 erkek) olmak üzere 73 kişiden oluşuyordu. Tüm olgulara 24 saatlik EKG Holler monitörizasyonu uygulanarak Supraventriküler erken atımların sayısı ve kompleks Supraventriküler aritmilerin varlığı belirlendi. Ekokardiyografik inceleme ile sol ventrikül geometrisi, kitle indeksi, sistol ve diyastol fonksiyonları araştırıldı. Ayrıca 12 kanallı EKG kayıtlarında en kısa ve en uzun P dalga süreleri arasındaki fark ölçülerek P dispersiyonu ile ayarlanmış P dispersiyonu hesaplandı. BULGULAR: P dispersiyon sürelerinin ortalaması hipertansif hastalarda 57±9 ms, kontrol grubunda 42±6 ms olarak tespit edildi (p<0.001). Hipertansif olgularda P dispersiyon süreleriyle toplam supraventrikül aritmi sayısı arasında pozitif-doğrusal bir ilişki saptandı (r=0.69, p<0.001). Ekokardiyografik değişkenler açısından bakıldığında esansiyel hipertansiyonlu olgularda deselerasyon zamanı (r=0.33, p<0.05) ve izovolümetrik relaksasyon zamanı (r-0.37, p<0.05) ile P dispersiyonu arasında pozitif ilişki saptanırken; E/A oranı ile P dispersiyonu arasında ters yönde bir ilişki gözlendi (r=-0.42 p<0.001). SONUÇ: Hipertansif bireylerde atriyum refrakterliği heterojenitesinin bir göstergesi olan ve normotansif bireylere göre artmış bulunan P dalga dispersiyonu, basit ve kompleks supraventrikül aritmilerinin oluşumu ile yakından ilişkilidir. Sol ventrikül diyastolik doluş indeksleri P dispersiyonunu etkileyen başlıca parametrelerdir

Keywords: Tanı teknikleri, kalp damar,Hipertansiyon,Diyastol,Aritmi,Elektrokardiyografi