Journals / MN Kardiyoloji / 2001 / Cilt: 8 - Sayı: 4

The efficacy of percutaneous transluminal coronary angioplasty at in-stent restenosis

Perkütan translüminal balon anjiyoplastinin stent içi restenozun tedavisindeki etkinliği

Pages
287–293
DOI
—

Abstract

AIM: Analysis of the efficacy of PTCA at in stent restenosis (ISR) in the light of the long-term angiographic and clinical data MATERIAL AND METHODS: The clinical data of the 53 patients with proven ISR was analyzed and quantitative angiography was performed before and immediately after the PTCA and at the 6 month. Earlier angiographic evaluations were done if necessary. RESULTS: Results: None of the patients had acute MI and procedure related requirement of urgent bypass surgery. In the follow-up period of 5.9±4.3 months 26.4% of the patients were asymptomatic, which only one had restenosis. During the follow up period, myocardial infarction, serious arrhythmia, heart failure developed in three (5.6%), five (9.4%) and two (3.7%) patients, respectively. Five patients (9.4%) underwent to coronary bypass grafting and two (3.7%) patients died . Angiographic recurrent ISR was found 58.4%. The minimal luminal diameter and having multiple stents before the procedure were correlated to recurrent ISR after PTCA of ISR. Diabetes mellitus and hypertension were the risk factors for the clinical adverse events. The incidence of recurrent restenosis in patients with diffuse type ISR was slightly higher than in patients with focal ISR but statistical significance was not found. The types of rerestenosis were not correlated with the types of ISR before PTCA. CONCLUSION: Though PTCA is an easy, practical and reliable procedure for the correction of ISR, the recurrence rate is high. The type of the ISR is not a prognostic marker to foresee the nature of recurrence after PTCA.

Özet

AMAÇ: Stent içi restenozlarının (SİR) ideal tedavisi henüz tam açıklanmış değildir.Bu çalışmada SİR'in balon anjiyoplasti ile tedavisinin etkinliği, klinik ve anjiyografik olarak geç dönem sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlandı. GEREÇ VE YÖNTEM: SİR saptanmış olan 53 hastanın klinik özellikleri belirlendi ve balon anjiyoplasti işlemi öncesi, hemen sonrası ve işlemden sonraki altıncı ay da, ya da klinik endikasyon konulduğunda kantitatif koroner anjiyografik verileri değerlendirildi. BULGULAR: Balon anjiyoplasti sonrası hiçbir hastada işleme bağlı akut miyokard infarktüsü ya da acil bypass gereği olmadı. Hastaların 5,9±4,3 aylık takipleri boyunca %26,4'ü asemptomatikti. Bunların birinde restenoz saptandı. Takip boyunca, üç hastada miyokard infarktüsü (%5,6), beş hastada (%9,4) ciddi aritmi , iki hastada (%3,7) kalp yetmezliği, beş hastada (%9,4) koroner arter cerrahisi endikasyonu, iki hastada (%3,7) ölüm gözlendi. Anjiyografik restenoz oranı %58,4 bulundu. SİR'in balon anjiyoplasti öncesi minimal lümen çapı ve birden fazla sayıda stent bulunması, stent içi restenozlarının balon anjiyoplastisi sonrası, tekrar stent içinde darlık gelişiminin ön göstergeleri olarak saptandı. Diyabetes mellitus ve hipertansiyon ile takip sırasındaki klinik olumsuz olaylar arasında anlamlı ilişki saptandı. SİR'i diffüz tipte olanlarda, fokal SİR'lere göre, balon anjiyoplasti sonrası tekrarlayan SİR bir miktar daha sık görülmekle birlikte, istasistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. İşlem öncesi SİR fokal, diffüz ya da tam tıkalı oluşu ile balon anjiyoplasti sonrası yeniden gelişen SİR tipi arasında da anlamlı ilişki saptanmadı. SONUÇ: Stent restenozlarının tedavisinde balon anjiyoplasti kullanımı kolay uygulanabilir ve güvenilir bir yöntem olmasına rağmen tekrar stenoz gelişimi oranı yüksektir. SİR'in diffüz, fokal ya da tam tıkalı tipte olması, balon anjiyoplasti uygulandıktan sonra gelişebilecek rekürren darlığın tipi açısından bir gösterge değildir.

Keywords: Anjiyoplasti, transluminal, perkutan koroner,Anjiyoplasti, balon,Greft oklüzyonu, vasküler,Kalp hastalıkları,Ameliyat sonrası komplikasyonlar,Stentler,Koroner anjiyografi