Journals / MN Oftalmoloji / 2020 / Cilt: 27 - Sayı: 1

Pinguecula Severity and Dry Eye Disease

Pingeukula Şiddeti ve Kuru Göz

Pages
6–10
DOI
—

Abstract

Objective: To evaluate tear film according to pingeukula grade and to investigate changes in ocular surface disease index. Material and Method: 204 patients above 30 years of age with no complaints other than refractive disorder were included in the study. Participants were classified according to pinguecula severity as follows: grade 1, mild to moderate pinguecula (group 1); grade 2, severe pinguecula (group 2); grade 0, no pinguecula (group 3). The groups were compared in terms of tear break-up time, Schirmer 1 test and ocular surface disease index. Results: The mean age of group 1 (n: 68), group 2 (n: 65) and group 3 (n: 71) was not statistically different (p: 0.596). No significant difference was found between the groups in terms of Schirmer 1 test (p: 0.190). In Group 2, tear break-up time was the shortest (6-13 sec), and it was the longest in group 3 (9-15 sec), and there was a significant difference between the groups (p: 0.000). When groups were compared for ocular surface disease index, there was no significant difference between group 1 and 3, and ocular surface disease index was statistically higher in group 2. Patients with both nasal and temporal pinguecula and only nasal pinguecula were compared in terms of tear break-up time, Schirmer 1 test and ocular surface disease index, and no statistically significant difference was found. Conclusion: Pinguecula localization had no effect on tear film stability and production, however, as pinguecula size-height increases, tear break-up time scores may decrease, and there may be an increase in subjective symptoms even though tear secretion is normal.

Özet

Amaç: Pingeukula evresine göre gözyaşı filmini değerlerlendirmek ve oküler yüzey hastalık indeksindeki değişiklikleri araştırmak. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 30 yaş üstü refraktif bozukluk dışında başka bir şikayeti olmayan 204 olgu alındı. Pingeukulası olmayanlar evre 0, hafif ve orta şiddette pingeukula evre 1 ve şiddetli pingeukula evre 2 olarak sınıflandırıldı. Grup 1’e evre 1, grup 2’ye evre 2 ve grup 3’e ise pingeukulası olmayan evre 0 olgular dahil edildi. Gruplar gözyaşı kırılma zamanı, Schirmer 1 testi ve oküler yüzey hastalık indeksi açısından karşılaştırıldı. Bulgular: Grup 1 (n: 68), grup 2 (n:65) ve grup 3 (n: 71) olguların yaş ortalaması benzerdi (p:0.596). Gruplar arasında Schirmer 1 testi açısından anlamlı fark yok iken (p:0.190), grup 2’de gözyaşı kırılma zamanı en kısa (6-13 sn), grup 3’te ise en uzun (9-15 sn) idi ve gruplar arasında anlamlı fark mevcuttu (p:0.000). Olguların oküler yüzey hastalık indeksi karşılaştırıldığında ise grup 1 ile grup 3 arasında anlamlı fark yok iken grup 2’de anlamlı olarak daha yüksek tespit edildi (p:0.040). Pingeukulası olan olgularda sadece nazal konjonktiva tutulumu ile nazal ve temporal konjonktiva tutulumu olan olgular gözyaşı kırılma zamanı, Schirmer 1 testi ve oküler yüzey hastalık indeksi açısından karşılaştırıldığında ise fark yoktu. Sonuç: Pingeukula lokalizasyonunun gözyaşı film stabilitesine ve üretimine etkisi yok iken pingeukula büyüklüğü-yüksekliği artıkça gözyaşı kırılma zamanında kısalma olabileceği, her ne kadar gözyaşı sekresyonu (Schirmer 1 testi) normal olsa bile subjektif semptomlarda artış olabileceği tespit edildi.