Journals / Nöropsikiyatri Arşivi / 2011 / Cilt: 48 - Sayı: 4

Impulse control disorders in a group of university exam preparatory course students

Bir grup üniversiteye hazırlık öğrencisinde dürtü kontrol bozukluğu

Pages
238–242
DOI
—

Abstract

O b jec ti ve: In recent years, interest on prevalence and comorbidity of impulse control disorders is constantly increasing. The aim of this study was to investigate the prevalence of impulse control disorders and its association with the existence of comorbid axis I disorders in young adult university exam preparatory course students. Met hods: Two hundred and twenty-six preparatory course students aged 18-27 (mean age: 19.2) years were included in this study. Axis I diagnoses were evaluated using the Structured Clinical Interview for DSM-IV (SCID-I). Lifetime impulse control disorders were investigated using the modified version of Minnesota Impulsive Disorders Interview. Impulsivity was measured with the Barratt Impulsiveness Scale Version 11(BIS-11). Re sults: The prevalence rate of all impulse control disorders in our sample was 23.4% (n=55). The most common impulse control disorder subtype was impulse control disorder not otherwise specified ICD-NOS (%16.8), followed by trichotillomania and intermittent explosive disorder. The most common ICD-NOS subtype was compulsive buying. There was no statistically significant difference between the diagnoses of axis I disorders in students with and without impulse control disorders. A statistically significant difference was found between groups with and without impulse control disorders in terms of total impulsivity and nonplanning scores determined by the BIS-11. C onc lu si on: Considering early age onset and decreasing prevalence with progressive aging, impulse control disorders are expected to be common in the young adult population. Prevalence rates determined at the end of this study were found to be higher in comparison with the peer group in literature. However, the prevalence rates obtained in our study may not be generalized tothe society because of the statistical limitation concerning our sample size. Large-scale, epidemiologic studies are required to be performed on this topic. (Archives of Neuropsychiatry 2011;48: 238-42)

Özet

Amaç: Son yıllarda dürtü kontrol bozukluklarının yaygınlığı ve komorbid olduğu durumlara ilgi giderek artmaktadır. Bu çalışmada genç erişkin yaş grubunda olan üniversiteye hazırlık öğrencilerinde dürtü kontrol bozukluklarının yaygınlığı ve eksen I tanılarının varlığı ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Yön­tem: Çalışmaya yaş ortalaması 19.2 olan 18-27 yaş aralığındaki 226 üniversiteye hazırlık öğrencisi dahil edilmiştir. Öğrencilerle yapılan klinik görüşmede SCID-I ile eksen I tanıları araştırıldı. Yaşam boyu dürtü kontrol bozukluğu varlığı Minnesota Dürtüsellik Değerlendirme Görüşmesi (MIDI) Türkçe formu ile sorgulandı. Dürtüsellik düzeyleri Barratt Dürtüsellik Ölçeği-11 (BDÖ-11) ile değerlendirildi. Bul­gu­lar: Bu çalışmada öğrencilerin %24.3’ünde DSM-IV’e göre en az bir dürtü kontrol bozukluğu saptanmıştır. En sık görülen tip başka türlü adlandırılamayan dürtü kontrol bozukluğu (%16.8)’dur. Bunu trikotilomani ve aralıklı patlayıcı bozukluk izlemekteydi. Başka türlü olarak adlandırılamayan dürtü kontrol bozuklukları arasında ise kompulsif satın alma ilk sıradaydı. Yaşam boyu dürtü kontrol bozukluğu olan ve olmayan grup birbiri ile eksen I tanıları açısından karşılaştırıldığında anlamlı bir fark saptanamamıştır. Ancak yaşam boyu dürtü kontrol bozukluğunun olduğu grupta BDÖ-11 total ve plan yapmama puanları anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. So­nuç: Literatüre göre erken başlangıç yaşları ve yaşla beraber azalan sıklık nedeniyle dürtü kontrol bozukluklarının genç erişkinlerde görülme sıklığının yüksek olması beklenmektedir. Çalışma sonucunda saptanan prevalans oranları literatürde benzer yaş grubundaki sağlıklı kişilerde yapılmış çalışmalardaki oranlara göre yüksek saptanmıştır. Ancak örneklem grubumuzun sınırlı olması nedeniyle bu oranın topluma genellemesi yapılamaz. Bu konuda yapılacak geniş ölçekli, epidemiyolojik çalışmalara ihtiyaç vardır. (Nö­rop­si­ki­yat­ri Ar­şi­vi 2011;48: 238-42)