Dergiler / NAZARİYAT İslâm Felsefe ve Bilim Tarihi Araştırmaları Dergisi / 2020 / Cilt: 6 - Sayı: 2

Gerçekçiliğin Dönüşümü: İbn Sînâcı Felsefede Tümellerin Ontolojisi ve Kutbüddin er-Râzî’nin Zihnî Misaller Teorisi Üzerine

Sayfa
23–66
DOI
—

Özet

Zihnî temsillerin onto-epistemolojik statüsü İbn Sînâ sonrası felsefenin en tartışmalı problemleri arasında görülebilir. Problemin kökenleri bir yandan İbn Sînâ’nın farklı varlık düzlemleri arasında yüklemsel birlik elde etme teşebbüsünde, diğer yandan Fahreddin er-Râzî’nin zihnî varlık ve zihnî misallerin tümelliği eleştirisinde bulunur. Fahreddin er-Râzî’nin eleştirileri İbn Sînâ’nın önde gelen takipçilerini, İbn Sînâ’nın mahiyetlerin farklı varlık seviyelerinde korunumu ilkesini ve onun bilgiyi doğanın gayrimaddi temsili olarak tanımlamasını yeniden düşünmeye sevk etmiştir. Fahreddin er-Râzî’nin eleştirilerine karşı Nasîrüddin et-Tûsî mahiyetlerin ontolojik kapsamını daraltmış ve tümel yüklemlemeyi yeniden tanımlamıştır. Kutbüddin er-Râzî’nin tartışmaya dâhil olması daraltma çabalarını daha ileri bir seviyeye taşımıştır. Tûsî’nin mahiyetlere sadece epistemolojik bir rol vererek onların ontolojik kapsamında yaptığı daraltmaya ilaveten Kutbüddin erRâzî mahiyetlerin epistemolojik kapsamında da daraltmaya gitmiş ve İbn Sînâ’nın aklî suretlerini, hiçbir şekilde tümel olması mümkün olmayan, tikel bir zihindeki tikel suretler olarak değerlendirmiştir. Ayrıca Tûsî’yle birlikte, kendinde mahiyetlerin hariçteki fertler arasında müşterek varlığını reddeden Kutbüddin er-Râzî, bu iki adımdan yola çıkarak mutabakat ve tümellik tasavvurlarını yeniden tanımlamış, İbn Sînâ’nın hilomorfik cevher teorisi için mereolojik olmayan bir yorum geliştirmiştir. Bu makale İbn Sînâcı felsefede on üçüncü yüzyıldan itibaren ortaya çıkan bu adımları, İbn Sînâ’ya özgü gerçekçiliğin dönüşümü olarak okumakta ve bu dönüşüme giderek artan zihinselci bir eğilimin eşlik ettiğini öne sürmektedi

Abstract

Onto-epistemological status of mental representations can be seen among the most controversial problems of Post-Avicennan philosophy. The problem has its roots on the one hand in Ibn Sīnā’s attempt to get a predicational unity between the layers of being and on the other hands in Fakhr al-Dīn al-Rāzī’s criticisms of mental existence and universality of mental exemplars. Al-Rāzī’s criticisms led the prominent followers of Ibn Sīnā to reconsider Avicennan principle of “preservation of essences in multi-layered being” and his conception of knowledge as an immaterial representation of nature. Against al-Rāzī’s criticism, al-Ṭūsī tried to narrow the ontological extension of essences and redefined universal predication. Quṭb al-Dīn al-Rāzī’s involvement in the discussion took the narrowing efforts to the next level. In addition to al-Ṭūsī’s narrowing the ontological extensions of essences through giving them only an epistemological role, Quṭb al-Dīn alRāzī downgraded their epistemological roles as well and counted them just as individual exemplars (mithāl) in an individual mind. And in addition to al-Ṭūsī’s hesitant rejection of universal natures in external world, he clearly rejects the existence of universal natures in the external world. His first position led him to redefine the notion of correspondence and universality, and his second position led him to propose a non-explanatory interpretation of Ibn Sīnā’s hylomorphic substances. In this paper, I will discuss the continuities and discontinuities of his interpretations in respect to Ibn Sīnā’s strong metaphysical realism and his philosophical project aims to construct the unity of essences in multi-layered being