Dergiler / NAZARİYAT İslâm Felsefe ve Bilim Tarihi Araştırmaları Dergisi / 2018 / Cilt: 4 - Sayı: 3
Osmanlı İlim Dünyasında İşrâkî Bir Zümreden Söz Etmek Mümkün mü? Osmanlı Ulemasının İşrâkîlik Tasavvuru Üzerine Bir Tahlil
- Sayfa
- 1–48
- DOI
- —
Özet
Bu makalenin cevap arayacağı iki soru İşrâkî felsefe ve İşrâkîliğin Osmanlı âlimleri tarafından nasıl algılandığı ve Osmanlı’da “İşrâkî-meşreb” bir zümrenin var olup olmadığıdır. Çalışmamızı bu iki minvalde tasarlarken, öncelikle bir hakikat arayışı olan İşrâkîliğin mahiyetine dair tartışmaların Osmanlı ilim camiasına hangi eserler aracılığıyla ve nasıl girdiğini sorguladık. İkinci olarak Osmanlı ulemasının İşrâkîliği nasıl tanımladıkları, kimleri bu zümre içerisinde gördükleri ve kendilerinin İşrâkîlikle ne gibi bir ilişkilerinin bulunduğunu eserleri üzerinden takip etmeye gayret ettik. İşrâkî felsefe, ilgili literatürde çoğunlukla kelam, tasavvuf, Meşşâî felsefe ile birlikte tartışıldığı için alternatif bir sistem olarak görülmüştür. Bununla birlikte İşrâkî felsefenin başından beri bu sayılan sistemler ve bunların alt kümeleriyle bir alışveriş içinde olması XIV. yüzyıldan itibaren İran ve Osmanlı coğrafyasında da varlığını sürdürmüştür. Bu sebeple araştırmamızın konusu olan Osmanlı dönemindeki İşrâkî bakışın ve yorumların bağımsız bir perspektif olmaktan ziyade diğer sistemler ile tedahül içinde olduğunu, yani yöntemsel bütünleşmeler ekseninde seyrettiğini söylemek mümkündür.
Abstract
The two questions that this article will seek answer for are how Ishrāqī philosophy and Illuminationism (Ishrāqī tradition) were perceived by Ottoman scholars and whether there is an “Ishrāqī circle” in Ottomans. While we framed our essay in such a way that it would address those discussions, we, on the other hand tried to find out how and through which literature the debates held on the Ishrāqī tradition found its way into the Ottoman scholarship. And secondly, we attempted to discover how Ottoman scholars defined this school and what their ties are to the Ishrāqī tradition via their own works. Since Ishrāqī philosophy has been subject to debates in the related literature, along with Peripatetic philosophy, theology and sufism, it was regarded as an alternative system of thought. Nonetheless, the interaction between the Ishrāqī philosophy and afore-mentioned systems as well as their subgroups continued in Persia and Ottoman lands since XIVth century. Therefore, it is possible to infer that Ishrāqī approach in the Ottoman era, which is the focus of our study, has intertwined and was in methodological integration with the others, rather than being an independent perspective.