Dergiler / NAZARİYAT İslâm Felsefe ve Bilim Tarihi Araştırmaları Dergisi / 2020 / Cilt: 6 - Sayı: 2
Taşköprîzâde’de Vebayı Önleme ve Tedavi Etmenin (Okült) Bilimi Üzerine
- Sayfa
- 129–162
- DOI
- —
Özet
Henüz çok az çalışılmış veba risaleleri on dördüncü yüzyılın ortasındaki kara ölüm kıyametinden sonra yüzyıllarca tekrarlayan salgınlarla Batı Avrasya’yı kasıp kavuran kültürel dönüşümlere tanıklık eder. Bu türe Osmanlı katkıları, emperyal-bilimsel erken modernitenin ortaya çıkışını izlememize olanak sağlaması açısından örneklik teşkil eder. Bu makale bilinen en kapsamlı ve yenilikçi İslami veba risalesini, Taşköprîzâde Ahmed’in (ö.1561) Risâletü’ş-Şifâ’sını sunmaktadır. Bu eserde ünlü Osmanlı hezarfeni, hem dinî hem rasyonel argümanlar takdim ederek okült bilimin vebayı önlemede ve tedavi etmede en deneysel yöntem olduğuna dair çok güçlü bir argüman oluşturur. Bu amaçla, eserin teorik ilk yarısını tevekkülü tesebbübe veya kör inancı “bilimsel yöntem”e tercih eden kaderci âlimlerin ve sûfîlerin eleştirisine ayırır; uygulamaya dair olan ikinci yarı ise yaşadığı dönemin tıbbi olarak en etkili bilimsel disiplini olduğunu düşündüğü, genel olarak Batı erken modernitesinin “kozmolojik tahayyül”ünü kapsayan, dünyanın pek çok düşünür ve fail tarafından matematiksel ve dolayısıyla sihirli bir şekilde izlenebilen bir metin olarak görüldüğü Yeni Pisagorcu bir bilim olan hurûfîliğe (ilm-i hurûf) ayrılmıştır. Okült bilimden hoşnutsuzluğumuza rağmen, Taşköprîzâde burada bir başka erken modern deneyci olarak adlandırılmalıdır
Abstract
The genre of the plague treatise, still little studied, testifies to the cultural transformations that swept western Eurasia after the Black Death apocalypse of the mid-fourteenth century, with recurrent outbreaks for centuries thereafter. Ottoman contributions to this genre are exemplary: they allow us to track the emergence of an imperial-scientific early modernity. This article presents the most comprehensive and innovative Islamicate plague treatise extant, Taşköprīzāde Aḥmed’s (d. 1561) Treatise on Healing Epidemic Diseases. Therein the celebrated Ottoman polymath makes a strong case, advanced by arguments both religious and rational, for occult science as the most empirical method for preventing and curing the plague. To this end, he devotes the theoretical first half of the treatise to a critique of fatalist scholars and sufis, who prefer tawakkul to tasabbub, or blind faith to “scientific method”; the practical second half is devoted to what he considers to be the most medically effective scientific discipline of his era, lettrism (ʿilm al-ḥurūf)—a Neopythagorean science encapsulating the new “cosmological imaginary” of Western early modernity generally, wherein the world was seen by many thinkers and doers as a mathematical and hence magically tractable text. Our distaste for occult science notwithstanding, Taşköprīzāde must here be named another early modern empiricist