Journals / Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dergisi / 2009 / Cilt: 26 - Sayı: 2

From simple to complex configuration : Sustainability of gestalt principles of visual perception within the complexity paradigm

Pages
309–323
DOI
—

Özet

Makale, 2006 ve 2007 Bahar dönemlerinde ODTÜ Mimarlık Bölümü’nde verilmiş bir yüksek lisans seçmeli stüdyosunun tasarım araştırmasını sunmaktadır. Bu tasarım araştırması, Gestalt kuramının görsel algı alanında geliştirmiş olduğu ilke ve kavramları karmaşıklık paradigmasının ürünü olan karmaşık ve kararsız biçimler bağlamında yeniden sorunsallaştırmayı amaçlamaktadır. Formel dil ve yöntemler karmaşık biçimlerin rasyonalizasyonunda giderek etkili olurken, bu biçimlerin algısal ve sezgisel kavranışındaki sorunlar da artmaktadır. Tasarım alanının güvenilir bir kaynağı olan Gestalt algı kuramının karmaşıklık paradigmasındaki kavramsal ve geometrik gelişmelerden ne olçüde etkilendiği ve bu gelişmelerin algı ve sezgi sistemlerine olan etkilerini araştırmak için tasarlanan, basitten karmaşığa uzanan temrinlerle yürütülen araştırmada, prägnanz, kapanma ve parça-bütün ilişkisi gibi niteliksel gestalt ilkeleri test edilmiştir. Berlin ekolü tarafından geliştirilen Gestalt algı kuramının temel varsayımı olan, zihnin algılamada en basit, en kararlı ve en bütüncül düzeni seçtiği fikri, Wertheimer’in prägnanz yasasında dile getirilmiştir. Prägnanz hem bazı nesne veya biçimlerin sahip olduğu bir tekillik ve ayrıcalık (simetrik, düzgün biçimler bu tanıma girmektedir), hem de nesne veya biçimin algısal ekonomisi veya basitliği olarak tanımlanmaktadır. Prägnanz yasasını tartışmalı kılan da bu iki tanımın genellikle birbirine eşdeğer olarak kullanılması, başka bir deyişle, basit ve kararlı biçimlerin iyi gestaltlar olarak kabul edilmesidir. Örneğin Gestalt kuramını yakından izleyen Bauhaus eğitiminde basit ve soyut biçimlerin yeğlenmesi ile bir estetik stilin de altlığının oluşturulduğu söylenebilir. Basitlik ve algısal ekonomi arayışı bütünün sezgisel olarak kavranabilirliği ile yakından ilişkilidir. Gestalt kuramında açıkça söylenmese de, burada sözü edilen bütünün ‘sınırlı’ ve ‘kapalı’ bir bütün olduğu düşünülmektedir. Bu sav, kuramın parça-bütün ayrışması ve kontur çizgisi gibi öğelere verdiği önem ile de bağdaşmaktadır. Sınırlı bütün kavramı, gestalt ilkelerinin belli geometrilerde geçerli olduğunu işaret etmektedir. Buna dayanarak, daha önce metrik geometride test edilen aynı ilkeler, biçimi biçimsizlik sınırına getiren topolojik değişimler bağlamında yeniden test edilmiştir. Biçimin durağan ve kararlı olmasını engelleyen bu değişimlere örnek olarak ‘blob’ kavramı çalışılmış ve ‘sınırlı bütün’, kapanma ve prägnanz gibi ilkelerin blob gibi şekillerin tanımladığı ve bu araştırmada ‘sınırsız bütün’ olarak adlandırılan, kapanmanın sürekli olarak ertelendiği ve görsel imgenin bir bütün oluşturamadığı durumlarda sorunlu çalıştıkları gözlenmiştir. Görsel bütünün gözlemlenmesini ve algılanmasını zorlaştıran veya erteleyen bir karmaşıklık eşiği aşıldığında bütünün kendisini en basit durumda tutma eğilimi zorlanmaktadır. Karmaşıklık karşısında insan algısındaki yetersizlikler, çağdaş görsel araştırmanın neden psikolojiden, neurobilimlerin sayısal ve bilişsel yaklaşımlarına kaydığını açıklamaktadır. Ancak, görsel dünyanın karmaşıklaşması, insan sezgi ve algısının yerine niceliksel modellerin konmasından çok, bu sistemlerin güçlendirilmesini gerektirmelidir çünkü biçimsel repertuarın genişlemesi, karmaşıklaşması ve zenginleşmesi yalnızca etkili bir algı kuramını değil, aynı zamanda bu biçimsel akışkanlığın ayıklanmasını sağlayabilecek bir estetik kuramını da gereksinmektedir.