Journals / Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dergisi / 2010 / Cilt: 27 - Sayı: 1
Ev Müze tarihi binalar için yeni bir işlev
- Pages
- 139–160
- DOI
- —
Abstract
As one of the influential by-products of Modernism, the enlightened envisioning of humanity, museums have been acting as the intellectual agents of society since the end of the 18th century. The development of “museology as a discipline” and “museum as a building type” in Turkey followed a different path from the established museum culture in Europe. That could have never been considered as a coincidence, as Modernism itself had revealed its own track in the country. Very few researches have been accomplished on the subject, and fewer have been published until recently. In the last couple of years, the seminal works of art historians and art critics such as Ali Artun and Wendy M.K. Shaw, initiated a necessary interest on museum studies in Turkey (1). While Artun collected the translations of selected essays in his book, he was claiming a “critical stand” for art museums in general. Besides the meticulous selection of the authors and the almost architectural structure of the book, its value lies in the fact that it is a translated anthology, which made this intellectual agenda available for the Turkish reader. Shaw, on the other hand, via narrating the history of a museum, presents an original idea supported by a vast amount of material on the “visualization of History in the Late Ottoman Empire”. At the first glance, it is a known nostalgia that is overruling her work, yet a thorough reading unveils a pride, which is again the common feeling supporting the contemporary criticism of the “project of Modernity” in Turkey.
Özet
Aydınlanma projesinin düşünsel ve kurumsal son ürünlerinden biri olarak ele alınan müzeler, 18. yüzyıl sonundan bu yana toplumsal dönüşümlerin temsil ortamı olarak değerlendirilmişlerdir. Türkiye’de Müze Bilimi’nin bir araştırma alanı ve müzenin de bir yapı tipi olarak gelişme süreci, Avrupa’daki benzerlerinden farklı bir yol izlemiştir. Modernism’in kendisinin de ülkede farklı bir süreçle evrildiği gözönüne alındığında, bunun bir rastlantı olduğu düşünülemez. Son yıllarda, özellikle sanat tarihçileri ve eleştirmenleri tarafından yayınlanan sınırlı sayıda kitap ve ilk mezunlarını 1990’lı yıllarda veren yüksek lisans programları, müze çalışmalarının akademik bir ortamda tartışmaya açılmasına öncülük etmişlerdir. Kültür ekonomisi, alan yönetimi, nesne kimliklendirmesi, ektileşimli sergileme gibi terimler, müze çalışanlarının günlük dilinin doğal parçaları haline gelmiştir. Buna koşut olarak yapılan yasal düzenlemeler, kamusal dönüşümler ve sivil toplum kurumlarının hazırladıkları değerlendirme raporları sonuçunda, müze bilimi üzerine eleştirel bir söylem oluşturulmaya başlanmıştır. Ancak bunlardan hiç biri, yıllardır konuyu gündeme taşımaya çalışan devlet müzelerinin serzenişlerini duyurmaya yetmemiş, tam tersine geri dönüşü olmayan bir özelleştirme sürecinin başlangıcı için beklenen uygun bir zeminin temel taşları olarak değerlendirilmişlerdir. Öte yandan, yeni kurulan ve sayıları hızla artan özel müzeler ve bu kurumlar tarafından düzenlenen uluslararası geçici sergiler, kamu oyunda yeni bir farkındalık yaratmaya başlamışlardır. Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, özellikle son yıllarda izlediği işletme politikası ile özerk bir kurum haline gelmiş, Türkiye müze çalışmaları için eşsiz bir örnek oluşturmuştur. Adı geçen müzenin önce “özel konuttan” “kamusal bir kuruma” dönüşmesi ve daha sonra tekrar kendini “özel bir kültür yatırımı” olarak tanımlaması sürecinin araştırılması, salt Türkiye müzeciliğinin bugün geldiği noktanın anlaşılması için değil, aynı zamanda ülkede Modernizmin eleştirisi ile gündeme gelen özel/kamusal ikililiğinin/karşıtlığının kuramsal yorumlara açılabilmesi açısından da önemlidir. Alman sosyal bilimci Jurgen Habermas’ın müzelerin doğum yılları ile çakışan dönemin kamusallığını ve bunun tarih içindeki yapısal dönüşümünü incelediği kitabı, bugün anladığımız anlamı ile “kamusal alan”ı yeniden tanımlarken, onun mekansal karşılıklarını da tartışmaya açmaktadır.