Journals / Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dergisi / 2010 / Cilt: 27 - Sayı: 2
1930' lu yıllarda Türkiye'de kent planlama deneyimi
- Pages
- 173–188
- DOI
- —
Abstract
Urban planning experience of Turkey in the 1930s constitutes a set of consistent policies and strategies. Establishment of a national economy and arrangement of the space of the nation-state were the main policies determining the major lines of policy-oriented urban planning experience in this period. Under this general political framework, the creation of a new capital and the establishment of industrial cities were the unique cases. These were seen as major means of regional development and interregional integration. Urbanization problem was approached in a comprehensive and holistic manner. In this policy framework, the significance of industrialization in urban-rural integration was emphasized. And the liberation of the rural labor was seen as the basis of social development and urban-rural integration. State factories appeared as the major agents of integration of industry with the city and the redefinition and the provision of public services. Public spaces of the Republic were emphasized and urban development was directed on the lands that were expropriated.
Özet
Türkiye’nin 1930’lu yıllardaki kent planlama deneyimi bir dizi tutarlı ve bilinçli siyasa ve stratejilerden oluşmaktadır. Milli ekonominin inşası ve ulusal devletin mekanının düzenlenmesi, bu dönemdeki siyasa yönelimli kent planlama deneyiminin çerçevesini belirleyen ana siyasalardır. Bu genel siyasal çerçeve altında, yeni bir başkent yaratılması ve sanayi kentlerinin kurulması özgün örneklerdir. Bütün bunlar bölgesel gelişme ve bölgelerarası bütünleşme açısından önemli araçlar olarak görülmüştür. Bu siyasa yönelimli gelişme modelinde, kentsel ve bölgesel gelişme sorunları birbirlerinden koparılmamaktadır. Bu dönemdeki devletçi siyasalar nedeniyle kentsel ve bölgesel ölçeklerde eşitlikçi ve adil bir gelişme modelini uygulama olanağı bulunmuştur. Kentleşme konusuna kapsamlı ve bütünselci bir çerçevede yaklaşılmış, kır ile kentlerin bütünleşmesinde sanayileşmenin önemi vurgulanmıştır. Bu dönemde, kırsal emeğin özgürleşmesi, toplumsal kalkınmanın ve kır-kent bütünleşmesinin temeli olarak görülmektedir. Devlet fabrikaları, sanayi ile kentlerin bütünleşmesinde ve kamusal hizmet sunumunun yeniden tanımlanmasında önemli aracılar olarak ortaya çıkmıştır. Cumhuriyetin kamusal mekanları vurgulanmış, kamulaştırılmış topraklar üzerinde kentsel gelişme yönlendirilmiştir. 1930’lı yıllarda, Sanayi Planları sayesinde, üretim süreci yönlendirilebilmiş ve toplumsal sermaye halkçı ve eşitlikçi kalkınma için kullanılabilmiştir. İlginçtir ki, dönemin Sanayi Kenti, Bahçe Kenti gibi şehircilik yazınında ortaya atılan başlıca kentsel gelişme modellerinin uygulamalarını Türkiye örneğinde açıklıkla görebilmekteyiz. Bu genel siyasalar altında, dönemin kent planlama yaklaşımı kestirime dayanmamaktadır. Tersine siyasa yönelimlidir. Yani Anadolu’nun kalkındırılması ve yeni gelişme merkezlerin yaratılması stratejisi saf iktisadi ölçütlerin önüne geçmektedir. Bu dönemde, toplumsal sermayeyi yönlendirmeye ve denetlemeye yönelik siyasalar ile yeniden bölüşüme yönelik siyasalar başbaşa yürümüş ve bu şekilde, İstanbul’un başatlığına karşı birçok büyüme kutbu yaratılabilmiştir.