Journals / Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dergisi / 2009 / Cilt: 26 - Sayı: 2

Wall paintings of Necip Özalp house in Gesi

Pages
91–102
DOI
—

Özet

Orta Anadolu’daki duvar resimleri Roma dönemine kadar gider. Kayseri civarındaki Gesi köyü yakınlarındaki mağaraların çeper ve tavanları da, tıpkı Ürgüp yöresinde görüldüğü gibi fresklerle süslenmiştir. Bunlar çoğunlukla dini içerikli yapıtlardır ve perspektif kuralları kullanılmadan, iki boyutlu olarak üretilmişlerdir. Orta Anadolu’da yaşanan mekanların bu şekilde süslenmesi, şu veya bu şekilde günümüze kadar sürmüştür. Onsekizinci yüzyılda, başta İstanbul olmak üzere, bazı kentlerimizin saray ve konaklarının duvarlarında resimler görülmektedir. Bunlar çoğunlukla, iki boyutlu bitkisel motifler, zaman zaman da manzara resimleridir. Sözkonusu resimler Avrupa’dan gelen ressamlar, daha sonra da onların yetiştirdiği veya onlardan esinlenen Osmanlı ressamları tarafından üretilmiştir. İki boyutlu resim geleneğinin önemli bir türü olan minyatür sanatı da o dönemde batı resminden etkilenmiş, minyatür yapan sanatçıların bazıları bilişsel bir evreden geçtikten sonra, yeni oluşmakta olan ressamlar grubuna katılmışlar ve üç boyutlu resimler yapmaya başlamışlardır. Bu makalede 19. yüzyıl sonu veya 20. yüzyıl başında Kayseri yakınlarındaki Gesi köyünde inşa edilmiş bir evin başodasının duvarlarında bulunan yedi resim incelenmektedir. Resimler, konu ve içerik olarak geniş bir yelpaze içinde yer alır. Bunlar yoğun kent içi görünüşlerinden, kır görüntülerine; evlerden, cami ve kiliselere; dumanı çıkan bir volkandan, deniz ve orman manzaralarına kadar çeşitli fiziki çevreleri betimlerler. Bütün resimler, dışta köşelerinde bitki motifleri olan dikdörtgen bir çerçeve, içte ise daha küçük boyutları olan elips veya daire biçiminde ikinci bir çerçeve içine boyanmıştır. Resimlerin çoğu temel perspektif kurallarına uyularak yapılmıştır. Bazıları zamanla solmuş, kullanılan renklerin çoğu canlılığını kaybetmiştir. Yapılan kimyasal analizler, resimlerin kireç suyuyla karıştırılan toprak boyalarla üretildiğini göstermiştir. Bu analiz, adı geçen dönemde İç Anadolu’da yapılan duvar resimlerinde kullanılan tekniklerden birine ışık tuttuğu için önemlidir. Makalede sözkonusu resimlerin incelenmesinin İç Anadolu süsleme sanatına ilişkin anlayışımıza yaptığı katkılar tartışılmaktadır.