Journals / Marmara Türkiyat Araştırmaları Dergisi / 2019 / Cilt: 6 - Sayı: 2
REŞAT NURİ GÜNTEKİN’İN ESERLERİNDE İNANMA İHTİYACI
- Pages
- 257–268
- DOI
- —
Abstract
Despite growing up in a cultural place in which positivism, advocted by Beşir Fuad, wasn’t encluded, in fact strengthening its existence completely and defending ideas that were suitable for that thought in a large scale in his pieces, Reşat Nuri Güntekin, mentioned the need of belief that human soul fell into and the conflict, it has lived in that sake with a realistic point of view in his two stories and one novel. Both coterie the author connectted with and the manner he adopted despite his own frame of mind shows that Reşat Nuri approached to the human and his problems neutrally in the public vs. person conflict. After settting forth how positivism was born and what it meant in Ottoman Empire which gave importance to religion a lot, Reşat Nuri Güntekin mentioned in his story characters and their behaviors against the problems which are efforts to cling to the life and society. The writer who mentioned the depressions of belief that his own generations experienced in the stories of “Sönmüş Yıldızlar”, “Bir Yudum Su” and in the novel of Gökyüzü attracts attention to the need of belief while sets forth ironically how inadequate the ideological thoughts are on understanding and consoling the complicated structure of human soul.
Özet
Reşat Nuri Güntekin, ülkemizde Beşir Fuad’ın savunuculuğunu yaptığı pozitivizmin dışlanmadığı, hatta varlığını iyiden iyiye güçlendirdiği bir kültürel çevrede yetişmesine ve yazdığı eserlerde büyük ölçüde bu düşünceye uygun fikirler savunmasına rağmen iki hikâyesi ve bir romanında insan ruhunun içine düştüğü inanmak ihtiyacını ve bu uğurda yaşadığı çatışmaları gerçekçi bir bakış açısıyla konu edinmiştir. Yazarın gerek mensubu bulunduğu zümre gerekse de kendi düşünce yapısına rağmen böyle bir tavır sergilemesi, onun, toplum – birey çatışmasında insan ve onun meselelerine tarafsız bir şekilde yaklaştığını gösterir. Çalışmamızda önce halifelik gibi dinî ve siyasî bir makama sahip olacak kadar dini ve dinî hayatı önemseyen Osmanlı İmparatorluğu’nda, pozitivizmin nasıl doğduğunu ve ne anlama geldiğini çok kısa bir şekilde ortaya koyduktan sonra Reşat Nuri Güntekin’in pozitivist düşüncenin tesiri altında inançsızlaşan ve yaşadığı topluma yabancılaşan hikâye kahramanlarının, cemiyete ve hayata tutunma, ölüm ve ölüm ötesi gibi aşkın (transandantal) konular karşısında tüm idealist tavırlarına rağmen çaresiz kalarak dine yönelmelerini konu edinmesini inceleyeceğiz. Bir anlamda kendi neslinin yaşamış olduğu inanç buhranlarını “Sönmüş Yıldızlar”, “Bir Yudum Su” adlı hikâyelerinde ve Gökyüzü romanında konu edinen yazar, ideolojik düşüncelerin insan ruhunun karmaşık yapısını anlamada ve teselli etmede ne kadar yetersiz olduğunu ironik bir şekilde ortaya koyarken inanma ihtiyacına da dikkat çeker